Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir çocuk ve yavru köpek

YAZLIK mukimlerinden olduğum Saros’un Yayla Sahili Uslu Sitesi’nde her yaz bir sokak köpeği doğum yapar ve tüm aile siteye yerleşirler.

Yavru köpekler kısa sürede sitenin tüm mukimlerinin maskotu haline gelirler. Yazı muazzam bir sevgi yumağı içinde geçirirler. Her gün kusana kadar beslenirler. Kısa sürede semirirler.

Sonbahar geldiğinde ise bir sabah Yayla aniden boşalır ve yavru köpekler şaşkınlık içinde etraflarındaki sevgi halesinin sadece bir gün içinde yok olduğuna şahit olurlar.

Benim gibi geri kalanlar yavruları bir süre daha beslerler. Son yazlıkçılar gittiğinde yavrular bir süre sokaklarda rüzgârın savurduğu gazetelerin havada yaptığı dansla oyalanırlar. Bomboş sokaklarda savrulan gazete kâğıtlarını kovalarlar. Küçücük boylarına bakmadan sitedeki çöp konteynerlerinde yiyecek aramaya kalkan yetişkin yabancı köpeklere havlarlar. Sonra, kendileri de çöplüklerde yiyecek bulunabileceğini öğrenirler. Anne çoktan kendi derdine düşmüştür. Yavru köpekler bir süre çöplüklerde belki diş kovuğunu dolduran yiyecekler bulurlar. Sonra kırıntı dahi bulunmaz olur.

Ertesi yaz bir evvelki yazın yavrularından eser yoktur.

Onlar nereye gitmiştir, kimse bilmez.

Zaten, yeni yavrular artık yeni ilgi odağıdırlar.

¡ ¡ ¡

Bu sene tam 7 adet yavru köpeği hemen bahçemin dibinde buldum. Takriben 1 aylık idiler ve çoktan hem bizim sitenin, hem de diğer sitelerden denize giderken bizim oradan geçmek durumunda olan insanların sevgilileri haline gelmişlerdi.

Çocuklar ve kadınlar özel ilgi gösteriyorlar. Arabayla geçenler bile arabalarını durdurup, her biri diğerinden şirin yavruları seviyorlar. Keratalara uzak evlerden özel mamalar geliyor. Her biri kucaktan kucağa gezmeye çoktan alışmışlar. Genç kızların kollarında mışıl mışıl uyku uyuyorlar, bazen de üzerlerine işeme özgürlüğünü tadıyorlar.

 

Komşum Erol Bey’in, Allah bağışlasın, iki torunu, anneleri ile yanında. Torunlardan birisi yeni yürüyor, paytak paytak oradan buraya zıplıyor. Bol bol düşüyor ama aldırmıyor. Konuşamadığı için de derdini anlatmak istediğinde bağırıyor. Ablası ise tam bir hanımefendi. 7-8 yaşlarında. Narin bir bakışla bakıyor, ürkek tavırları ile etrafı süzüyor. Abla zaman zaman kardeşini sitede gezdiriyor. Ablanın arada bir kardeşine karşı takındığı ciddi tavırlar ve bu tavrın “otoritenin üstünlüğü” olarak ufaklık tarafından kabul görmesi onları hissettirmeden izlerken bana büyük keyif veriyor.

Ufaklık da, hali ile, sokağa çıkar çıkmaz paytak adımları ile köpeklerin bulunduğu yöne meylediyor. Küçücük boyu ile eğilip onların başını okşamaya kalkması seyrine doyum olmayan bir görüntü arz ediyor.

Çocuk da, köpekler de birbirlerinin birer ufaklık olduğunun farkındalar.

Her iki taraf birbirleri için hiç tehlike arz etmediklerini biliyorlar.

Hepsinin ortak bir gayesi var: Oyun oynamak!

Takriben 1 yaşında bir insan ile 1 aylık bir köpek pekâlâ kendi aralarında oyun oynuyorlar ve çok ama çok eğleniyorlar. Anlamadığım bir ortak dilleri de var.

Biri diğerinin önünde kahkahalar atıyor, öbürü diğerinin çevresinde kuyruğunu titrete tirete zıplamaya bayılıyor.

Adını bilmediğim, zamanında oynadı isem çoktan unuttuğum bir oyun oynuyorlar.

Biri diğerinin kahkaha ve çığlıklarından, diğeri öbürünün havlamasından katiyen ürkmüyor, tersine keyif alıyor.

Ancak, ikisi de farkında

değil ki:

Biri bir süre sonra çekip gidecek, diğeri ne olup bittiğini hiç anlamadan öbürünün gittiği yola günlerce bakıp duracak!

 

 

X