Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir Doğru Yol Partisi analizi

Cüneyt ÜLSEVER

‘‘Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete’’ kıvamında yapılan Türkiş siyasette, arada bir nefeslenip, sakin analizlere de yönelmek gerekiyor. Bugün ben Doğru Yol Partisi'ni irdelemek istiyorum.

DYP, 28 Şubat sürecinin el birliği ile aforoz etmeye çalıştığı ikinci parti. Baştan belirteyim, bu partinin her cepheden esen fırtınaya rağmen hálá ayakta olması ancak ‘‘içeriden dostların, dışarıdan düşmanların yıkamadığı’’ Osmanlı topraklarında cereyan edebilecek bir olgu.

Baba'nın Demokrat Parti mirası üzerine 60'ların başında inşa ettiği AP-DYP geleneği, 30 küsur sene devletçi geleneğin köylülük popülizmi ayağını oluşturdu. Bugün ‘‘sağcılık’’, belirli çevrelerde, nabız şerbetçiliği ve devlet rantını üleşmek gayretleri ile bir tutuluyorsa bu görüntüyü yaratan bu gelenektir. Ancak, inkár edilemez ki ekonomik büyüme kavramını ülkeye uygulamalı olarak yerleştiren de aynı kaynaktır.

Üç ihtilal yaşayan bu gelenek, liderinin çelik iradesi sayesinde, zamanında o kadar çektiği devlet erkinin başına, sonunda babasını oturttu.

Bu cülustan sonra çok net gördük ki bunca çekilen zahmet bir fazilet mücadelesi değil, bir iktidar mücadelesidir.

* * *

Köylülüğün sesi DYP(!), babasını Köşk'e yollarken kendisinden hiç beklenmeyen bir işi de becerdi ve liderlik koltuğuna bir kadını oturttu. Diğer lider adaylarının, usulleri gereği, babanın ağzına baktığı, babanın da mavi boncuğun kimde olduğunu karıştırdığı bir dönemde, diğerlerine oranla beyni daha bağımsız bir insan, globalleşme rüzgárlarını da arkasına alarak, Türkiye'nin ilk kadın başbakanı oldu.

Müslüman bir ülkede taşıdığı kadın başbakan sıfatı ile dünyada dikkatleri üzerine çeken Tansu Çiller, büyük medya tarafından yeni kurtarıcı olarak karşılandı.

Ancak siyasete gözlerini iktidarda açan yeni lider, nerede ise her fani için geçerli olan, ‘‘her şeyin kerameti bendedir!’’ duygusunun dayanılmaz hafifliğine çok çabuk mağlup olunca, kendi manevra alanını her geçen gün daraltmaya, karşı-ittifak cephesini de genişletmeye başladı.

Sağın ebedi zafiyeti ‘‘devletin malı deniz, yemeyen domuz’’ desturu Çiller ailesini de bir ahtapot gibi sarınca o kadının sırtına bir de şaibeler bindi.

Refah ile ortaklıktan telkinler ile son anda vazgeçen ANAP'ın yerine pervasızca ortaklık kuran DYP, ülkeyi 28 Şubat'a sürükleme töhmetini de sırtına yükledi.

* * *

Ancak, inancım odur ki 28 Şubat, Refah'tan samimi olarak ürkenler kadar, kendi şablonlarını iktidara dikte etmek için fırsat kollayanlar ve bir türlü denetleyemedikleri Çiller'den kurtulma entrikaları kuranların ortak ürünüdür.

Bugün en kapsamlı liberal-demokrat programa sahip olan DYP, 24 Şubat'ta aday belirlerken gösterdiği tutarsızlık dışında, Türkiye'de yerleşik köhne düzene ısrarla kafa tutuyor ve Fazilet gibi bocalamıyor.

Partinin tek ama büyük sıkıntısı liderinin, geçmiş dönemi itibari ile yaşadığı güven bunalımı.

Ancak, ‘‘Yalım Erez’’ ara rejimine engel olmuş olmaları dahi ülkeye başlı başına bir hizmet!



X