"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Bir çapulcu genç olarak Zehra

Hülya Avşar ve Kaya Çilingir-oğlu’nun kızları Zehra da Gezi protestolarının Beşiktaş ayağına katılmış.

Medyada fotoğrafları yayınlandı.
Buraya kadar bir şey yok.
Zehra gibi birçok yaşıtını Gezi Parkı’nda zaten gördüm, gördük, gördünüz.
Yani durum normal.
Ama bundan sonrası anormal.
Anne ve babası, Zehra’nın protestolara katılması konusunda medya önünde iki ayrı cepheye ayrıldı.
Hülya Avşar serinkanlı ve mantıklı yaklaşmış, diyor ki:
“O da bir birey. Gitmek istedi ve gitti, ben de saygı duydum.”
Kaya Çilingiroğlu ise kendisinden beklendiği üzere hayli sert. Diyor ki:
“Bunun tasvip edilecek bir tarafı yok.
Çünkü Zehra büyük gözükmesine rağmen bu tür olaylarda kendi kararını verecek yaşta değil.
Ona çok kızdım ve ceza verdim.”
Cidden şunu anlamıyorum:
Neden bu görüşlerini evdeyken sadece Zehra’ya söylemiyorlar?
Neden hepimizle paylaşıyorlar?

ZEHRA DA KONUŞMALI!

Burada zor durumda kalan yine Zehra olmuyor mu?
Onun da çıkıp anne ve babasının bu zıt görüşleri üzerine bir demeç verme hakkı doğmuyor mu?
Bu durumda elbette doğuyor.
Çünkü anne ve babası onun davranışları üzerine medyaya car car konuşabiliyor.
Biz de habire arada kalan genç bir birey ve çapulcu olarak Zehra’yı röntgenlemek zorunda kalıyoruz.

Riskli ‘yavaşlama’ önerileri

Duran adam ve kadınlar hayatımıza girmişken durmak meselesi üzerine konuşmamak, düşünmemek olmazdı:
Mesela o kadar hızlı yaşamak zorunda mıyız?
Arada bir durmak, yavaşlamak mümkün müdür?
Peki hayatı nasıl yavaşlatırsın?
Mesela şunlara ne dersiniz...

Diyelim ki arka arkaya bir sürü randevunuz var.
Hepsine yetişmekten yoruldunuz.
Aniden ya hepsini iptal edersiniz ya da birkaçını.
Telefon açıp “Neredesin?” diyenlere de “Yavaşladım ben, gölge etme” yanıtını verebilir, karşı tarafın sinirlerini tel tel edebilirsiniz.
Riskli bir yavaşlama yöntemi. Ama iyi geleceği kesin!

Mekândaki coşkulu eller havaya müziğiyle hop hop zıplayan kalabalığa inat, “slow motion” tadında dans edebilir, yavaşlığın dibine vurabilirsiniz.
Ama dikkat edin, sağdan soldan çarpan bol olacaktır.
Yavaşlık uğruna her yeriniz morarabilir.

Yavaş yemek de yiyebilirsiniz.
Ama buna en çok bizim garsonlar sinir olacaktır. Malum, bir an önce masayı toplamak ister bizimkiler.
Zırt pırt servis açıp kaparlar, daha ana yemeğin bitmeden “Tatlı ister misiniz efendim?” derler.
Sen öyle iki saat boyunca yavaş yavaş yersen yemeğini, garson takımı eminim sıkıntıdan patlar.
NOT: Maalesef yavaşlayabilenlerden değilim. Çünkü durduğu zaman salaklaşanlardanım. Hareket halindeyken daha iyi düşünebiliyorum, daha çok yaşadığımı hissediyorum.

X