"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Bir elin nesi iki elin sesi

Moda markalarının ünlü veya yükselişte olan tasarımcılarla ortak koleksiyonlar çıkarmasına alıştık.

Buna ek olarak modayla alakası olmayan markalar da moda tasarımcılarıyla ortak işlere imza atıyorlar.
Versace mesela, sınırlı sayıda üretilen Lamborghini araba yapmış, Jack Spade Kryptonite bisiklete imza atmıştı. Teknoloji firmaları modayla ilişki kurmaya bayılıyor mesela...
Samsung, Anna Sui ve Betsey Johnson’dan stil sahibi telefonlar yaratmasını istemişti.
Motorola, Dolce&Gabbana’yla işbirliğine gitmişti. LG’nin seçimi Prada’ydı.
Hem markaya yarıyor
hem tasarımcıya
Diane von Furstenberg T-Mobile için Sidekick adlı aleti tasarladı, bir ayda yok sattı, von Furstenberg’in de tanınırlığı arttı.
Bir New York moda haftası kapsamında Sony genç tasarımcılarla el ele verdi ve performans sanatıyla karışık koleksiyon sunumları yapıldı. Burada amaç, modasever gençlik arasında Vaio bilgisayarı popüler kılmaktı.
şirketler, markalar bu işbirliklerine belli stratejilerle giriyorlar. Para kazanmanın yanı sıra, farkındalık yaratmak istiyorlar. Seçilen tasarımcının haber değerinin olması ve markanın patlama yaratacak ve sürekliliği olacak bir program geliştirmesi gerekiyor. ışbirliği yaptıkları tasarımcılar markalara güç, duygu, enerji kazandırıyor ve belki onları gençleştiriyorlar.
Günün sonunda da önceden müşterileri olmayan kimseler de mağazalarına adım atıyor veya ürünlerini satın alıyor.
Türkiye’de de son dönemde bu tür işbirliklerine sık rastlıyoruz. Taze iki örnek var.
Londra orijinli Beefeater Gin tasarımcı Zeynep Tosun’a bir koleksiyon hazırlattı. Beefeater, Tosun’un Londra’dan, şehrin yaşam kültüründen ve markanın kendisinden ilham almasını sağladı. Tosun birkaç kez Londra’ya gitti, Londra Moda Haftası’nı izledi, tasarımcı Jonathan Saunders ile fikir alışverişinde bulundu.
Londra ruhunu fazlasıyla taşıyan, rock, asilik, kozmopolitlik, punk öğelerin dikkat çektiği koleksiyon başarılı ve uluslararası hissini fazlasıyla veriyor. Bu koleksiyonu alıp modaya duyarlı şehirlerin hangisine koyarsanız koyun ilgi çeker ve satar. şimdilik sadece Midnight Express’lerde...
Diğer işbirliği ise Orkid Yaprak ile Özlem Süer’inki. Orkid, yeni günlük pedinin bilinirliğini artırmak için belli ki Süer’den bir koleksiyon hazırlamasını istedi.
Süer, alışık olduğumuz toprak tonları, nötr renklerinin yerine bu kez tamamı beyaz bir koleksiyon yarattı. Ama her zamanki çizgisinde, romantik, çiçek detaylı, uçuşan ve rahat.
Orkid Yaprak’ın hedeflediği “hızlı ve hareketli yaşam tarzına sahip kadın” bu kez Süer’in koleksiyonunun hitap ettiği kadın oldu. Bu koleksiyondan parçalar bazı YKM’lerde satışa sunulacak.

Mor ve Ötesi ev partisi verdi

Geçtiğimiz yıl müzik şirketlerinin gazetecileri tek tek çağırıp yeni çıkan bir albümü müzisyenle birlikte dinletmeleri tartışılmıştı. Böyle olursa gazeteci nasıl objektif yorum yapacaktı vs...
Mor ve Ötesi çok daha yaratıcı bir çözüm buldu. Yeni albümleri “Masumiyetin Ziyan Olmaz”ı piyasaya çıkmadan birkaç gün önce bir ev partisiyle bir grup insana dinlettiler.
Aslında buna pek “dinletmek” de diyemeyiz. Daha çok fonda yeni albümün olduğu bir partiydi bu...
Tünel’de bir apartman dairesinde bir parti verdiler. Bildiğiniz ev. Yeni albümü bir grup insanla kutlamaktı amaç.
Yeni albüm gece boyunca da çalmadı, ara ara fona girdi.
Benim albümdeki favorim “Sor” ama bu biraz “Dünya Yalan Söylüyor”daki gibi tek bir favoriyle geçiştirmeyeceğiniz cinste bir albüm.
Klibin çekildiği “Yorma Kendini” de grubun halet-i ruhiyesini ortaya koyuyor aslında. Klipten de anlaşıldığı üzere grup elemanları rahatlamışlar, eğlenmeye karar vermişler, “Yorma kendini aynı yanlışlarla, her şey geçer, altı üstü bir eğlence” derken belli ki olgunlaşmışlar da.

X