Dünya Haberleri

DÜNYA

    Bir hayalin peşinde

    Hürriyet Haber
    04 Mayıs 2010 - 00:00Son Güncelleme : 04 Mayıs 2010 - 11:45

    Roei Sadan, 28 yaşında bir İsrailli. Tam 2 yıl 9 aydır dünyayı bisikletle geziyor. Şu ana kadar 44 bin kilometre pedal bastı, 29 ülkeye gitti ve 4 kıta geçti. Kendi deyimiyle “hayalini gerçekleştiriyor”. Sadan’la geçen hafta içinde geldiği İstanbul’da bir araya geldik. Sadan, İstanbul’da kendisi için uzun sayılabilecek bir mola verdi, şimdi yolculuğuna devam ediyor. İsrailli maceraperest, İstanbul’da iki yıl sonra babasıyla da buluştu.

    Bütün yolculuğunu www.dreamwithopeneyes.com adresindeki internet sitesinde an be an yayınlayan Sadan, yaşadıklarını, gördüklerini, başından geçenleri hurriyet.com.tr’ye anlattı:

    BİSİKLETLE DÜNYAYI DOLAŞIYOR

     

    Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

    28 yaşındayım. İsrailliyim. Sadece hayalini gerçekleştiren normal bir insanım. Hayalim dünyayı bisikletle gezmek ve şu an itibariyle tam olarak 2 yıl, 9 aydır da

    İrem KÖKER yazıyor hurriyet.com.tr

     bunu yapabildiğim için çok mutluyum.

    Ne zaman başladınız ve İstanbul’a kadar nerelerden geçtiniz?

    Temmuz 2007'de Alaska'dan başladım. ABD'yi boydan boya geçtim. Orta Amerika'ya geldiğimde Panama kanalından Güney Amerika'ya geçtim. Kolombiya, Peru, Ekvador, Bolivya, Şili ve Arjantin'i geçtim. Yani Güney Amerika'nın en güney ucuna kadar gittim. Ve bütün bu seyahati bisikletle yaptım, otobüs ya da başka bir ulaşım aracı kullanmadım. Ancak bisikletle gidemeyeceğim yerlerde tabii ki başka ulaşım araçlarına da bindim. Güney Amerika'nın en güneyine ulaştığımda artık kıta değiştirmem gerekiyordu. Bu nedenle de uçak kullanmak zorunda kaldım. Uçakla Güney Afrika'ya geçtim.

    Afrika’da bu sefer güneyden kuzeye yolculuk ettim. Güney Afrika, Malavi, Mozambik, Tanzanya, Etiyopya'ya gittim. Afrika'dan sonra bir haftalığına İsrail'e uğradım. Ailemi, arkadaşlarımı gördüm. Sonra Avrupa’ya, İspanya'ya uçtum. Avrupa'da da İspanya, Fransa, İsviçre, İtalya, Yunanistan... Ve şimdi de buradayım, Türkiye'de.

     

    Peki bundan sonra nereye gideceksiniz?

    Bundan sonra İstanbul’dan Samsun üzerinden Gürcistan’a geçeceğim. Sonra sırasıyla Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgizistan, Çin, Tibet, Vietnam ve Kamboçya'ya gitmeyi planlıyorum. Avustralya'ya geçip turu tamamlayacağım.

     

    Bu hayali gerçekleştirmeye nasıl başladınız? Nasıl oldu? Yani bir sabah uyandınız ve hadi bisikletimi alıp dünyayı gezeyim mi dediniz?

    Hayır öyle olmadı. Küçükken basketbol oyuncusu olmak istiyordum. Olmak için de çok uğraştım. Başka etkenler de oldu ancak işin gerçeği basketbol oyuncusu olmak için yeterince iyi değildim. Ama elimden geleni yapmaya çalışıyordum. Sonra askerlik geldi, askere gittim...

     

    Ne kadar sürdü askerlik?

    Üç yıl. Askerdeyken üç ay dağ tırmanma eğitimi aldım. Askerliğim bitince İsrail'in kuzeyinden güneyine kadar yürüdüm. Önce kendi ülkemi görmek istedim. Sonra para biriktirmek için bir işe girip çalıştım. Ondan sonra Himalayalar’a gittim. Himalayalar’da 14 ay yaşadım. Yürüyerek dağları gezdim. Çok olağanüstü şeyler gördüm ve yaşadım.

    Sonra kendime, "peki şimdi sırada ne var" diye sordum. Param bitmişti ve İsrail'e dönmüştüm. O sıralarda bir kitap okudum. Benim şu anda yaptığımın bir benzerini yapan birisinin kitabını. Ve karar verdim, araştırmalara başladım. Para kazanmak için bir işe girdim.

    Daha önce profesyonel anlamda hiç bisiklete binmemiştim. Sadece her çocuk gibi çocukluğumda bisiklet kullanmışlığım vardır. İlk maaşımla bisikletimi aldım. Adı Emuna, İbranice’de inanç anlamına geliyor.

    Planlama yapmaya başladım. İnternette uzun uzun araştırmalar yaptım ve altı ayın sonunda "tamam, artık başlayabilirim" dedim. Yani bir sabah uyandım ve yola çıktım diye bir şey yok.

    Dersime çalıştım. Bu benim ev ödevim. Rotamı vize sorunu olmayacak ülkelere göre belirliyorum. Eğer nereye gitmem gerektiğini bilmezsem ve bir ülkeye gittiğim zaman vize sorunuyla karşılaşırsam ödevimi yapamamış olurum. Eğer iyi planlama yapmaz ve dersinize çalışmazsanız o zaman hayalinizi gerçekleştiremezsiniz. En hevesli şekilde başladığınız hayaliniz bile bir hafta içinde sona erer. Ben de çok zorluklar yaşadım, birçok kırılma noktası yaşadım.

     

    İLK 10 GÜNDE, 15 KİLO

     

    Mesela?

    Mesela Alaska'da geçirdiğim ilk 10 gün içinde 15 kilo verdim. Çünkü 800 kilometre pedal bastım ve bu mesafe içinde yemek alınabilecek bir tek bir yer vardı. Bütün zorluklara rağmen vazgeçmedim. Çünkü geçtiğiniz her dağ, üstesinden geldiğiniz her zorluk sizi biraz daha güçlü kılıyor. Ve başardım diyorsunuz.

     

    Şu anda çalışmıyorsunuz. Her ne kadar sadece bisikletle yapılan bir seyahat olsa da mutlaka masraflar oluyordur. Nasıl karşılıyorsunuz?

    İşe ordudayken biriktirdiğim parayla başladım. Ayrıca ailem çok zengin olmamalarına rağmen bana yardım etti. Arkadaşlarım da destek çıktı. Daha sonra maden suyu şirketi Eden, sponsorum oldu. Zaten Afrika'dan sonra İsrail'e dönüşüm de bu sponsorluk anlaşması nedeniyleydi. Ve şimdi maddi anlamda çok daha rahatım. Bu nedenle onlara teşekkür ediyorum. Eğer sponsor olmasaydı bunu sürdürebilir miydim bilemiyorum.

    Zaten gittiğim yerlerde çadırım var, onu kurup, orada kalıyorum. Ama Afrika'nın bazı yerleri gibi çok tehlikeli yerlerde çadırımı kurmadım, elbette ki. Ayrıca Afrika ucuz bir yer. Geceliği 1 dolara otel odası tutabiliyorsunuz.

     

    Afrika maceranız nasıl geçti?

    Tabii Afrika'nın riskli yerlerine gitmedim. Nispeten istikrarlı bölgelerini tercih ettim. Ama yine de insanlar beni gördükleri zaman uzaydan gelmişim gibi bakıyorlardı. Düşünsene turuncu top sakallı bir adam, bisikletiyle karşılarına çıkıyor. Oldukça şaşırıyorlardı ve ellerinden geldiğince beni ağırlamaya çalışıyordu.

    Bir keresinde bir kabile şefi, bana elleriyle yemek yedirmek istedi. Neticede Afrika'dasınız ve kabile şefine hayır diyemiyorsunuz. Yedim. Sonra sordum bu neydi diye. "Miyav, miyav" dediler. Ne yapabilirsin ki? Hiçbir şey. Ama kabul etmeliyim ki tadı fena değildi.

     

    SOYGUNA UĞRADIM

     

    Bütün yolculuk sırasında başınıza başka neler geldi?

    Aslanların ve ayıların olduğu yerlerde uyumak zorunda kaldığım oldu. Afrika'da sıtma geçirdim. Mozambik'te bir hafta hastanede kaldım. Ayrıca iki defa da araba çarptı. Kaza geçirdiğimde de hastaneye yattım, çok önemli bir şey değildi. Bolivya'da araba bana vurdu ve kaçtı. En çok üzüldüğüm araba bana çarptığında yere düştüm ve kaskım kırıldı. Yerden kalkamadım ve bana yardım etmeye kimse gelmedi. Meksika'da silahlı soyguna uğradım. Ama kendimi şanslı görüyorum. Üç yıl oldu ve şimdi burada seninle konuşabiliyorum.

     

    Neler yaşadınız? Sizi en çok etkileyen ne oldu?

    Neler yaşamadım ki? Afrika’dan çok etkilendim. İnsanların hiçbir şeyi olmadan nasıl yaşadıklarını gördüm. İstanbul’da babamla buluştuğum an da çok özeldir benim için. Benim için en özel anlardan birisi Meksika’da balinalarla yüzmemdi. Annem küçükken odamın duvarlarına balina çizerdi. Meksika’da da kendimi tekrar çocukluğumda buldum sanki. Benim için çok ama çok özel bir andı.

     

    Seyahati ne zaman tamamlamayı planlıyorsunuz?

    2011'in yazında. Son durağım Kudüs'teki Ağlama Duvarı olacak. Amman'dan Kudüs'e bisikletle geçeceğim. Büyük bir organizasyon yapılması planlanıyor.

     

    Yolculuk bitince ne yapacaksınız? Bunu hiç düşündünüz mü?

    Evet. Tahmin edebileceğin üzere, düşünecek çok vaktim oldu. Yolculuk bittikten sonrası için birkaç fikrim var. İlk önce bu yolculuk bittiğinde gerçekten çok ama çok mutlu bir adam olacağım. Sonra İsrail’in kuzeyinde sessiz sakin bir yere gidip, bir altı ay falan orada kalıp, maceramı kitaplaştırmak istiyorum. Biraz kendi başıma kalıp dinlenmek ve yaşadıklarımı hazmetmek istiyorum.

     

    TÜRKİYE BÜYÜLEYİCİ

     

    Bu kadar yer gezdiniz. Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Büyüleyici! Kesinlikle büyüleyici! Bir ülkede olabilecek bütün güzellikler burada var. Burada daha fazla zaman geçirmek isterdim. Ancak programıma bağlı kalmam lazım. Ama Türkiye’ye tekrar geleceğimden eminim. Kapadokya’yı, Kaçkarları, Ağrı Dağı’nı görmek istiyorum. Sonuçta komşu sayılırız, değil mi?

     

    Neden babanızla buluşmak için Türkiye’yi tercih ettiniz?

    Babam hayatında ilk kez İsrail dışına çıkıyor. Onun kendini yabancı hissetmeyeceği ve hoşuna gideceği bildiğim bir yeri seçmek istedim. Bunun için de Türkiye’den iyisi yok. Avrupa’da başka bir yerde olabilirdi. Ama soğuk, pahalı ve Türkiye kadar canlı değil. O yüzden burayı seçtim.

     

    İsrail ve Türkiye arasında yaşanan krizler nedeniyle birçok İsrailli turistin Türkiye’ye gelişini iptal ettiği söyleniyor…

    Evet. Olanları takip ediyorum. Ama şunu fark etmeliyiz: Devletler arasında her zaman sorunlar olabilir ancak iki halk arasında da çok fazla benzerlik var. Bölgemizdeki tek demokratik ülkeler biziz. İlişkilerimiz çok ama çok geçmişe dayanıyor. Evet arada krizler olabilir. Ama en nihayetinde bizler dostuz. Bu kadar çılgınca şeylerin yapılmış olması çok üzücü. Bizim dışişleri bakan yardımcımızın (Danny Ayalon) yaptığından ben de utandım. Ama hepimiz insanız, hatalar yapabiliriz. Bunların üzerinde durmamak, benzerliklerimize odaklanmak lazım.

     

    Bu yolculuğa aileniz nasıl bakıyor? Onlarla sık sık konuşabiliyor musunuz?

    Nerede olduğuma bağlı. Ama en az haftada bir anneme iyi olduğumu haber vermem gerekiyor. Haber vermemin zor olduğu bir yere gidiyorsam anneme onu bir süre arayamayacağımı söylüyorum, bir sorun olmuyor.

     

    "KAFASINA KOYDUĞUNU YAPAR"

     

    Bu sefer Roei’yin babasına soruyoruz: Size yolculuğundan ilk bahsettiği zaman tepkiniz ne oldu?

    “Vay be!” dedim.

     

    “Sen deli misin ne yapmaya çalışıyorsun?” demediniz mi?

    Roie kafasına koyduğunu yapan bir çocuk. Biz ne dersek diyelim, bunu yapacağını biliyorduk. O yüzden biz de ona destek olduk.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı