« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Bir de Hagi’yi dinleyin

Röportaj:İlhan SÖYLER
SON GÜNCELLEME

G.Saray'ın Rumen yıldızı Türkiye'de ilk kez Hürriyet'e konuk oldu

‘‘G.Saray'da kriz yok. Sadece zor bir dönem geçiriyoruz. Tribünlere niye eskisi gibi heyecanla koşmuyorsunuz? En iyi teknik kadro Galatasaray'da. Bir deplasman galibiyeti bizi düzlüğe çıkarır. Beklenmedik sonuçlarla karşılaşınca hepimiz şok olduk. 11 numaradan 1 numaraya kadar hepimiz hatalıyız....’’

İÇİNİ DÖKTÜ

Hagi, Galatasaray'a ve kendisine yöneltilen eleştirileri yanıtlarken bugüne dek söyleyemediklerini de anlattı.

GHEORGE Hagi, hiç kuşkusuz Avrupa'nın en büyük futbol yıldızlarından biri. Sihirli sol ayağı ile topa adeta hayat veren bu büyük yetenek, Türkiye'ye geldiği günden beri hiç bir gazetenin konuğu olmamıştı. Sempatik, ufak tefek yapılı bu yıldız dün Hürriyet'in konuğu idi. Birlikte yediğimiz yemekte sorularımızı tüm açık yürekliliğiyle yanıtladı. Neler konuşmadık ki... Galatasaray'ın içinde yaşadığı sıkıntılardan tutun da Hagi'nin futbol topuna bakışına kadar.

Hagi'ye sorduk: ‘‘Aramızda çok sıcak ve sempatiksin. Ama aynı sıcaklığı sahada göstermiyorsun. Sinirlisin, zaman zaman da kavgacısın. Bunun nedeni?’’

Hagi önce güldü ve hemen yanıtladı: ‘‘Sahada yarışma var. Burada ise muhabbet. Sahaya kazanmak amacı ile elinden gelen her şeyi yapmak için çıkıyorsun. Bu da zaman zaman sinirlerin, öfkeye dönüşmesine yol açıyor. Ben, hep kazanmak istiyorum. Bunun sonucu olarak, bazen ortaya sizin söylediğiniz görüntüler çıkıyor. Ama bu, futbolun bir parçası. Siz arkadaşınıza, arkadaşınız da size bağıracak. Önemli olan, bu sürtüşmelerin saha içinde kalması.’’

KRİZ YOK

Hagi'ye soracağımız ikinci soru elbette G.Saray'ın yaşadığı kriz olacaktı. Ama Hagi, kriz lafına hemen tepki gösterdi ve: ‘‘G.Saray'da kriz yok’’ diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘‘Şu anda zor bir durumdayız. Ama kriz içinde değiliz. Önce şunu söyleyeyim, herkes bizden çok şey bekledi. Ancak biz de takım olarak doyum noktasına ulaşmıştık. Bunu samimi olarak söylüyorum. Bu doyumun da G.Saray'ı bu noktaya getireceğini hiç düşünememiştik. G.Birliği ve Kocaeli maçlarında alınan beklenmedik sonuçlar bizi şok etti. İşte zor dönemde böyle başladı. Ancak, deplasmanda kazanacağımız bir maç her şeyi değiştirecektir. Takım olarak bunun inancını taşıyoruz.’’

Hagi'nin bu sözlerinden sonra, bizlerin de soracağı soru bu hafta oynanacak Samsunspor maçı olabilirdi... Hagi, bunu başını sallıyarak doğruladı ve şu yanıtı verdi: ‘‘Evet, Samsunspor maçı dönüm noktası olabilir. Kazanırsak, yeniden düzlüğe çıkarız. ’’

Peki, ya kaybederseniz, neler olur?

Hagi, hemen bunu da cevapladı: ‘‘Fazla bir şey olmaz. Sadece, bir şans daha yitirmiş oluruz. Ne var ki lig, çok uzun. Daha önümüzde oynanacak nice maçlar var. Ama bu maçı kazanırsak her şey değişecek.’’

HEPİMİZ HATALIYIZ

Hagi, her şeyi dobra dobra konuşuyor ve diyordu ki: ‘‘G.Saray gerçekte çok güçlü bir takım. Çok yetenekli oyuncuları var. Ancak, bu takımın daha da öğrenecek şeyleri var. Önemli olan iyi bir çizgi yakalayıp, istikrarı korumak. Bu çizginin altına inmemek.

Geçen yıl şampiyon olmuştuk, bu yıl herkes bizden daha iyisini bekliyordu. Ama o çizgiyi koruyamadığımız için, zor dönemi yaşamaya başladık. Hepimiz hata yaptık.’’

Hagi, bu hatalardan sözederken, lafı savunmaya getiriyor ve en fazla sıkıntının da bu bölgede yaşandığından sözediyordu. Ama Hagi, yine de hiç bir ayrım yapmadan şöyle söylüyordu: ‘‘Tersinden sayarsak, yani 11 numaradan başlayıp, 1 numaraya kadar bu hatalarda takım olarak varız.’’

Bu hatalarda teknik kurulun payı nedir?

Hagi, teknik kurula toz kondurmuyor ve: ‘‘Teknik kurulu eleştirmek benim haddim değildir. Ben top oynamaya geldim. Eğer eleştiri gerekiyorsa, onlar beni eleştirir. Ancak, şunu söyleyeyim, taraftarlar sakin olsun. En güçlü antrenör, en iyi teknik kurul G.Saray'dadır.’’

POPESCU'YA ZAMAN GEREK

Rumen yıldız, Popescu konusuna da bir açıklık getirirken, ilginç sözler söylüyordu: ‘‘Popescu gerçek bir yıldız. Ne var ki, Türkiye'ye geldiğinde herkes ondan Maradona'dan bile daha iyi şeyler yapmasını bekledi. Popescu günden güne daha iyiye gidiyor. Zamana ihtiyacı var. Geldiği günle bugün arasında çok fark var.’’

Peki Hagi, senin geçen yılki performansınla bu sezon gösterdiğin performans arasında ne gibi farklar var?

‘‘Şu bir gerçek ki, geçen yılki çizgimi koruyamadım. Sıkıntılı bir dönem yaşadım. Amerika'da ağır bir sakatlık geçirdim. Babamın ölümü beni çok yıprattı. Ama artık hepsi geçti.’’

HAKAN'I RAHAT BIRAKIN

Lafı Hakan'a getirmek istedik. Onu bir ağabey gibi hemen korumaya aldı: ‘‘Hakan'ı rahat bırakın. O çok kısa bir süre içerisinde yeniden goller atacaktır. Bu konuda daha fazla bir şey söylemek istemiyorum.’’

Hakan'dan sonra yeni bir soruyla Hagi'nin karşısına dikildik: ‘‘Sence, 4 Rumen futbolcunun birlikte G.Saray'da oynaması bir avantaj mı?’’

Hagi'nin yanıtı şöyle oldu: ‘‘Evet, avantaj... 15 ayrı ülkeden 15 ayrı futbolcu alacağına, bir ülkeden 4 yabancı alıp onların aynı duydu ve düşünce ile mücadele etmelerinden yararlanırsınız.’’

Yeni bir soru ile Hagi'ye yöneldik: ‘‘Bazı gazetelerde, Rumenlerin milli takımda daha iyi oynayıp, aynı futbolu G.Saray'da sergileyemedikleri yazılıyor. Buna ne dersin?’’

Hagi'nin yanıtı net ve kısaydı: ‘‘Bunu kabul etmem. Orada maç kazandığımız için böyle düşünmüş olabilirler. Bakın, İlie Ağustos ayından beri orada gol atamıyor. Ama G.Saray'da öyle mi... Bunlar art niyetli yaklaşımılar...’’

YETENEĞİM DOĞUŞTAN

Hagi, sana bir soru da kendinle ilgili: ‘‘Nefis bir vuruş tekniğin var. Bu çizgiye gelmek için neler yaptın?’’

Buna şu yanıtı veriyordu Hagi: ‘‘Bu doğuştan gelen bir yetenek. Tabii, bu arada çok da çalıştım. Benim en büyük zevklerimden biri de kaleyi gördüğüm an topa vurmaktır. Ancak, geçen sezon Antalya'da 40 metreden attığım gol, benim değil, kalecinin golüydü. Ancak, Amerika'da 50 metreden Metro Stars'a attığım golün sahibi bendim. İspanya'da da Real Madrid'de oynarken 53, Barcelona'da oynarken 47 metreden iki gol atmıştım. İşte butün bu goller, benim kaleyi gördüğüm an topa vurmak isteğimden kaynaklanıyor. Bende topa karşı aşırı bir sevgi var. Nerede bir top görsem, hemen peşinden giderim. Onunla oynamak isterim. İdmanlarda da hep topla oynamak isterim. Düz koşulardan pek hoşlanmam ama bunu da yapmak gerekiyor.’’

Hagi, Türk futbolcusu için de şunları söylüyordu: ‘‘Türk oyuncusu azla mutlu olabiliyor. Halbuki, başarılı olabilmesi için daha çok istemesi gerekiyor. Avrupa'dan farkı, çok iyi oynadığı bir yarım saatten sonra fizik olarak oyundan düşüyor ve disiplini kaybediyor. Ama bu Balkanların karakteristik özelliğinden kaynaklanıyor. ’’

MUHTEŞEM SEYİRCİ

Peki Hagi, Avrupa'nın bir çok ünlü kulübünde oynadın. G.Saray'ın bunlardan farkı ne?

‘‘Yapısal olarak hiç bir farkı yok. Alt yapı oturdu. Ama G.Saray'ın ve Türk futbolunun bir seyirci üstünlüğü var. Bu seyirci Avrupa'nın hiç bir yerinde yok. Onlar maça renk veriyor. Hiç bir ülke ile kıyaslanamaz. ’’

Hagi, maçlarda yediği tekmeleri oyunun bir parçası olarak yorumlarken, kendisinin rakibi faule zorlayan stilini hatarlatınca, buna şöyle bir açıklama getirdi: ‘‘Boyum kısa olduğu için top saklamayı çok iyi öğrendim. Üstelik bende topa sahip olma arzusu üst düzeydedir. Bu yüzden topla rakibin arasına girerim. Haliyle de rakip faul yapar. Buna kızmıyorum ama zaman zaman antrenörler taktik olarak sertliğe baş vuruyorlar. Oyuncu da antrenörün dediğini yapınca, ister istemez tekmelerle karşılaşıyorum. Bazen de hakemlere kızışımın nedeni bundandır. ’’

34 yaşındaki Hagi'nin gençlere de öğütü, söyleyecekleri vardı. Hagi şöyle sesleniyordu:‘‘Önce futbolu seveceksin. Devamlı çalışıp, kendini futbola adayacaksın. Futbolcu olmak istiyorsan, hep fedakarlık yapıp, idmanlardan sonra bile çalışacaksın. Şimdi Fatih, Ceyhun, Emre gerçekten yetenekli futbolcular. Ama her şey kendilerine bağlı. Ciddi ve dürüst çalışırlarsa, çok iyi yerlere gelirler. Hayatta ne verirsen, onun karşılığını alırsın. Futbolda da böyledir.’’

Konuşmamız burada noktalanıyordu. Ama biraz da Hagi'yi daha yakından tanımak istedik. İşte Hagi'nin özellikleri ve zevkleri...Tam 17 yıl önce Köstence'den ayrılıp, ülke ülke topun peşinden koşmuş. Bu nedenle sıla özlemi çeken Hagi, Romen halk şarkılarını seviyor. Pop müziği dinliyor. Burak Kut'u seviyor. Acılı yemeklere bayılıyor. Balığı ve pilavı favori olarak gösteriyor. Türkiye'de hiç bir problemi olmadığını israrla vurguluyor.

Ve Hagi son mesajını da taraftara gönderiyordu: ‘‘Bize destek versinler. Eskisi gibi maçlara gelmiyorlar. Ancak, bize gücenmesinler, hep birlikte elele vererek bu zor dönemi aşacağız. Ve bir daha bu sayfalarda beni gördüğünüz zaman G.Saray lider olarak karşınıza gelecek.’’


Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler