"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Bir bankacının sessiz kararı

<B>TÜRK </B>ekonomisi önceki hafta sessiz sedasız büyük bir sorununu çözdü.<br><br>Bu sorun, Türkiye’ye yabancı sermaye gelişini ve bundan sonraki özelleştirmeleri bile çok olumsuz etkileyecek boyuttaydı.

İtiraf edeyim, bu işin nasıl çözüleceğini merakla bekliyordum.

HÜKÜMET VE İŞADAMI

Sonunda çözüldü.

Neyle mi?

Hükümetin işi takip etmesi ve bir işadamının ’fedakárlığı’ ile.

O nedenle bugün size bu olayın hikáyesini anlatmak istiyorum.

Halit Cıngıllıoğlu, Türkiye’nin en başarılı bankacılarından biridir. Ailesi, Türkiye’nin özel sektör alanındaki ilk müteşebbislerindendir.

Cumhuriyetin ilanından sonra kurdukları iki şirket bugün hálá faaliyettedir.

Cıngıllıoğlu 2001 ekonomik krizinde, devletin açıkladığı para planlarına güvendiği için bankası zora girdi.

Sonunda BDDK, Demirbank’a el koydu.

Ancak bir farkla. Bankasına ‘hortumculuk’ maddesinden el konulmadı.

Cıngıllıoğlu bu kararın haksız olduğunu iddia etti ve Danıştay’a gitti.

Sonunda davayı kazandı.

Normal olarak ne yapılması gerekiyordu?

Bankasının kendisine iade edilmesi.

Ancak o sırada bankası dünyanın önde gelen bankalarından HSBC’ye satılmıştı.

Tabii bu durum, Türkiye’yi yabancı sermaye karşısında çok zor durumda bıraktı.

Demirbank’ın HSBC’den geri alınıp Cıngıllıoğlu’na iade edilmesi, dünyanın bütün finansal kurumları karşısında Türk devletinin kredibilitesini sarsacaktı.

HAKKINDAN VAZGEÇTİ

Bu olay uluslararası bir ekonomik sorun haline gelmişti.

İşte bu sorunun nasıl çözüleceğini merakla bekliyordum.

Şimdi öğrendim.

Halit Cıngıllıoğlu önceki hafta BDDK’ya, ‘Demirbank üzerindeki intifa haklarından vazgeçtiğini’ bildirmiş.

Böylece, bombalama olayının mağduru olan HSBC, bir de hukuk mağduru olmaktan kurtuldu.

Çünkü bu olayda Cıngılloğlu hukuken haklıydı. Ama kabul edelim ki HSBC de suçlu değildi.

Türk devleti bankayı satışa çıkarmış, o da satın almıştı.

Şimdi gelin iki işadamı davranışını karşı karşıya koyalım.

MÜCADELE GÜNLERİ

Bazıları bırakın fedakárlık yapmayı, dünyanın en büyük küresel şirketlerini dolandırdılar ve Türkiye’nin itibarını iki paralık ettiler.

Öteki tarafta ise bir bankacı çıkıp, hukuken elde ettiği bir haktan vazgeçiyor.

Kamuoyunun bu insanları iyi tanıması lazım.

Hem birincileri, hem de ikincileri.

Halit Cıngıllıoğlu bugün yine bankacılık yapmaya devam ediyor.

Çünkü işi bankacılık.

Allah için bugüne kadar o işi de gayet iyi yaptı. Öyle yaptığı için de Türk basını onu hep ’hortumcu’ bankacılardan farklı değerlendirdi.

O da küsmedi, mücadele etti.

Devlete güvenip battığı halde devleti şikáyet etmedi.

Sadece hukuki yollardan hakkını aradı.

Sonunda bankacılık hakkını yeniden elde etti.

Hatta, yurtdışındaki eski bankalarını bile alacak kadar devletin güvenini kazandı.

Şu anda ağırlıklı olarak Avrupa olmak üzere 7 ülkeye yayılmış 4 bankanın sahibi.

Ama şu hazin tabloya bir bakın.

Hortumculuk maddesinden bankalarına el konulanlar devlete bir kuruş ödemez, yalılarından, lükslerinden vazgeçmezken, bankası haksız yere fona devredilmiş bir bankacı haklarından feragat ediyor.

İnsan bu tabloya bakınca ister istemez şunu düşünüyor:

Haklı insanların fedakárlık yaptığı bir düzende, vatandaşın hakkını almayı, sadece hortumcunun olmayan iyi niyetine bırakmak adil bir davranış olur mu?

Haklı insan fedakár olacak, haksız olan ise aynı egoizmi ve yüzsüzlüğü sürdürecek.

MANTIK VE VİCDAN

Sizi bilmem ama ben buna isyan ediyorum.

Hukuken hakkını almış bir bankacı fedakárlık yapıyorsa, devletin de hortumcuya karşı daha kararlı olması gerekir.

Hem mantık, hem vicdan, hem hukuk bunu gerektiriyor.
X