Bir garip bağımsızlık hikayesi

Birce BORA
13.09.2014 - 11:50 | Son Güncelleme:

İngiltere’de bu aralar 18 Eylül’de gerçekleştirilecek olan İskoçya Bağımsızlık Referandumu’ndan başka hiç bir şey konuşulmuyor.

Eğitim hayatının büyük bir bölümünde “Vatanın bölünmez bütünlüğü” ile ilgili kompozisyonlar yazmış ve “Yurdun bir avuç toprağından vazgeçmektense canını vereceğine” dair şiirler okumuş bir Türkiyeli olarak ben de merak, şaşkınlık ve biraz da hayranlıkla izliyorum olan biteni.
Son anketlere göre referandumdan ne sonuç çıkacağı gerçekten de belirsiz. (Yapılan son anket bağımsızlığa “Evet” diyeceklerini söyleyen İskoçların oranının ilk kez yüzde 51 ile Britanya’ya bağlı kalmak isteyenleri geçtiğini ortaya koydu. Ama bu oran kararsızları içermiyor, bu da kimin kazanacağını tahmin etmenin neredeyse imkansız olduğu anlamına geliyor.)
Ama zaten benim ilgimi çeken referandumun sonucundan çok İngiliz ve İskoçların (Daha doğrusu bütün Britanyalıların) olan bitene karşı sergilediği fazlasıyla sakin, centilmence, hatta biraz da umursamaz tavır.

***
307 yıllık bir ortaklığın kaderini belirleyecek referandum ile ilgili kampanyalar büyük oranda “Bağımsızlık hepimiz için gerçekten çok iyi olacak” ve “Yok almayalım ama çok teşekkür ederiz” çizgisinde ilerliyor.
Lordlar Kamarası’ndan gelen “Referandum’da sadece İskoçların değil, tüm Birleşik Krallık vatandaşlarının oy kullanması gerektiği” yönündeki öneri bizzat İngiliz hükümeti tarafından “İskoçya’nın kaderini sadece İskoçların belirleyebileceği” iddiası ile sertçe reddedildi.
Kimse kavga etmiyor; yüzlerce yıl önce yapılmış savaşlardan, milliyetçilik, ayrılıkçılık denince akla gelen bir sürü saçmalıktan dem vurmuyor.
Ana akım İskoç ve İngiliz medya kuruluşları genellikle (eğitimli ve şehirli İskoçların büyük bir kısmı gibi) İskoçya’nın Birleşik Krallık’ta kalmasını destekleyen yayınlar yapıyor. Ancak hiç kimse “İskoçya’nın bağımsızlık istemeye hakkı olup olmadığını” tartışmaya dahi açmıyor.
Kimse referandumda evet oyu vereceğini söyleyen İskoçları nankörlükle ya da vatan hainliği ile suçlamıyor. İngilizler onların bağımsızlık isteme hakkını kabul ediyor, sadece “Ayrılmasanız daha iyi olur” demekle yetiniyor.
Ülke bölünmek üzere olsa da, sokaktaki İngilizin en büyük derdi bu yeni düzenin milli takım kadrolarını nasıl etkileyeceğiymiş gibi görünüyor.

***
Tabii bir de İngiliz solcular, her seçimde geleneksel olarak İşçi Partisi’ni destekleyen İskoçlar bağımsızlığını ilan ederse İngiltere’de Muhafazakar Parti iktidarı asla son bulmaz diye korkuyor.
Bu referandumdan çıkacak olası bir evet kararının İngiltere’yi ya da Avrupa’nın geri kalanını nasıl etkileyeceğini (Bazı uzmanlar İskoçya bağımsızlığının kıta Avrupası’nda da bir çok bağımsızlık hareketini alevlendireceğini düşünüyor) kestirmek oldukça güç.
Bir ülkenin, hatta bir anlamda Avrupa’nın geleceğini değiştirecek böylesine önemli bir kararın halk oyuna açılmasının doğruluğu tartışılır elbette. Hele de sadece 16 yaşını dolduran herkesin oy verme hakkına sahip olduğu düşünülürse.
Ama Orta Çağ’dan beri savaşan, barışan, işin doğrusu tam anlamıyla birbirini yiyen ama dünyanın en güçlü imparatorluklarından birini de birlikte kurmuş olan iki milletin, sonunda tek damla kan akmadan böylesine önemli bir karar alabildiğini görmek benim içimi umutla dolduruyor.
Kim bilir, belki tüm çatışmalar böylesine sakince çözülür bir gün.
Emsalini görünce insan, belki diyor.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı