« Hürriyet.com.tr

Bir dağ, bir aşk ve bir kasaba

Avrupa’nın ‘en bereketli bahçesine’ hayat veren, beyaz buhar soluyan bir dağ... O dağa âşık, on parmağında on marifet, bir acayip adam, dostum Turi ve güzeller güzeli Taormina...… Hastasıyım .

Ayhan SİCİMOĞLU
X

Turi çok değişik bir adam. Babası Sicilya’nın önemli bilim adamlarından Latin dilleri ve edebiyatı profesörü. Turi; klasik müzik hastası, piyanist, maceraperest, balıkçı, mantarcı, peynirci, restoratör, lokanta sahibi bir şef ve tam bir Etna âşığı. Nedir ‘Etna âşığı’ olmak?

Etna, 3329 metre ile Avrupa’nın en yüksek aktif yanardağı. Dağ etekleri verimli volkanik toprakları, üzüm bağları, badem ağaçları, turunçgilleri, sebze tarlaları ve süs bitkileri ile Avrupa’nın arka bahçesi. Kıvrımlı yolları antik bağların arasında sizi gezdirirken yüzünüzü bin bir koku okşar. Yol kenarında ürpertici simsiyah donmuş lava kayaları göreceksiniz. Tepelerde üç renk hâkim: Gece siyahı sert şekilli ürkütücü kayalar, üzerine parlak sarı çiçekli sihirli kokulu ve inatçı dev katır tırnağı veya süpürge ağaçları ve diğer bir renk ise koyu mavi gökyüzü. Sabah saatlerinde Etna’nın tepesini görebilirsiniz. Devamlı baca gibi beyaz buhar soluyor canlı volkan. Hakikaten tarifi zor, sihirli bir atmosferi var Etna’nın. Yol kenarında bazı noktalarda Meryem Ana’ya şükürler için dua ve adak yerleri göreceksiniz. Kızgın lav binlerce derecede erimiş metal bir nehir gibi önünde ne varsa eriterek usulca akmış dağdan aşağı, defalarca ve bin yıllarca. Bazı kasaba ve bağların önünde birdenbire durmuş. İşte buralarda şükran anıtları var.

MUSSOLİNİ HAYRANI KÖYLER

Bir dağ, bir aşk ve bir kasaba

Şükran sadece imha edici lava değil, dağ köylerinde Mussolini’nin sözlerini binaların üzerinde hala görebilirsiniz. Bu dağ köylülerinin bir şekilde minnet borçları var bu adama... Enteresan.
Bir evin üzerindeki yazı şöyle diyor: “Benzersiz ve sadık, vatan aşkı ve eşsiz irade, işte bütün bunlar büyük İtalyan halkını meydana getirir. Mussolini.”

Ertesi sabah erkenden Turi ile Riposto’ya balık ve sebze haline gideceğiz, öğleden sonra ise Etna’ya porcini mantarı avına çıkacağız. Porcini’ye (Boletus Edulis) demem ve tüm mantarların Latince adını bilmem Turi’yi çok şaşırtıyor. ‘Chantharellus Cibarius’ (yumurta mantarı) da bulunabiliyormuş sonbaharda, hastasıyım.

Riposto balıkçıları eski bir çekimimden ve Turi’den dolayı beni çok iyi tanıyorlar. Yanımda balıkçı Riccardo ve Turi ile birlikte kahkahalarla dolu bir kaç saat geçiriyoruz balık halinde... Deniz mahsullerimizi ve sebzelerimizi aldık. Lokantaya getirecekler. Bizler ise Etna’ya çıkacağız.

Yolda kırık dökük bir oto ile iki kadın katılıyor bize. Carla ve Maria Pia, profesyonel Etnacılar. Yani mevsimine göre mantar, böğürtlen, karadut, frenkinciri, badem toplayıp lokantalara satıyorlar. Kendi toprakları yok ama tüm Etna ve yabani bitkileri bu Etna âşıklarının toprağı.

Köylerden peynirlerimizi, ekmeğimizi ve salamlarımızı aldık ve iki araba başladık Etna’ya tırmanmaya. 1500 metrelerde bozuk bir yoldan nefis bir ormana daldık ve dağıldık dört bir tarafa.

ŞAMPİYON PORCINI SOSLU KALAMAR

Bir dağ, bir aşk ve bir kasaba
Turi maceraperest kişiliği ile yaratıcı bir şef. Lokantası ‘Nero D’Avvola’ değişik yemekleri, sadık çalışanları ile çok sevimli bir mekân. Rezervasyon yaptırmadan gitmeyiniz. (osterianerodavola.alice.it, +39 942 628864).

Turi ile akşamüstü yürüyüşüne çıkıyoruz. Birer kup ‘Granita’ için “Bam Bar” a gideceğiz. Granita, Araplardan kalma bir adet. Sabah veya akşamüstü alınıyor. Araplar, Etna’dan getirdikleri kar üstüne limon, karadut, frenkinciri suyu ilave edip bardaklarda servis yaparlarmış. Şimdilerde dondurma gibi yapıyorlar ve üzerine krema ilave ediyorlar. Yanında mutlaka ‘Brioche’ (Tereyağlı sütlü ekmek) geliyor. BamBar’ın sahibi Saretto Bambara çok sempatik bir adam; her şeyden tatmak zorunda kaldım, bademli granitayı da çok beğendim. Nero D’Avola’ya geri dönüyoruz. Masalar dolmaya başlamış bile. Tabaklar birbiri ardına çıkıyor mutfaktan.

Haşlanmış minik ahtapotlar Sicilya bayrağı ‘Trinacchia’ şeklinde tasarlanmış. Romalılar Sicilya’ya üçgen şeklinden dolayı ‘Trinacrium’ adını vermişler. Antik Grek köklerinin sembolü Medusa kafasını da ortasına yerleştirmişler, bereket sembolü buğdayları da ekleyince, Sicilya bayrağı çıkmış ortaya ve Turi’nin ılık ahtapot salatası tabağının ilham kaynağı olmuş. Ton balıkları ise küp doğranmış, pişmeden, zeytinyağı ve limon karışımında marina edilmiş geliyor masamıza. Arkasından porcini mantarlı kalamar sote geliyor ki, gecenin şampiyonu. Ortak dostumuz Marco De Grazia’nın altın madalyonlu ‘Terre Nere’ beyazından buz gibi bir şişe de kovada gelince masamız tam şenleniyor.

Yaz bitmeden THY’nin direk Catania uçuşu ile Taormina’yı düşünün.

Kaynak: Ayhan SİCİMOĞLU

YollardaYollarda
Uçak kalkarken ve inerken telefonumuzu neden kapatmalıyız?
YazYaz
Batı Karadeniz'in incisi, Türkiye'nin turizm cenneti oluyor!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyanın en tehlikeli havaalanları
GezginGezgin
Düşler adası: Cunda
GezginGezgin
Amerikan okul otobüsünü tekerlekli hostel yaptılar, dünyayı geziyorlar!
YazYaz
Mavi cennet Kaş’a yolculuk