Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir gün uyanacak mıyız?

ZORLU Holding Yönetim Kurumlu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu:"Türkiye’deki yüksek faiz dünyanın neresinde görülmüş? Dolar getirisi yüzde 35 olan bir cennetten kim çıkar?" diyor. (Milliyet 3 Ekim)

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı’nın sözleri de Zorlu’yu destekliyor:

"Yüksek faiz, yatırıma yönelecek sermayenin aklını çeliyor. Yüksek faiz lobileri bir yerleri kuşatmış, kemik bir yapı oluşturmuş... Asıl sorun bu..." (Cumhuriyet 4 Ekim)

İşte, "İyiye gidiyor" denilen ekonomimizin özeti bu! Aslında Türkiye yüksek faizle yolunuyor, soyuluyor, gelecek kuşaklara bir borç batağı bırakılıyor.

Varsa yoksa sıkmabaş türban! Türkiye’nin en önemli meselesi sanki bu...

Biz çalışıyoruz, elin yabancısı yiyor, kimse bu soyguna aldırış etmiyor!

Adamlar dövizi getirip YTL’ye çeviriyor, faiz kaymağını yiyor, ekonomide bir sıkıntı görünce YTL’yi dövize çevirip "Pırr" diye başka diyarlara uçuyor. Adına "Sıcak para" denilen dövizler kaçınca bunun adı "Kriz" oluyor, çilesini garip halkımız çekiyor.

* * *

2002 yılından beri ekonomideki en önemli marifetimiz: Yüksek faiz ve yüksek borçlanma!

Hem de öylesine yüksek, öylesine ürkütücü bir borçlanma ki, sonu karanlık görünüyor.

Bunu, bizimkiler de elbette görüyor, biliyor. Fakat, yolun sonundaki uçurumu gördüğümüz halde gidiyoruz! Ülkeyi krize sokmak için elden gelen yapılıyor sanki...

Bölücüler haince çalışıyor, dinli-dinsiz kavgası aptalca devam ediyor. Ülkeyi düşman kamplara bölmeye çalışanlar var. Eğik bir zeminde hızla kayıp duruyoruz!!

Büyük bir rehavet içinde ve gaflet uykusundayız! Bilmem ki bir gün uyanacak mıyız?

* * *

"İhracatımız 100 milyar dolar oldu" diye bayram havası yaratıldı, özel davetlerle kutlandı.

İyi de sattıkça neden batıyoruz acaba?

Üretimin neredeyse tamamı ithal girdiye bağlı da ondan... "Dostlar alışverişte görsün" misali, sattığımızdan çok daha fazlasını alıyoruz. Paraları ithal ettiğimiz ara mallarına veriyoruz.

Ağustos ayı itibarıyla 98 milyar 864 milyon dolarlık ihracat, 156 milyar 886 milyon dolarlık ithalat yaptık ve 58 milyar 22 milyon dolar dış ticaret açığı verdik. Oh ne güzel ticaret, değil mi? Şimdilik 52 milyar 22 milyon içerideyiz. Yıl sonunda ne olur kim bilir?

Gelir giderimizi karşılayamadığı için aradaki farkı kapatmanın iki yolu var: Ya vergileri artıracaklar ya da Hazine yeni borçlanmaya gidecek ve borçlarımız daha da artacak. İki ucu kirli değnek! Hangisi olursa olsun kazık yine halka girecek!

* * *

Peki, Türkiye bu bataktan nasıl kurtulur?

ABD’nin "en iyi" ekonomik tahmin yapan ekonomisti olarak gösterilen Gail Fosler, mevcut faiz oranıyla Türkiye’nin kurtulamayacağını belirterek bakınız ne diyor:

"Türkiye’de konuta bağlı olarak muazzam bir ekonomik gelişme olabilir ama bunu Türkiye’nin dış borç kurtuluşu olarak görmüyorum.

Türkiye’de çok yüksek bir işsizlik oranı var.

Faizler dünya ortalamasının çok üstünde...

Bu yüksek faiz oranlarıyla konut, Türkiye’nin kurtuluşu olamaz. Büyük bir ilgi ve dış talep var ama dış talep yakında önemli ölçüde yavaşlayacak."

Gail Fosler "Bu faizler krize gebe!" demek istiyor. Biz ise bütün bunları bırakmış hálá nelerle uğraşıyoruz! Birbirimizi yemede ve ülkeyi belirsizliğe sürüklemede birinciyiz!
X