Bir bakışta POAŞ iftiraları ve gerçekler

EKONOMİ SERVİSİ
15.10.2015 - 01:11 | Son Güncelleme: 30.03.2016 - 12:29

Yurtdışına çıkış yasağı bulunan, zimmet suçundan hapis cezası alan işadamı Hayyam Garipoğlu’nun 28 Şubat süreciyle ilgili bir soruşturma kapsamında ‘gönüllü olarak’ ifade vermesiyle, Hürriyet’in sahibi Doğan Grubu ile ilgili ‘POAŞ iddiaları’ yeniden sahaya sürüldü.

Geçtiğimiz hafta Doğan Grubu’nun İş Bankası ile birlikte satın aldığı POAŞ’ta, ihale sürecinin nasıl çarpıtıldığını, zaman kavramının nasıl göz ardı edilmeye çalışıldığını tarihleriyle ortaya koymuştuk. Garipoğlu’nun en yüksek teklifi verdiği halde neden ihalenin 3. sıradaki konsorsiyuma verildiğini, başka hangi gruplara teklif götürüldüğünü ayrıntılarıyla yazmıştık. Garipoğlu’nun girdiği ihaleyle İş-Doğan’ın POAŞ’ı aldığı ihale arasında 2 yıl bulunmasına rağmen bunun nasıl gizlenmeye çalışıldığına dikkat çekmiştik. Ancak bazı medya kuruluşlarının olayları ve tarihi çarpıtma çabası, iftiraları devam etti. Kişiler unutur ama arşivler asla unutmaz. İşte İş-Doğan tarafından satın alınması sonrasında yaşananlar ve arşivden çıkan POAŞ gerçekleri.

 İFTİRA 1
POAŞ ve Erk Petrol’e usulsüzlük yaptığı için EPDK tarafından 600 milyon TL ceza kesildi. Mahkemeler ayarlanıp bu ceza 35 milyon liraya indirildi. Bu cezanın da üstüne yatıldı.


GERÇEK 1
Bu iddiaya temel olan konu 2005 yılına uzanıyor. Madde madde hatırlatalım.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) 2005 yılı itibariyle akaryakıt lisanslarını belirlenen yeni kriterle kendisinin vereceğini açıkladı. Bu düzenleme için bir geçiş süreci belirlendi. Ancak aralarında POAŞ’ın da bulunduğu dağıtım şirketleri özellikle de fazla bayisi olanlar süresi içinde lisanslama işlemini yetiştiremedi. Bayiler ve müşterilerinin mağdur olmaması için bu bayilere dağıtım şirketleri lisanslar yetişinceye kadar mal vermeye devam etti. Taleplere rağmen süre uzatmayan EPDK lisansı yetişmeyen bayilere mal verildiği için dağıtım şirketlerine 31 Ağustos 2006’da verdiği kararla Petrol Piyasası Kanunu’nun 7. maddesine göre ceza kestiğini açıkladı. Buna göre;
POAŞ 499.4, Opet 165, Alpet 105, Turcas 113.5, Erk 100.7, Shell 46.4, Aytemiz 88.5, BP 65.7, Total 62.1 milyon TL ceza aldı.
POAŞ ve Erk Petrol geç yayınlanan tebliğ nedeniyle, lisanslama için yeterli süre tanınmadığı gerekçesiyle toplamdaki 600 milyon TL’lik cezaya itiraz etti ve dava açtı. Danıştay 13. Dairesi bu başvuruyu redetti.
EPDK’nın cezaya dayanak gösterdiği 7. maddenin 2. fıkrasında “Dağıtıcılar başka akaryakıt dağıtıcılarının bayilerine dağıtım yapamazlar” ifadesi yer alıyordu. Oysa POAŞ ve Erk Petrol’ün dağıtım yaptığı ancak lisansı yetişmeyen bayileri KENDİ bayileriydi. POAŞ ve Erk Petrol bu yüzden kesilen cezanın haksız olduğu gerekçesiyle bu kez itirazını Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na yaptı. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 10 Haziran 2010’da 25 KABULE KARŞI 4 RET ile EPDK’nın kestiği cezaların haksız olduğuna karar verdi. Cezalar düştü.
EPDK, Danıştay’ın bu kararı üzerine, 16 Eylül 2010’da POAŞ ve Erk Petrol’e yeni bir ceza kesti. EPDK bu kez 19. maddeyi dayanak gösterdi ve şirketlerin, lisans işlemleri tamamlanmayan kendi bayilerine yaptığı satışların “kanunun gerektirdiği yükümlülüklere uymadığı” iddia etti. 19. madde lisansız bayi başına kesilebilecek cezayı 1000-50.000 TL arasında olabileceğini belirtiyordu. EPDK 50.000 TL’lik tavanı baz alarak POAŞ’a 29 milyon 400 bin TL, Erk Petrol’e ise 6 milyon TL ceza kesti. TOPLAMDA 35.4 MİLYON LİRALIK CEZA ÖDENDİ.
Tebliğin 6 ay geç yayınlanmasına ve bayi çokluğuna vurgu yapılarak lisanslama için yeterli zaman tanınmadığı gerekçesiyle bu cezaya da itiraz edildi ve dava açıldı. Yargı süreci Danıştay’da devam ediyor.

 İFTİRA 2
İş-Doğan ile POAŞ birleştirildi. İş-Doğan’ın tüm borcu POAŞ’ın üstüne yıkıldı. Yani POAŞ’ın alınması için ödenecek parayı POAŞ ödemiş oldu. Küçük yatırımcı zarara uğratıldı.


GERÇEK 2
‘Özelleştirmeden alınan şirketler satın alan şirketlerle birleştirilemez’ ibaresi hiçbir kanunda yer almadığı gibi POAŞ özelleştirmesinin şartnamesinde de yer almıyordu.

Ticaret, kanunlara uygun yapıldığı sürece kâr etmek amacıyla gerçekleştirilir. İş-Doğan ile POAŞ’ın birleşmesi gerekli tüm izinlerin alındığı, tüm prosedürlerin uygulandığı bir işlemdir.
Birleşme Kurumlar Vergisi Kanunu’ndaki hükümler baz alınarak gerçekleştirildi.
SPK’ya gidildi. ‘Küçük yatırımcıya çağrı yapılması’ şartıyla izin alındı.
Küçük yatırımcıya çağrıda bulunuldu. Küçük yatırımcıdan 240 milyon TL’lik hisse alındı. (O günkü kurla yaklaşık 150 milyon dolar)
Her iki şirketin genel kurulları gerçekleştirildi. Karar alındı.
Birleşme tescil edildi ve tek şirket oluştu.
Tüm izinlere rağmen sonrasında zamanın Gelir İdaresi ‘Ekonomik gerekçesi yok’ diyerek birleşme işlemine 1 milyar TL ceza kesti. Uzlaşmayla ceza 275 milyon TL’ye indirildi ve ödendi.
SPK’nın belirlediği fiyattan küçük yatırımcıya çağrıda bulunulduğuna ve hissesini satmak isteyen yatırımcıdan hisse alımı yapıldığına göre,
küçük yatırımcının zarara uğratıldığını iddia etmek anlamsızdır, kasıtlıdır.

Bir bakışta POAŞ iftiraları ve gerçeklerDünya petrol piyasası aralarında Londra’nın da bulunduğu birkaç önemli şehirde oluşuyor. Dünyanın önemli petrol oyuncuları burada bulunmak ve işlem yapmak zorunda.

 İFTİRA 3
Paravan şirket kuruldu. Vergi kaçırıldı. Dosya sümen altı edildi.

GERÇEK 3
Dünya petrol piyasası aralarında Londra’nın da bulunduğu birkaç önemli şehirde oluşur ve siz petrol oyuncusu iseniz buralarda bulunmak zorundasınızdır. Ancak Londra’da bir şirket kurduğunuzda İngiltere’de vergiye tabi olur. Bunun yerine vergi olmayan ülkelerde şirket kurarsanız, yaptığınız ticaretten o ülkede vergi ödemez ve oluşan vergiyi faaliyet gösterdiğiniz ülkede ödersiniz. POAŞ’ın yaptığı da budur. Ana ticaret şirketini offshore’da, buna hizmet veren ve uzmanların çalıştığı şirketini ise İngiltere’de kurmuştur. 

POUK ve POint şirketlerinin ikisi de yüzde 100 POAŞ iştiraki olduğundan bütün kârlar burada konsolide olmuş, vergisi de Türkiye Cumhuriyeti’ne ödenmiştir.
Petrol piyasasında oyuncu olarak faaliyet gösteren kamu ve özel şirketlerin bu tür yapıları bulunmaktadır.
POint’in POUK’un personel hizmeti aracılığı ile satın aldığı akaryakıt POAŞ’a ulaşır. POAŞ da bunu bayilerine satar. Satın alınan akaryakıt sonuçta Tüpraş’a alternatiftir. Amaç daha ucuza akaryakıt temin etmek ya da fiyat dalgalanmalarına karşı vadeli işlem yaparak korunmak, önceden tedbir almaktır. Bu işlemlerden kâr elde edilebildiği gibi zaman zaman zararla da karşılaşılabilir.
Bir ihbar üzerine SPK, POAŞ’ın 2001 ile 2007 yılları arasında yaptığı toplam 1423 kargodan oluşan 6 milyar dolardan fazla ithalatı incelemiş ve 19 Mart 2010 tarihli XXI-6/21-1 nolu raporunda “İncelenen 164 Kargo kapsamındaki sevkiyata konu eşyanın bir kısmının serbest dolaşıma girmemiş (transit ya da ihrakiye olarak yurtdışına sevk edilmiş) olması nedeniyle vergi kaybından söz edilemeyeceği bildirildiğinden sadece serbest dolaşıma giriş beyannamelerine konu edilmiş sevkiyat nazara alınmıştır” denilmiştir. Aynı konuyla ilgili olarak gümrük müfettişlerinin hazırladıkları raporda ise; 56 beyannamede 6.3 milyon dolarlık matrah farkı oluştuğu” iddia edilmektedir. Bu fark KDV matrahı olup aşağıda açıklandığı üzere KDV’nin eksik ya da fazla ödenmesi sözkonusu olamaz. Çünkü KDV son kullanıcı tarafından ödenen bir vergi olup, POAŞ’ın son kullanıcısı bayileridir. Satılan malın KDV’si onlardan tahsil edilir. Daha önce gümrüğe ödenen KDV bu rakamdan düşülerek bakiyesi Maliye’ye aynı dönem içerisinde yatırılır. Dolayısı ile bu itham yanlıştır.
Gümrük işlemlerinden Gümrük İdaresi iki tür vergi alır. 1-Gümrük vergisi, 2-KDV
Petrol ürünleri belirlenen kükürt oranları aralığında kalınması şartıyla gümrük vergisinden muaftır.
 POAŞ’ın o dönem menşeine bakılmaksızın ithal ettiği hiçbir üründe gümrük vergisi yoktur. Dolayısıyla vergi kaçakçılığı olamaz.
Devletin yaptığı ölçümlerde petrol ürünleri belirlenen kükürt oranları aralığında çıkmazsa zaten o ürünler ülkeye sokulmaz. GERİ GÖNDERİLİR.
POAŞ’ın satın aldığı ürünlerin tümü de bu denetimlerden geçmiştir. Sadece 1 parti ürünün kükürt oranı normlarına uymadığı tespit edilmiş o ürün de geri gönderilmiştir.
POAŞ’ın yurtdışından yaptığı ithalat ile eksik KDV ödediği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü POAŞ’ın ödediği nihai KDV bayilerine gerçekleştirdiği satışta oluşan KDV baz alınarak hesaplanır.
Örneğin POint’ten 80 TL’ye bir ürünü satın aldığını varsayarsak, yüzde 18 üzerinden 14.4 TL’lik KDV oluşur. Bu gümrükte ödenir. POAŞ’ın kendi bayilerine aynı ürünü 100 liradan sattığını varsayarsak yine yüzde 18 KDV üzerinden 18 TL’lik KDV aldığı sonucuna ulaşırız. Aradaki mahsuplaşmadan oluşan 3.6 TL’lik KDV farkı devlete merkezde ödenir. Toplamda ödenen KDV 18 TL’dir. Arada sadece sınırlı sayıda gün farkı vardır. Sonuçta devlete ödenen KDV’nin tutarında hiçbir değişiklik ya da kayıp oluşmaz.
Kaldı ki, Tüpraş’tan daha düşük fiyata alınan ürünlerin incelemesi bazen haftalar sürdüğü için POAŞ aldığı ürünlerin KDV’sini yurtdışından aldığı fiyattan değil Tüpraş fiyatı üzerinden ödemiştir. KDV kaybı yoktur. Ürünler zaten gümrük vergisi kapsamı dışındadır. Bu işlemlerden devletin vergi zararına uğratıldığını, akaryakıt kaçakçılığı yapıldığını iddia etmek anlamsızdır, haksızdır, kasıtlıdır.

Unutanlara POAŞ ihale süreciUnutanlara POAŞ ihale süreci

İFTİRA 4
Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) devlete ait yüzde 25.8’lik POAŞ hissesini ihalesiz verdi, küçük yatırımcı, kamu zarara uğratıldı. POAŞ’ın hisseleri teminat gösterildi, hisselerdeki kayıp devleti zarara uğrattı.

GERÇEK 4
Bu iddiayı dile getirilenler 2001 yılında yaşanan krizi unutmuşa benziyor. Ancak arşivler unutmaz. 

2001 yılında hemen hemen her sektör derin yaralar almıştır. Krizin vurduğu en önemli alanlardan biri de özelleştirme olmuştur. Bunu bizzat zamanın Özelleştirme İdaresi Başkanı Uğur Bayar açıklamıştır.
Mart 2002’de gerçekleşen yüzde 16’lık POAŞ halka arzı sonrasında SPK Başkanlığı’nın ve halka arz çalışmalarını yürüten Danışmanların (Deutsche Bank AG ile İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş.) görüşleri doğrultusunda satışa ilişkin konuları yürütmek, sonuçlandırmak ve satış anlaşmasını imzalamak üzere ÖİB’ye yetki verilmiştir. Kriz koşulları göz önüne alınıp yeni bir halka arz yerine kalan hisselerin, talip İş-Doğan’a verilmesinin devlete daha iyi gelir getireceği belirtilmiştir.
16 Temmuz 2002’de ÖYK kararıyla hisselerin mart ayındaki 30 bin liralık halka arz fiyatı üzerinden İş-Doğan’a satışına onay verildi.
Bahsedilen tarihte yani 15 Temmuz’da POAŞ hisselerinin borsada işlem gördüğü fiyat 24.750 TL’dir. O tarihte hisse senetlerinin İş-Doğan’a satışı yerine yüzde 25.8’lik dev bir halka arz açıklansaydı hisse senedi fiyatlarındaki düşüş kaçınılmaz olacaktı. Halka arz fiyatı mart ayındaki 30 bin TL’nin altına inecekti. Oysa İş-Doğan’a satış açıklanır açıklanmaz hisse senedi fiyatı 28 bin TL’nin üzerine çıkmıştır. Küçük yatırımcı halka arz yerine İş-Doğan’a satıştan kârlı çıkmıştır.
Tüm bunlar ortadayken küçük yatırımcı ve kamunun zarara uğratıldığını iddia etmek tarihi çarpıtmanın dışında çok büyük haksızlıktır.
Bu tür satışlarında teminat gösterilecek şirketlerle ilgili bir kısıtlama olmadığı gibi teminat olan hissedeki fiyat dalgalanmasında kâr-zarar oluşmaz. Ödenmiş borç nasıl bir zarara neden olmuştur anlamak mümkün değildir.

İFTİRA 5

İş-Doğan, POAŞ’ın yüzde 25.8 hissesini aldıktan sonra borçlarını ödemedi, borç erteleme istedi. İki kez borç erteletildi.

GERÇEK 5

Kriz koşulları ağırlaştığı ve tahminlerden uzun sürdüğü için o tarihlerdeki benzeri borç yapılandırmaları gibi bu borçla ilgili de yapılandırma yani erteleme istenmiş ve kabul edilmiştir. Ancak Petrol İş Sendikası bu ertelemeyle ilgili dava açmış mahkeme ertelemeyi iptal etmiştir. Bu mahkeme sonrasında kalan tüm borçlar vadesinde ödenmiştir.

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı