Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Bir dava klasiği

    Deniz İNCEOĞLU-dinceoglu@hurriyet.com.tr
    27.01.2012 - 23:18 | Son Güncelleme:

    1950’lerin Amerikası’ndayız. Yargı siyasallaşmış, halk adalet arayışında... Ve günümüzde hâlâ tartışılmaya devam eden bir olay; Rosenberg Ailesi. 20’nci yüzyılın ilk yarısında yaşamış, Amerikan vatandaşı olan Ethel Greenglass Rosenberg ve Julius Rosenberg, Amerikan Komünist Partisi CPUSA üyesiydiler.

    Ancak Sovyetler Birliği adına casusluk yapmakla suçlanıp yargılandılar, suçlu bulundular ve idam edildiler. Ünlü Fransız tarihçi Alain Decaux, bu olayı tüm belgeleriyle kaleme aldı. Ve şimdi bu belgelerin ışığında İstanbul Şehir Tiyatroları, Orhan Alkaya yönetmenliğinde ‘Rosenbergler Ölmemeli’yi sahneliyor. Yönetmen Alkaya “Oyun 1950’lerin Amerikası’nda geçiyor. Bu tarih aralığı benim ülkem için de çok önemli. Biz bu tarih aralığında Kore’ye asker gönderdik, NATO’ya girdik, suikastler, linçler, katliamlar düzenleyen, askeri darbelerin zeminini hazırlayan bir paramiliter Gladyo/ Ergenekon sahibi olduk. Rosenberg-Sobel davası bu dönemin sembol davasıdır” diyor.

    - Rosenbergler Ölmemeli eseri Savaş Dinçel’i özlediğiniz bir sabah aklınıza gelmiş. Onunla nasıl bir bağı var bu eserin. Ve neden “Rosenbergler’i hatırlamanın da zamanıydı” diyorsunuz...
    - 1976’da Savaş Dinçel’in yönettiği Sacco ile Vanzetti oyununda asistan ve oyuncu olarak yer almıştım. Melih Bey’in ‘Anı’ şiirini Tarık Öcal o oyun için bestelemişti ve Timur Selçuk şarkının partisyonunu yazmıştı. Esin Afşar da bu şarkıyı yıllarca repertuvarında tuttu. Bu insanlar benim arkadaşlarım ve Rosenbergler Ölmemeli benim için o günlerin arkadaşlığından başlayan bir proje. Hepimiz ara ara geçmişten el alıp doğrulmak, dikine yürümek isteriz, benim için de bu oyun böyle bir ‘hayli özel’ ilk andan başladı. Ama elbette daha önemlisi, Rosenbergler’den bahsetmenin zamanının gelmiş olmasıydı. 60’ ve 70’lerin romantizminin dışında bir yerden yani salt ‘masumiyet’ noktasında değil, adalet ve vicdan kavramlarının ekseninde bu hikâyeden bahsetmek için asıl gündem oluşmuştu. Burnumuzun dibinde, Irak’ta 1 milyondan fazla insan, ısrarla tekrarlanan bir ‘yalan’ sayesinde öldürüldü. Bu bile tek başına adaleti ısrarla aramak için yeterli nedendir.

    /images/100/0x0/563cf241f018fb32c8ed5253

    - Yargının siyasallaştığı bir ülkede adalet nasıl sağlanır, sorusunun yanıtını arıyor oyun. Günümüzdeki durumu da yansıtıyor sanki bu hâl...
    - “Şimdi” ve “burada” ile ilgi kuramayan bir iş yapmayı zaten düşünmem pek.

    - Peki, biz bir cumhuriyet ülkesi olarak 50 yıl geriden mi gidiyoruz acaba?
    - 50 yıl mı? Aristofanes, Eşek Arıları’nı yaklaşık iki bin beş yüz yıl önce yazmıştı...

    BİZİM HÂLÂ DIŞARDA OLMAMIZ TESADÜF DEĞİL Mİ

    - Eser, Alain Decaux gibi önemli bir tarihçiye ait. Bu sebepten oyun, bir belgesel niteliğinde diyebilir miyiz?
    - Decaux’nun metni büyük ölçüde belgelerden hareket ediyor ve onları tahrif etmeden yansıtıyor. Biz de binlerce sayfa taradık bu çalışma esnasında. CIA, FBI, Pentagon belgelerine, Sovyet kriptolarına daldık. Oyun bir dramatik belgesel değil ama her sözün bir karşılığı var.

    - Siz, eserde herhangi bir güncelleme yaptınız mı?
    - Ben yazarken, yaparken hep, “Sen de yapabilirsin, değiştirebilirsin” demeye çalışırım. İnsanın inandığı gibi yaşamasının mümkün olduğunu söylemeye gayret ederim. Burada da farklı bir şey yapmadım.

    - “O ilk günden bir Timur kalmıştı bir de ben. Timur aramızdaki adı ‘Kod adı Milonga’ olan şiirimi besteledi. Şaşırtıcı ama ikimiz de hâlâ yaşıyoruz ve “dışarda”yız.” diyorsunuz oyun için yazdığınız metinde. ‘Dışardayız’ göndermesi kime ve ne için?
    - Yayınlanmamış bir kitabın yazarı hapisteyse, haber yapan gazeteci seçtiği haber konusu yüzünden hapisteyse, barış ve uzlaşma isteyen bir entelektüel hapisteyse sizin ‘dışarıda’ olmanız tesadüfi değil midir?

    - Rosenbergler Ölmemeli, 8-12 Şubat tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde (216) 553 03 97, 22-26 Şubat arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde (212) 44 39 19.

    BİZ YAŞADIK

    Broşürde de yer alan “Ethel ve Julius İçin Milonga” şiirinin Timur’la aramızdaki adı “Kod adı Milonga” idi. Bu biraz da yapılacak bestenin ve sahnede kullanılışının kod adıydı. Oyunu finale taşıyan şiir ve beste, bizim bu hikâyedeki son sözümüzdü aynı zamanda: “Biz yaşadık.”

    ROSENBERGLER NASIL ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ

    Amerika vatandaşı Ethel Greenglass Rosenberg (1915-1953) ve Julius Rosenberg (1918-1953), Amerikan Komünist Partisi CPUSA üyesiydiler. Ancak Sovyetler Birliği adına casusluk yapmakla suçlanıp yargılandılar, suçlu bulundular ve idam edildiler. O dönemdeki SSCB’ye atom içerikli gizli bilgiler sızdırmakla ilgili suçlamaların doğruluğu tartışmalıdır. On yıllar sonra Sovyet haberleşmeleri Venona projesi ile deşifre edilmiş ve kamuya açılmıştır. Bu haberleşmelerde Julius Rosenberg’in aktif olarak casusluk yaptığı yer almakta ancak, suçlu bulunduğu casuslukla ilgili ya da Ethel Rosenberg’in ilgisi olduğuna dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Çift casusluk yapmak için komplo ile ve nükleer silah sırlarını Rus ajanlara iletmekle suçlanmışlardı. İdam kararından sonra bütün dünya tepki göstermişti.
    Amerikan yetkilileri “Yalan söyledik” diye ifade verin idamınızı 30 yıla hapis cezasına indirelim diye teklif götürmüş fakat kabul görmemişti. Daha sonra yapılan 20 yıl teklifi de kabul edilmemişti. Sanıklar yalan söylemediklerini ifade etmişlerdi. Son yapılan teklifle Bayan Rosenberg’e bütün şuçu eşine yüklersen seni serbest bırakalım denilmiş fakat yine reddedilmişti. Bu teklifler idam gününe kadar devam ettirilmişti. Venona projesi kapsamında yayınlanan haberleşmelerin Amerika Birleşik Devletleri tarafından yayınlandığı ve bu davada Amerika Birleşik Devletleri’nin taraf olduğu gerçeği suçlamalar ve dava sonucu hakkındaki tartışmaları ise hâlâ sürüyor...

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı