"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Bir imar cinayeti

ÇIRAĞAN semt sakinleri (www.ciraganadokunma) vahim bir durumu kamuoyuna açıklıyorlar:

TOKİ’nin özelleştirmeye çalıştığı Ataköy Sahili, 700 yıllık ünlü Kuzguncuk Bostanı derken İstanbul’daki neredeyse tüm kamusal yeşil alanları rant uğruna peşkeş çekmeye çalışanlar şimdi de elini tarihi Beşiktaş Çırağan semtine attı. Üzerinde tescilli bir tarihi çeşme ve asırlık ağaçlar bulunan, mahallelinin tek nefes alanı Fıstıklı Meydanı, Vakıflar Müdürlüğü tarafından üstelik var olan fiili yolları da yok ederek, çıkmaz sokaklar yaratarak çok niteliksiz bir konut projesine çevrilmek üzere 11 Ocak 2011’de kat karşılığı ihaleye çıkartıyor.
Yıldız Parkı’na komşu olan mahallede yapı yükseklik izni parkın silüetini bozmamak için 9,5 m ile sınırlandırılmış durumda. Fakat her ne hikmetse parkın hemen paralel sokağında yapılması planlanan dev beton yığını için izin verilen yükseklik 15,5 metre! Usule aykırı durum bununla sınırlı değil. Mahallenin fiili yolları eşine dünyada çok az rastlanır şekilde binanın altında kalıyor. Zaten çok dar olan yollar çıkmaz sokak oluyor. Bu, bir yangın çıksa, acil ambulans gerekse mahalleye ulaşımı imkansız hale getirecek. Fakat asıl önemlisi bahsi geçen minik yeşil alan 1999 depreminde semt sakinlerinin kaçıp toplandığı nokta. Bir deprem olsa başka da kaçacak yerleri yok. 
Bu alanlar, halkın ortak malıdır ve devletin kurumları tarafından korunması gerekmektedir. Hele ki tarihi dokuya sahip bir mahallede ise, üstelik üzerinde tescilli bir çeşme ve asırlık ağaçlar barındırıyorsa, derhal park alanına çevrilmelidir. Nitekim birkaç yıl önce imar planına yapılan itirazlar neticesinde Beşiktaş Belediyesi 25 farklı kurumdan görüş alarak 1/1000’de burayı yeşil alana çevirirken Büyükşehir Belediyesi 1/5000 planına uymuyor diyerek olmayacak sudan sebeplerle yeniden konut alanına çevirmiştir. Bu da eşine çok az rastlanır bir durumdur ve kesinlikle kamu yararı dışında bir düşüncenin ürünü olduğu açıkça meydandadır.
Karşımızdaki küçük gibi görünen bu örnek aslında İstanbul’da kent içinde kalan bir avuç yeşil alan ve tarihi dokunun ne kadar vahim bir şekilde, umarsızca, rant uğruna acımasızca yok edildiğinin çok açık bir kanıtıdır. 
Şehircilik ilkeleri ve planlama tekniklerine aykırı bu durumun en kısa zamanda engellenmesini açık yüreklilik ve çok hassas bir duyarlılıkla istiyoruz. Mahalleli olarak, semtimize, tarihimize, yollarımıza, yeşilimize ve kentlilik hakkımıza sonuna kadar sahip çıkmaya kararlıyız. İstanbul’un rant uğruna gerçekten bir yudum nefeslik yer olmayacak şekilde özelleştirilmesine karşı olduğumuzu bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz.

GÜNÜN SÖZÜ

“Adaletsizliği önleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir.
Fakat “itiraz etmeyi” beceremediğiniz bir zaman asla olmamalıdır.”
(Elie WİSSEL)

Adli anarşiye çare

SİLAHLI kuvvetlerimizin personel rejimi, adalet ve idare mensuplarına örnek olsun.
Mahrumiyet bölgelerindeki kolordu ve tugay gibi kuruluşların başında bir yüzbaşı veya binbaşı gördünüz mü?
Ama, aynı bölgelerde generallerin görevi kadar önemli adli ve idari görevlere, 1-2 yıllık staj sonrası hep gençler atanmaktadırlar. Uzman bir savcı, hakim veya kaymakam görmek çok zor.
Keza, refah bölgelerinde yani Ankara, İstanbul ve İzmir’de bir bölük veya taburun başında, bir general göremezsiniz. Fakat, aynı bölgelerde, savcı yardımcısında, sulh ceza ve hukuk hakimliğinde, az tecrübeli gençler yerine, emeklilikleri yakın, rehavete dalmış yüzlerce tecrübeli hakim ve savcı görürsünüz.
Silahlı kuvvetlerimizi yıpratan darbe potansiyelini pekiştiren askeri eğitim ile bu tip eğitimden medet bekleyen ‘sentetik’ Atatürkçüler yüzünden, gerçek Atatürkçü CHP de menfi yönden nasiplenmektedir.
Bu eğitimin sosyal ve kuru Atatürkçülük taassubu dışında askerlerimizin personel rejimini, vefa veya fedakarlığı ile ahlakını örnek alırsak, daha çok demokratlaşamaz mıyız?
Ah, biçare Türkiye adliyesi...
Mehmet FEYYAT
1977’de emekli C.Savcısı

Ey insaf İspark!

İSPARK, şehir trafiğine hayli katkısı olan bir uygulama idi. Kadıköy’deki büyük parka araçlarını bırakan İstanbullular karşıya vapurlarla geçerek zaman kazanıyorlar. Aynı şekilde Bakırköy’den deniz otobüsü ile gelenler, gece bıraktıkları araçlarını alıp Kadıköy’den Anadolu yakasındaki işlerine gidiyorlardı.
Sanırım eylül ayında, o güne kadar 5.00 TL. olan gün boyu park ücreti 6.00 TL’ye çıkartıldı. (%20 zam!) Bu yılbaşı ise sessiz sadasız bu rakam 8.00 TL oldu.(% 33.3 zam!) Yani 3-4 ay içinde %60 zam yapılmış oldu. Hükümetin yıllık enflasyonu %6.4 ilan ettiği yerde %60 zam nedir diyen yok ne yazık! Hani park gideri petrole falan bağlı olsa neyse!
Tek gider personel ücreti. Personele ise ne zam yaptıkları malum.
Sanırım bu İspark’ları satmak için cazip kılmanın bir yolu! Satın alanın bu ücretleri nereye taşıyacağı ise ayrı bir konu. İspark’ı insafa davet etmenin bir yolu olmalı.
C. NASÖZ

Biliyor musunuz: Çiller’e ‘Dön’ çağırısı

- 15-16 Ocak’ta toplanacak DP olağan kongresi öncesinde 72 il başkanının, yarın Yeniköy’deki yalısının önünde toplanarak Tansu Çiller’e ‘tarihi sorumluluğunu’ yerine getirmek üzere ‘dön’ çağrısında bulunacaklarının bir bildiri ile açıklandığını...
- ATATÜRK havalimanı Dış Hatlar’daki mescitte cuma namazında hutbeye çıkan imamın Türkçeden sonra aynı vaazı İngilizce olarak vermeye başladığını...
- CHP İstanbul Milletvekili Ahmet Tan’ın Adalet Bakanı’na “Tahliyelere kamuoyunda oluşan tepkileri; Yargıtay’ın yapısını iktidar lehine değiştirmek için bir fırsat olarak kullanmayı mı düşünüyorsunuz? İstinaf mahkemelerinin, üniter yapıya ters düşmemesi ve ‘eyalet mahkemelerine’ dönüşmemesi için ne gibi önlemler almayı düşünüyorsunuz? Bu mahkemeler, ABD Adalet Bakanlığı ile işbirliğiniz kapsamına girmekte midir?” dediğini...

X