Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Bir bedende 39 kişi

    Hürriyet Haber
    19 Nisan 1998 - 00:00Son Güncelleme : 19 Nisan 1998 - 00:01

    Bundan 30 yıl önce yedi yaşındaki bir erkek çocuk çok yakın üç akrabası tarafından kaçırılarak bir ahıra kapatılır, günler boyu tecavüze uğrar. Çocuk vücuduna sinen ahırın kokusunu, soğukluğunu, dışarıdan gelen köpek ulumalarını ve orada yaşadığı günleri ömür boyu taşıyacaktır... Olay örtbas edilir. Anne babanın olan bitenden haberi yoktur. Önceleri hiçbir şey değişmemiş gibidir. Çocuk okuluna gider. Derslerinde de başarılıdır. Ama bir süre sonra devamsızlıktan ihtar almaya başlar. Evden okula gidiyorum diye çıkar, kendini kırlara, sokaklara atar. Ama bir süre sonra ‘‘benim burada ne işim var’’ diye şaşırıp okuluna döner.

    Yaşı büyüdükçe ahırda yaşadıklarını kabul edemez, bir yandan da kabul etmekten başka çaresi yoktur. Bir taraftan annesine babasına herşeyi anlatıp rahatlamak ister, bir taraftan korkarak susar. İçindeki ikilemler katlanmaya başlar. Sonunda ipler kopar; küçük Ahmet'e artık zarar gelmesin diye içindeki ikilemler bir karakter yaratır. Bu karakterin adı Ertuğrul'dur. Ahmet içine kapanık, ürkek, büyüklerden kaçan kendi dünyasında bir çocuktur. Ertuğrul ise sosyal, cana yakın, konuşkan bir çocuk. Ahmet, Ertuğrul karakterinin ortaya çıkmasına izin vermediği zaman birdenbire kramp şeklinde, hiçbir ağrı kesicinin kesemeyeceği başağrıları çeker. Unutkanlıkla, yapmadığı şeylerle ya da yaptığını hatırlamadığı şeylerle suçlanır.

    Ahmet lisede de başarılıdır, ama bu kez devamsızlığı onu okuldan attırır. Liseyi dışarıdan bitirirken bir bankaya çaycı olarak girer. Terfi eder, finansman bölümüne alınır. Ama hala yedi yaşında yaşadığı travmayı atlatamamıştır. Kişiliği önce Ertuğrul'a sonra Vehbi Amca'ya, Barış'a, Ramazan'a derken 39'a parçalanır. Bir gün müdürü Ahmet'e postalaması için resmi bir evrak verir. Ahmet zarfı postalamaz. Verilen işi yapmasını engelleyen, içindeki kişiliklerden biridir. Bazen işe gider, birdenbire benim burada ne işim var deyip, kendini halk kütüphanesine atar. Çünkü o an Ahmet değil sol gözü okumaktan 1.25, sağ gözü 1.50 miyop olmuş kitap kurdu Barış'tır.

    ŞİMDİ ANLAŞILDI

    Vehbi Amca karakteri Ahmet'in canına okur. İşe onun yüzünden gitmez. Vehbi Amca baskın bir karakterdir. ‘‘Bu yaşadıklarımızı kimseye söyleme’’ diye sürekli uyarır, kimi zaman da tehdit eder Ahmet'i. Yaptıklarından dolayı Ahmet ailesi ve çevresi tarafından dışlanır. Bir tatil dönüşü babası evden kovar Ahmet'i. 50 yaşlarındaki dört çocuklu iş arkadaşının ‘‘sen çocukken bir olay yaşamışsın. Nasıl olsa açık kapıymışsın söyleseydin biz de istifade etseydik’’ türünden mütecaviz konuşmaları Ahmet'i iyice oksijensiz bırakır.

    Ailesi evlenmesi için baskı yapar. Önceleri hayali kız arkadaşları ile ailesini oyalasa da sonunda kendisinden 8 yaş büyük biriyle evlenir. Ahmet evlendiği gün aseksüel olduğunu anlar. Kabuslar görmeye, utanç duymaya, kendini suçlamaya başlar. Sürekli ve sebebi olmayan bir arayış içindedir. Üstelik bir karakterden öbürüne geçerken çektiği ağrı dayanılmazdır. Bu psikolojik ağrıyı dindirebilmek için fiziksel bir acı çekmek ister; bunun için de dişi hava alsın diye dolgusunu çıkarır.

    Defalarca intihara teşebbüs eder. Hap yutar, vapurdan denize atlar, üç kez kendini yakar, hatta bir evin yedinci katından bile atlar. Her defasında kurtulur. Aile onu Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yatırır. Orada şizofreni teşhisi konur. Bir süre tedavi görüp taburcu olur. Tekrar bankaya girer. Ama hastalığı nükseder. İşten atılır. Market açar kendine, çok para kazanır ama bu paraları Vehbi Amca karakteri yer, altı basamaklı sayıları aklından çarpıp bölebilen İzzet karakteri parayı at yarışlarına yatırır, içki ve esrara verir.

    Sonunda bir kere daha intihara kalkıştığı için İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Psikiyatri Servisi'nin Acil Polikliniği'ne getirilir. O gün zorla hastaneye yatırılır. Doktorlar doğru tanıyı koyarlar: Çoğul Kişilik Bozukluğu. Her seansta Ahmet'in içinde yaşattığı yeni bir karakter çıkmaktadır ortaya. Doktorlar Ahmet'in kişiliğinin 39 parçaya bölünmüş olduğunu saptarlar. Tedavi başlar.

    Bu tedavi yedi yıldır sürüyor. Ahmet sonunda bir bütün olacağından emin: ‘‘Parçalanmış bir ruh yapısına sahipseniz hiç de kolay değil. Okuldan kaçarken sebebinin ne olduğunu hiç kimse sormadı bana. Bakkala yollarlardı, farklı şeyler alıp geldiğimde kimse ne oluyor diye şaşırmazdı.’’

    Ahmet'i oluşturan karakterler birbirinden bağımsız. Aralarında örülü duvarlar yüzünden birbirlerinin ne yaptığını bilmiyorlar. Ahmet onları yazdıkları şeylerden, mektuplarından tanıyor. İyi olan çok iyi, kötü olan çok kötü. Sosyal olanı çok sosyal, içine kapanık olan aşırı içine kapanık. Bu durumu şöyle açıklıyor: ‘‘Hepsi de görevini çok iyi yapıyor ama bana olmak istediğim asıl kişiliği yaşatmıyorlar, her biri benim için bir zaman kaybı...’’

    Geçişler esnasında sadece beyninin içinde bir duraklama ve bu değişikliğe direndiği takdirde kramp şeklinde bir başağrısı başlıyor. Vücudunun özellikle belden aşağısında kasılmalar hissediyor. Bu kişilikler arasında sürekli çatışma yaşanıyor. İçlerinde son derece dindar olanı da var, son derece ateist olanı da. Sağ görüşlü olanı da sol da. Kendini kadın hisseden erkek hisseden de.

    Ahmet, kişilik ya da karakterini kendi isteği ile değiştiremiyor: ‘‘O anda söz konusu kişiliğin kendisinin ortaya çıkmayı istemesi gerek. Durup dururken şimdi Yaşar ortaya çıksın, Tayfun ortaya çıksın diye birşey yapamıyorum.’’ Örneğin psikoterapi sırasında doktoru ve kendisi bir karakteri ortaya çıksın diye çağırdığı halde, o karakter sırf karşı çıkmak için ortaya çıkmayı reddedebiliyor.

    Unutkanlıklar

    Kişilik değişikliklerinin hangi sıklıkla olduğunu da söyleyemiyor Ahmet: ‘‘Belki her saniye, belki her saat, gün, hafta, hiç belli olmuyor. Zaman kayıpları ve unutkanlıklar dışında hiçbir şey hatırlamıyorum.’’

    Çoğul kişilik hastalığı günlük hayatı etkiliyor. Bir arkadaşıyla saat 12'de buluşmak için sözleşiyor. 11'de yola çıkıyor randevuya yetişmek için. Cebinde de 10 milyon var diyelim. Saat akşamın 5'inde kendini ilgisiz bir yerde buluyor. Cebindeki 10 milyondan eser yok ya da nereden geldiğini bilmediği bir sürü para var cebinde. Çok sevdiği birinden ertesi gün nefret ediyor. Bir yandan etli yemeğe bayılırken, bir yandan da etten tiksiniyor.

    ‘‘Gazetede yarı çıplak bir kadın fotoğrafı görüyorum. İşte o fotoğraf kadınlara duyduğum soğukluğu düşünmeme neden oluyor. Yolda iki sevgilinin birbirleriyle sarmaş dolaş yürümesi, bir arkadaş toplantısında cinsellikle ilgili herhangi bir sohbet eskiden yaşadığım olayları tekrar yaşıyormuş hissine kapılmama neden oluyor. Aynı iğrenç kokuları burnumda hissediyorum, aynı köpek havlamalarını, aynı titreten, fakat korkudan hissedemediğim soğuğu duyuyorum.’’

    Ahmet karakterleri şöyle anlatıyor: ‘‘Sağ elimle yazı yazarım ama benim sol elimle yazı yazdığımı söyleyenler var. Arasıra içki içiyorum ama daha önceleri ağzıma hiç içki koymazken, içki alemlerinde olduğumu söyleyenler var. Hiç at yarışı oynamadım ama at yarışı oynamayı sevdiğimi söyleyenler var, cebimden at yarışı kuponları çıkıyor, hatta ganyan bayiine borcumdan dolayı başım derde bile girdi. Bisiklete binmeyi bilmem ama çok hızlı motosiklet kulladığımı söyleyenler var. Bugüne kadar hiçbir kadınla cinsel ilişkiye girmedim, ama bunun olduğunu söyleyenler var. Dini bilgim çok az olmasına rağmen cemaatin önünde namaz kıldırdığımı söyleyenler var.’’

    DÖRT AYRI PROGRAM

    Radyoda program yapmaya ilk kez Ertuğrul olarak başlamış: ‘‘Arabesk ve taverna ara sırada sanat müziği ile ilgiliydi program. Aynı anda radyoda Tayfun adıyla bir yabancı pop programı yapmaya başladım. Ama Tayfun'un tarzını tanımıyordum. İki saat arayla farklı programlar yapıyordum.’’

    Ahmet, aynı radyoda haftada bir Vehbi adı altında dini program yapmaya başlar: ‘‘Tamam inançlı biriyim ama bu inanç bilgim hiçbir zaman kalkıp radyo programı yapacak insanlarla canlı bağlantı kurup tartışacak düzeyde bir bilgi değil. Yine aynı radyoda değişik saatlerde Çılgın diye zenne tarzında yani şimdiki Çılgın Moni tarzında program yapmaya devam ettim.’’

    Dinleyiciler mektup gönderirler. Dört ayrı karakterin hepsine ayrı ayrı. Daha sonra bu karakterler değişik radyolara dağılmaya başlar. Ahmet için hayat dipsiz bir kuyuya taş atıp onun getireceği sesi beklemek gibi birşey: ‘‘Eğer dayanabilirsem yolun sonuna gelebilirsem artık bir bütün olarak yaşamımı sürdürebileceğim. Ama bizim gibi başkalarının olmaması için ne olur gelin çaba gösterelim. Bizleri koruyacak bir dernek neden olmasın. Bunu da ancak başımızda ruhen sağlıklı biri olursa yapabiliriz.’’

    Bu hastalık sanıldığı kadar nadir değil

    İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği'ndeki hekimlerle tedavi ettikleri Ahmet'in durumunu görüştük. Doktorlar şöyle diyor: ‘‘Hastanın tedavisi devam ediyor. Tedavi uzun sürecek. Bu hastalık, çocukluk çağında cinsel tacizlere bağlı bir hastalık grubu. Zannedildiği kadar nadir değil. Çapa Psikiyatri Servisi'nde, poliklinikte ve sokak sokak dolaşarak yapılan bir çalışmada birçok bozukluktan daha fazla olduğu anlaşıldı. Şizofreni hastalığı kadar yaygın. Sivas'ta geçen yıl ve bu yıl yapılan iki ayrı çalışmada bulundu. Mesele çok fazla bir kişiliğe sahip olmak değil, tek bir kişilikle bütünleşememek. Tedavi ile bu sağlanmaya çalışıyor. Bu da hastanın günlük hayatındaki zorluklar, travma anı konuşularak yapılmaya çalışılıyor. Sonunda hastalar tamamıyla iyileşebilir. Amaç kişinin tüm anılarıyla, tüm geçmişiyle birlikte tüm kişilik durumlarını hiçbirini inkar etmeden ve reddetmeden bir potada eritmek. Aşırı iyi, aşırı fedakar ya da aşırı kötü kişilikler olabilir. Ama o hastanın kendisi için iyi kötü, fedakar ya da dindar diyemeyiz. Çevresindeki kötülükleri taklit eden bir çocuk gibi düşünün. Filmlerde çoğul kişilik hastaları cinayet işliyorlar. Ama gerçek hayatta onlar saldırgan değil mağdur durumdalar. Ciddi suçlar işlediklerini sanmıyoruz.’’

    Ahmet'in kişilikleri

    Asıl kimlik yedi yaşındaki çocuk Ahmet'e ait. Ertuğrul parçalanma sonucunda ortaya çıkan farklı karakterlerden birisi. Şu anda Ertuğrul'dan başka ikisi kadın olmak üzere toplam 16 karakter söz konusu. Tüm kişiliklerin isimleri var. Bir tanesi hariç. Psikoterapisti dahi onu henüz ortaya çıkarmış değil. Sadece 45 yaşındaki bir parça olarak biliniyor.

    ERTUĞRUL: Ahmet'in en sevdiği karakter. Çünkü en çok onu kendine yakıştırıyor. Diğer karakterlerin hiçbirisini onaylamıyor. Hatta bir çoğundan kurtulmak için bu bedeni ortadan kaldırmaya bile kararlı. Ertuğrul 1970 doğumlu. Bekar. Şu ana kadar hiçbir cinsel yaşamı olmamış. Özgürlüğü seviyor. Sosyal, insanlarla ilişki kurmasını seven bir yapıya sahip.

    ERTUĞRUL CAN: Ertuğrul'un hiç sevmediği karakterlerden biri. Ertuğrul'un hayatını zehir eden, Ertuğrul'un dışında biri o. Çünkü o eşcinsel bir karakter... Ertuğrul (ya da Ahmet) ondan utanıyor, onun gibi olmaktan korkuyor.

    GİZEM: 1970 doğumlu. Listedeki iki kadın karakterden birincisi. Hiçbir cinsiyeti kabul etmiyor. Sosyal bir kişilik. Radyo programları ve barda stand-up şovlar yapıyor. Karakterlerin ortaklaşa aldığı bir karar sonucunda 'Moni' adı altında program yapıyor. Amacı yükselmek, yukarlara çıkmak ve ondan sonra toplumdan intikam almak.

    SERAP: 1970 doğumlu. Kadın karakterlerden ikincisi. Erkeklerden nefret ediyor. Hiç bir erkekle cinsel ilişkisi olmamış. Lezbiyen ama kadınlarla şimdiye kadar cinsel ilişki kurmamış.

    YAŞAR: Türk milliyetçisi. Amacı askerde ölen arkadaşlarının intikamını almak.

    TAYFUN: Ertuğrul Tayfun'u çok iyi tanımıyor. Tanıdığı tek yanı ateist olması. Halbuki Ertuğrul Allah'a inanıyor. Tayfun'dan bu yüzden nefret ediyor.

    VEHBİ: Aşırı dindar, hatta bir tarikat üyesi.

    RAMAZAN: Çingene ve kendi soyunun çingelerden geldiğini söylüyor. Tanrı'nın kendisini çingenelerin kurtarıcısı olarak görevlendirdiğine inanıyor.

    ÇOCUK AHMET: Yedi yaşında bir çocuk. Uyutularak pasifize edilmiş durumda.

    BÜYÜK AHMET: İçine kapanık. Dünyadan habersiz. Memurluk dışında elinden hiçbir iş gelmeyen pısırık birisi. Uyutularak pasifize edilmiş durumda.

    GENÇ AHMET: Diğer Ahmet'e göre daha sosyal. Diğer karakterleri zor durumda bırakacak işler yapıyor. Pazarlarda limon satmaktan tutun da, kahvelerde garsonluğa kadar. Uyutularak pasifize edilmiş durumda.

    İZZET: Serseri mizaçlı bir tip. Ertuğrul hiç ama hiç oynamayı bilmediği halde İzzet at yarışlarına meraklı. İçki ve esrar kullanıyor. Ertuğrul bisiklete bile binemezken o hızlı motosiklet kullanma meraklısı.

    BARIŞ: Baş ağrıları ve görme bozukluğu dışında bir sorunu olmayan evine ailesine bağlı olduğunu ileri süren bir tip. Kitap okumaktan sol gözü 1.25, sağ gözü 1.50 derece miyop.

    45 YAŞINDAKİ PARÇA: Tahminen adı Ayhan. Tedaviye başlanıldığından bu yana doktorlar onu kontrol altına almışlar. Kontrol altına alınmasaydı belki de mütecaviz bir tip olabilirdi. Ertuğrul'un nefret ettiği bir karakter. Uyutularak pasifize edilmiş durumda.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı