"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Bir çocuğun ümidini taşımak

Küçük çocuk, deniz kenarında gördüğü yassı bir taşın güzelliğine hayran olmuştu. Mutlaka bir mücevherdi bulduğu. Şekli de bir insan kalbi gibiydi. Üstelik parıl parıl parlamaktaydı. Çocuk taşı avuçlayıp eve koştu.

Ve onu büyük bir heyecanla babasına uzattı. Adam, yavrusunun soğuktan morarmış avucundaki taşın, birbirine sürtüldüğünde kıvılcım çıkaran bir çakmak taşı olduğunu hemen anladı.
Fakat bunu ona söylemedi. Küçük çocuk, rüyalarını süsleyen bisiklete kavuşmak için elindeki taşı satmak istiyor ve top alacağına inanıyordu. Fakat babası buna yanaşmıyordu.
Çocuk, işin kendisine düştüğünü anladığında, tatilde simit sattığı çarşıya gitti. Kuyumcu vitrinleri, altın kolyelerle doluydu. Bir de, elindeki taşın çok daha küçük olanlarıyla süslenen pahalı yüzüklerle.
Çocuk en gösterişli mağazayı gözüne kestirdikten sonra, bir süre vitrin önünde bekledi. İçeride, dükkan sahibi olduğu anlaşılan bir adam vardı. Müşteri olarak da kürk mantolu bir hanım.
Küçük çocuk biraz sonra içeri girdi. Ve cebinden çıkardığı taşı dükkan sahibine uzatarak:
“Bu pırlantayı deniz kenarında buldum efendim. Eğer isterseniz size satarım” dedi. Adam taşa uzaktan bir göz atıp: “O sadece basit bir çakmak taşı. Bütün sahil o taşlarla doludur” dedi.
“Hayır!” diye atıldı küçük çocuk. “İsterseniz ıslatın, ne kadar parladığını göreceksiniz.”
Dükkan sahibi, zengin müşterisini kaçırmaktan korkuyor ve çocuğu kolundan tutup atmayı planlıyordu. Kadın onun niyetini sezmişti.
Çocuğun taşına yakından bakıp “Tam istediğim şey!” diye gülümsedi: “Onu bana satar mısın?”
Küçük çocuk, taşının gerçek değerini anlayan biriyle karşılaşmış olmaktan son derece mutluydu.
Kadının cebine doldurduğu paralar ise, aklını başından almıştı. Defalarca teşekkür ettikten sonra, koşarak uzaklaştı. Kadın, elindeki taşı kuyumcuya vererek ona bir zincir takmasını istedi. Belli ki mücevher gibi taşıyacaktı.
Dükkan sahibi, ikazı anlamadığı için, kadının aldandığını düşünüyordu.
Bu yüzden: “Söylemiştim, ama tekrar edeyim! Satın aldığınız şey basit bir taştır.” Kadın, önce pırlanta kolyesine, sonra pırlanta yüzüğüne bakarak: “Zannetmiyorum.
O taş bence bunlardan çok daha değerli, çünkü küçük bir çocuğun ümidini taşıyor” dedi.

Zaman zaman acılardan, sorunlardan, dertlerden uzak bir dünyada yaşamayı diliyorum. Özellikle de şu sorunlu günlerde sizlere biraz olsun içinizi rahatlatacak, sizi hem gülümsetecek, hem düşündürecek bir şeyler yazmayı istiyorum. Ve pat!  Ne oluyor biliyor musunuz, bir okurumdan çok güzel bir öykü geliyor. Yazarı kim, nedir, bilemiyorum ama çok hoşuma gitti ve sizinle paylaşıp bir an olsun sorunlardan uzaklaştırmak istedim. Bana gönderen okurum Can’a da çok teşekkür ederim.

X