Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir erkeği...

Yok yaaa! Ne yani? Hep erkekler mi yapacak?

Hep onlar mı yaşayacak?

 

Her şeyin en iyisini, en alasını, en güzelini…

 

Yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında.

 

Gezmeler, tozmalar…

 

Arabalarla hava atmalar…

 

Dert, tasa, onlar da ne?

 

Eğlensinler, anı yaşasınlar.

 

Gerisi hiiiiiiiççççççç…

 

Umurlarında mı dünya!

 

Hayat onların gözünde lay lay lom…

 

En pahalı arabayı nasıl alabilirim?

 

En lüks mekanlarda yemek yemeliyim.

 

En pahalı marka saat ve cep telefonu kullanmalıyım.

 

Daha fazla kadınla beraber olmalıyım.

 

E malum, skor peşindeler ya!

 

İşte bu yüzden; ayrıntı, incelik, sürpriz, fark etmek, sevgi, ‘Bakmak değil görmek’ mevzularını gerçekten anlayamamaları.

 

Çünkü onlar zora gelmeyi sevmez.

 

Parmaklarını şıklatınca önlerine gelmeli her şey.

 

Çünkü onlar için her şey anlık.

 

Her şey bir anda olup bitecek.

 

Çünkü onların çoğu için her şey beyinde başlayıp erkeklik organlarında bittiği için!

 

***

 

Yok yaaa! Ne yani? Hep erkekler mi yapacak?

 

Hep onlar mı yaşatacak?

 

Acıları ya da en kötü zalimlikleri?

 

Ve hep onlar mı akıtacak kadınların gözyaşlarını?

 

Onlara kalırsa bu soruların cevapları ‘Evet’,

 

Ama aslında bilmezler.

 

Neyi mi?

 

Bir kadını ağlatmanın ne demek olduğunu.

 

Bilmemekle de kalmayıp anlamazlar da aynı zamanda.

 

Kadınların, sadece gözleriyle değil kalpleriyle de ağladıklarını mesela.

 

Gözler buğulanır önce.

 

Söylenecek sözler düğümlenir ardından.

 

Sonra koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.

 

Tüm kelimeler diz çöker o kalbin kapısında.

 

Değil kelime, bir harf bile çıkmaz ağzından.

 

Yutkunamaz, nefes alamaz.

 

Çünkü o koca yumruk canını çok acıtır.

 

Yakar, yıkar.

 

Ve gözyaşları akar.

 

Sel olup denizlere karışır.

 

Ağlayan kadın içindeki zehri ağlayarak dışarı atarak bir süre sonra yeniden ayağa kalkar.

Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o kalbin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!

Aslında ağlatanlar, kadına değil kendine batırırlar o kaybediş iğnelerini de, farkında olmazlar o ayrı.

Peki.

Bir erkek ağlasa n’olur!

Olmaz ya, mesela diyelim.

Ağlatsak, ağlatabilsek…

Ama olur mu, erkekler ağlamaz.

Hatta ‘Erkekler Ağlamaz’ diye şarkısı bile var.

Sizce erkekler neden ağlamaz?

Çünkü birçok şeyi anlayamaz.

Evet, anlayamaz; duyguları, kuytuları, acıyı, hayata dokunmayı…

İncelikleri, harbiden sevmeyi…

Gerçekten ve yürekten üzülmenin ne demek olduğunu…

Ondan…

Ama erkek de ağlarmış.

Buna şahit biri olarak…

Geçenlerde telefonum çaldı.

Arayan bir erkek…

Duyguları, hayatı anladığımız biri…

Ekranında adını görünce neşeli bir sesle açtım telefonu.

‘Alo, alo’ ses yok!

Bir dakika kadar bekledikten sonra…

Bir iki kelime sonrası konuşamadığını, sesinin tuhaf olduğunu hissettim.

Ağlamış gibiydi sanki.

‘Ağladın mı sen’ dedim.

‘Evet’ diyebildi zorlukla. ‘Boğazım düğüm düğüm’ diye ekleyerek…

Bir tuhaf oldum.

Bir erkeğin üzülmesine, ağlamasına…

Dedim ya, hani erkekler ağlamaz ya…

‘N’oldu? Anlatsana. Hem kim ya da ne ağlattı seni, gidip döveyim onu’ dedim, ortamı biraz neşelendirmek için.

Beş – on saniye durduktan sonra…

'Sen! Sen ağlattın!’ deyince şaşırdım ve kalakaldım tabii.

‘Çok duygulandırdın, darmadağın oldum. Ama aynı zamanda da kendime de geldim. Farkındaysan konuşamıyorum, boğazım düğüm…’ dedikten sonra da ‘Nasıl başarabiliyorsun, nasıl da dokunabiliyorsun kuytulara? Sevgiye taç takıp nasıl da yerleştiriyorsun kalp tahtına? Nasıl bu kadar tamamlayabiliyorsun eksikleri, nasıl bu kadar okuyabiliyorsun insanın içini’ diyerek sözlerini tamamladı.

Ben ise bir erkeği ağlatmanın şaşkınlığında…

Ki ağlatmak değildi niyetim.

Cevabım ‘Kalbimin sesiyle yol aldığım hayat; beni sevgiden, duygulardan, hayattan anlayan kalplere ulaştırıyor sanırım. Yoksa özel olarak yaptığım bir şey yok’ oldu.

Gerçekten de öyle.

Bir saate yakın sohbet ettik, sevgiye, aşka yaşama dair.

Ha ama bir erkeği ağlatmak nasıl bir duyguymuş derseniz…

Yoooo! Öyle ‘Vaaayyyyyy beeee! Bir erkeği ağlattım’ durumları olmadı.

Anlatılmıyor.

Yaşamak gerekiyor.

Kalbiniz, ruhunuz okşanıyor.

Duygularınız yoklanıyor.

Umutlarınız çiçek açıyor.

Sevgi koklanıyor.

Evet, bir erkeği ağlattım!

Ama merak etmeyin; onların kadınları ağlattığı yöntemlerle değil.

Yani onlar gibi, can yakarak, acıtarak, huzursuzluk çıkararak, duygularla oynayarak, vurdumduymaz, anlaşılmaz ya da sorumsuzca davranarak, ağlatarak, aldatarak, üzerek olmadı bu ağlatışım.

Ya nasıl?

Sevgiyle…

Duyguyla…

İncelikle!

                                                  MELİKE BİRGÖLGE

 

X