Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir ibret belgesi

Tufan TÜRENÇ

Yaşam engebelerle dolu, uzun, meşakkatli bir yol. Bu yolda ilerlerken insanlar ne kadar deneyim kazanırsa kazansın yine de başlarına geleceği kestiremiyorlar.

Bu yolda sevgiler, güzellikler, dostluklar kadar çirkinlikler, yalan dolan, ihanet de var.

Bugün bir belge yayınlıyorum.

Bu belge politikacılara ibret olsun.

Bu satırları yazan, yıllarını politikaya vermiş bir kişinin düştüğü hüzün verici duruma kimse düşmesin.

İlkeli politika yapmanın ne kadar önemli olduğunu gösteren bu acı dolu belgeyi hep birlikte okuyalım:

‘‘Sayın Türenç,

27 Şubat Cumartesi günkü 'Haset Bey kaydı gitti' başlıklı yazınızı okudum. Politika arenasındaki benimle Tansu Hanım arasında geçen maceranın geleceğin tüm politikacılarına bir ibret dersi olmasını diliyorum.

Yazınızın içeriğindeki iki konu hariç, tamamındaki ifadenize aynen iştirak ediyorum. Benim için çok acı olan bir gerçeği beni incitse de bu yazınızla haklı olarak dile getirdiniz.

Sayın Türenç, ben Sayın Cumhurbaşkanı'nı 1956 yılından beri tanırım. Uzun zamanlar en yakınında bulunan üç beş kişiden biri oldum. Şimdiye kadar kendisine karşı en ufak bir saygısızlıkta bulunduğumu hatırlamıyorum.

12 Eylül ihtilalinden sonra partiler kapatıldı. Sayın Demirel ikinci kez sürgüne, yani Zincirbozan'a gitti. Oradan verdiği talimatla, güvendiği içinde bulunduğum beş kişiyle beraber DYP'yi bütün Türkiye'de kurduk ve teşkilatlandırdık. Bu arada ihtilal idaresiyle aramızda geçen macera filmlere senaryo olacak niteliktedir. Teferruata girmek istemiyorum.

Ben kendi elimizle kurduğumuz partinin, yaşayıp gelişmesi için arkadaşlarımızla beraber mücadele verdim.

Tansu Hanım'la Sayın Demirel arasında geçen olaylar dolayısıyla hatta Tansu Hanım'ın son yıllarda bana karşı olan tutumundan dolayı, 5 arkadaşımızla kurup teşkilatlandırdığımız partiyi terk edemezdim. Yine de terk etmeyeceğim. Politikaya devam edeceğim. Temelinde Sayın Demirel'in iradesinin ve demokrasi mücadelesinin ürünü olan ve bize kurdurduğu bu partiyi terk etmediysem, bunun nedeni Sayın Demirel'e ihanet değil, her şeye rağmen onun eserinin yaşatılma arzusudur.

1963 yılından beri partiye kayıtlı üyelerle ve hákim kontrolündeki seçimlerle aday yoklamasını kazandım. Bu şekilde adaylığı kazanan parlamentoda kaç kişi var bilmiyorum.

Son seçimde de böyle istedim, seçim maalesef parti kontrolünde ve televizyonların tespit ettiği gibi oy için girenin çıkanın belli olmadığı panayır havasındaki görünümle sonuçlandı.

Bu komedi durum ise sanki ben önseçim kaybetmişim gibi ilan edildi. Ben seçim kaybetmedim. İyice bağlı aslan olarak kedilere boğduruldum.

Size kızmıyorum. Bir ibret dersi olacak gerçeği ben dahil herkesin gözü önüne serdiğiniz için sizi kutluyorum.

Dr. Esat Kıratlıoğlu.’’

Ben yazımda Esat Kıratlıoğlu'nu politik yaşamının Tansu Çiller'le ilgili bölümünde ilkesiz davrandığı için eleştirmiş, milletvekillerinin liderlerine kulluk yapmasının onurlu bir davranış biçimi olmadığını yazmıştım.

Bu tür ilkesiz politikaların ülkemize zarar verdiğini, halkımızı umutsuzluğa sürüklediğini vurgulamıştım.

Esat Bey'in durumunun aynı yolu izleyenlere ders olmasını dilemiştim.

Esat Bey incindiğini ve kızdığını belirtiyor ama yazılanın tamamının gerçek olduğunu da kabul ediyor.

Bu mektup baştan sonra ibret alınacak özeleştirileri içeriyor.

Dilerim bütün politikacılara ders olur.



X