Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir bürokratın serüveni

Emin ÇÖLAŞAN

TürkiyeTaş Kömürü İşletmesi'nin Refahyol döneminde atanan Genel Müdürü, geçtiğimiz aylarda Yılmaz hükümeti tarafından yıllık izne çıkarıldı. Yerine vekâleten Genel Müdür Yardımcısı Tuğrul Müftüoğlu atandı. Zonguldak'taki bu kuruluşta yaklaşık 30 bin kişi çalışıyor.

Ağustos ayı başlarında bir gün, ANAP Zonguldak İl Başkanı Enver Aygün, telefonla Müftüoğlu'nu aradı:

‘‘Biz sana sahip çıkacağız. Ancak bir ricamız olacak. Pazartesi günü Ereğli Limanı işletme hakkının devri ihalesi yapılacakmış. Onu iptal et...’’

İhale için her şey hazırlanmış. Başvuranlardan uygun olanlara yeterlik verilmiş. Ereğli Limanı'nın gelirleri ihaleye çıkarılıyor. Tahmini bedeli, devlete yılda 2 milyon dolar gelir sağlayacak. Liman 10 yıllığına devredilecek ve dolayısıyla toplam gelir 20 milyon dolar dolaylarında olacak.

İhale için iki başvuru yapılmış. Katılanlardan birinin soyadı Karakuş. Bir ANAP yandaşı. Nedense, ihalenin iptali için uğraşıyor.

Genel Müdür Vekili'ni arıyor, ihalenin iptal edilmeyeceğini öğrenince doğrudan bakanlığa ulaşıyor.

Hemen ardından Bakanlık Teftiş Kurulu Başkan Vekili, Kurum'u Ankara'dan arıyor ve ihale hakkında bilgi istiyor.

11 Ağustos Pazartesi günü ihale yapılıyor. Karakuş, hem ihaleye teklif veriyor, hem de noterden ihtar çektirip ihalenin iptal edilmesini istiyor. Bu istem Kurum tarafından reddediliyor ve teklifler açılıyor. ANAP'Karakuş'un düşük fiyat verdiği, diğer teklifin ise büyük farkla daha yüksek olduğu görülüyor.

İhalenin ertesi günü Teftiş Kurulu Başkanı yeniden arıyor ve müfettiş göndereceğini söylüyor. Müfettiş geliyor, belgeleri ve dosyaları araştırıyor ve ‘‘Her şey düzgün. İptali gerektirecek bir şey yok’’ diyor.

Bir hafta sonra, 16 Ağustos 1997 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan kararname ile Tuğrul Müftüoğlu görevinden alınıyor.

* * *

Kim bu Tuğrul Müftüoğlu? Kendisini çok aradım, ama bulamadım. Çevreden söylenenler ise hep olumluydu. Dürüst, namuslu bir bürokrat. Eski siyasetçilerden Sadık Tekin Müftüoğlu'nun oğlu olduğunu öğrendim.

Onu herkes Türkiye'nin en büyük kurumlarından birinde üst düzey yöneticilik yaparken bir tek namussuzluğa bulaşmamış, mal varlığında artış olmamış bir bürokrat olarak tanımlıyordu.

Zonguldak ve yöresindeki kömür mafyası ile büyük savaş vermiş. İdare'nin üçüncü sahıslardan satın alınan kömürde büyük kazıklar yediğini fark edip alımları durdurmuş ve hadiseyi Kurum'un Teftiş Kurulu'na göndermiş.

Şimdi yerine atanan yeni genel müdür, teftiş devam ettiği halde ilk iş olarak bu alımları yine aynı firmalardan başlatmış.

* * *

Diğer pek çok ilimiz gibi Zonguldak da belli siyasetçiler, işadamları ve hatta mafya tarafından parsellenmiş durumda. Burada on binlerce işçi çalıştıran çok büyük bir devlet kuruluşu var. Ereğli Demir Çelik Fabrikaları var.

Daha da önemlisi, kömür var. Kömür üzerinde büyük oyunlar oynanıyor.

Yörede devleti sülük gibi emen ve sırtını belli siyasetçilere dayamış kömür mafyaları türemiş. Taşkömürü İşletmesi çok büyük zararda. Atsanız atılmıyor, satsanız satılmıyor...

Ve bu kötü gidişi en alt düzeye getirmek için didinen devlet memurları görevden alınıyor, yerlerine her devirde siyasal iktidarın adamları getiriliyor.

Arkalarında bir sürü milletvekili, iktidar partilerinin il ve ilçe başkanı, işadamı, mafya kılıklı girişimciler...

* * *

Memuruna sahip çıkamayan, hırsızla dürüst memuru asla ayırmayan, atamaları sadece ve sadece torpile, parti yandaşlığına, onun bunun adamı olmaya dayalı bir düzende yaşıyoruz.

Bir iktidar değişiyor, haydiiii, bütün üst düzey yöneticiler görevden alınıyor. Bunların arasında düzgün, dürüst, namuslu, işini bilen, ülkenin çıkarını koruyan adam hiç mi yok?

Elbette var, ama ‘‘Devletin memuru’’ kavramı ‘‘Siyasetçinin memuru’’ kavramına dönüşmüş.

Her iktidar değişikliğinde İdare Mahkemeleri ve Danıştay, yeni açılan binlerce memur davasıyla doluyor. Dosyalar göklere yükseliyor...

Ve İdare, açılan davaları kaybetmemek için genelde aynı taktiğe başvuruyor:

‘‘Hakkında soruşturma açıldığı için görevden alınmıştır...’’

Gerçekten soruşturulması gerekenler ayrı. Ama yüzlerce, binlerce devlet memuru, sırf açtığı davayı kaybetsin diye bu yöntemle lekeleniyor, karalanıyor.

Çevrenize bir bakın! Her kurumda çok sayıda ‘‘Danışman’’ var. Bunlar devletin memurları. Çoğu da iktidarların hışmına uğramış pırıl pırıl insanlar. Türkiye'nin binlerce deneyimli devlet memuru kızağa çekilmiş, boşta bekletiliyor. Hepsine maaş ödeniyor.

Sadece İçişleri Bakanlığı bünyesinde kızağa çekilmiş eski valiler bile bu düzenin bir utanç belgesidir. Devlete vali olarak hizmet veren bu insanlar, yıllardan beri orada ‘‘Merkez Valisi’’ adıyla oturup emeklilik beklerler. Odaları, masaları, telefonları bile yoktur. Tıpkı diğer ‘‘Danışmanlar’’ gibi!

Devletin memurunu her siyasal iktidarın oyuncağı yapmışız. Yazık!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI