"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Bir İstanbul gecesinde Ege’nin şaraplarını konuşmak

FIRSAT bulup gidememiştim.
Ona “Et profesörü” diyorlar.
Ayşe Arman ise “Etlerin efendisi” demişti.
Bahsettiğim yer Nusret...
Doğuş Grubu isim hakkına yüklü bir miktar ödeyip yeni bir adrese taşınınca dikkatleri daha fazla çekti.
İstanbul’a geleceğimi öğrenen İzmirli arkadaşlarımla Nusret’te buluştuk.
Aslında etle aram pek iyi değildir. Birkaç ay yemesem de olur. Vejeteryan değilim ama yakın sayılabilirim.
Doğrusunu söylemem gerekirse, o akşam kendi adıma bir rekor kırmış sayılabilirim. Her şey güzeldi, her şey kararındaydı, her şey lezzetliydi.
Ve de İzmirli dostları da görünce her şey de keyifliydi.
“Nusret” i yaratan Nusret Gökçe’yle de tanıştık, biraz sohbet ettik.
Etin alınmasından masaya gelinceye kadar olan bütün detayla ilgilenen Nusret, o akşam kalktı yanımıza kadar gelip kendi elleriyle servis yaptı. İşini seven insan başka oluyor. Enerjik, yerinde duramayan bir adam... Sevimli, samimi, içten biri... Kısa sohbet etmemize rağmen çok sevdim. Bu kadar kısa sürede ünlenmesinin nedenini anlamış oldum.
Dediğim gibi ben yediklerimden çok keyif aldım.
Siparişlerin tamamını Nusret’e bıraktık. Daha doğrusu siparişe bize karıştırmak istemedi.
“Siz tek şaraba bakın” dedi.

Bir İstanbul gecesinde Ege’nin şaraplarını konuşmak

Gecenin başlangıcında elbette İzmir’den konuştuk. Arkadaşlarım çok sık İzmir’e geliyor, özellikle yazları Çeşme’den çıkmıyorlar ama yine de benden bazı şeyleri duymak istediler.
Ben de onlara açılan yeni mekanları, ortak dostları, yeni projeleri, İzmir’le ilgili iyi haberleri anlattım.
Ve de giderek yükselen Ege şaraplarından söz ettim.
Gerçekten de Egeli markalar, birkaç yıldır başarı hikayesi yazıyorlar, yarışmalarda en yüksek puanları alıyorlar.
O zaman dedik ki...
“İzmir şarabı içelim, Ege üzümlerinden yapılmış bir beyazla başlayıp kırmızıyla devam edelim...”
Şarap menüsü istedik.
Artık menülerde İzmir şaraplarını daha fazla görmeye başladık, yakın bir geçmişe kadar bu yoktu.
Nusret’in listesindeki Egeli şaraplara önce bir göz attım.
LA Şarapçılık vardı, Sevilen’in iki şarabı, Urla’nın iki şarabı, Mehmet Atay’ın Prodom’u...

Listede olmayıp da Kav’da olan başka şaraplar da vardı. Yani bu saydığım markaların farklı ürünleri de raflardaydı.
Bir kere buna sevindim, çünkü Egeli şaraplar daha fazlasını hak ediyor.
Ve çok iyi biliyorum ki...
Fiyat kalite dengesine baktığımda, rakiplerine göre çok daha iyi durumda görünüyorlar.
Şahsen ben İzmirli şarapları tercih ediyorum ve birçok kişinin de bu yönde tercih kullandığını biliyorum.

O müthiş etlerin yanında, İzmir şaraplarını sipariş ettik.
Peki gerçekten Nusret’i tanımaktan, Nusret’in lezzetini tatmaktan keyif aldığım o gecede eleştirdiği konu neydi?
Hem Nusret’e hem de Sevilen’in Yönetim Kurulu Üyesi Enis Güner’e aynı anda söyledim.
Menü listesindeki en pahalı şaraplar Egeli şaraplardı.
Ben buna itiraz ettim.
Dedim ki...
“Bu fiyatlarla Ege’nin bu güzel şaraplarını içmeyin” diyorsunuz.
Ya da tercihi başka yere kaydırıyorsunuz.
Nusret hak verdi, Enis zaten işin peşinde...
Çok iyi biliyorum ki, Enis, enerjisinin büyük çoğunluğunu bu iş için harcıyor.
Yani daha çok pazarlamaya, ürünlerini anlatmaya...

Özetle...
Ege’nin üzümlerinden yapılmış şarapları bundan sonra daha çok konuşuyor olacağız.
İzmir’in şarapları artık İstanbul’un ünlü restoranlarının menülerinde daha fazla yer bulmaya başladı. Bu da sevindirici bir gelişme...
Ama dediğim gibi restoranların fiyatları en azından diğer rakipleriyle aynı olmalı. Aynı olmalı ki, tercih edilsinler...
Tercih edilsinler ki, denensinler ki...
Bir daha başka bir arayışa girmesinler...

X