Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir bakanın konuşması

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Nazım Ekren 9 Ekim Salı günü düzenlediği ve yaklaşık 1,5 saat süren basın toplantısında çok konuşarak hiçbir şey söylememeyi başardı. Toplantıyı açıklayacak en iyi söz ise bizim “iyi diyelim iyi olsun”, yabancıların ise “wishfull thinking” yani iyimser düşünce beyanı dedikleri söz olsa gerek…

Dün yapılan toplantıya bir hayli önem veriyorduk. Çünkü seçimlerin ardından iki aydır sesi çıkmayan hükümetin ekonomi yönetiminin başında koordinatör sıfatı ile yer alan isim 3 aylık eylem planını açıklayacaktı. Bizim bu toplantıdan beklentimiz, üç aylık eylem planı adına yakışır bir şekilde ekonomide gelecek üç ay içinde hangi adımların atılacağına yönelik somut bilgilerin duyurulmasıydı..

Mesela sosyal güvenlik reformu ile ilgili bir yol haritası duymak fena olmazdı.

Ya da bir önceki hükümet döneminde hazırlanan ama seçim nedeniyle kadük kalan Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun akıbetinin ne olacağını söyleyebilirdi.

Oysa bunlar yerine “dilek ve temenniler”le sınırlı bir konuşma izledik. Sayın bakan toplantının soru-cevap kısmında bizim gibi düşünüp soru soran gazetecileri azarladı bir de…

Şöyle bir özetleyelim…

Bakan Ekren 3 aylık eylem planının 5 gelişme eksenine dayandığını söyleyerek başladığı konuşmasında bu çerçevede 73 adet faaliyetin gerçekleştirileceğini söyledi. Beş ana ekseni ise;

1-   Rekabet gücünün artırılması,

2-   İstihdamın artırılması,

3-   Beşeri gelişme ve sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi,

4-   Bölgesel gelişmenin sağlanması,

5-   Kamu hizmetlerinde kalite ve etkinliğin artırılması olarak sıraladı.

Ekren'in önümüzdeki dönemde gündemlerinde yer alan konulara ilişkin verdiği bazı başlıklar ise şöyle:

    Ekonomik ve sosyal gelişme arasındaki ara bağlantının iyileştirilmesi,Makroekonomik alanda, piyasa güveninin sürdürülmesi, temel makroekonomik göstergelerin ve dengelerin güçlendirilmesi, sektörel performansın artırılması,Temel reformlarda, genel ve sektörel etkinliğin artırılması, arz yanlı tedbirlerin alınması,Cumhuriyetin 100. yılında Türk ekonomisinin dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer almasına odaklanılması,2008-2012 döneminde kamu borcunu mümkün olan en düşük düzeye getirilmesi  ve kredi notunu 'yatırım  yapılabilir' ülke düzeyine çıkarıp, ekonomik güvenliğin yakalanması,istihdam piyasasında ana  başlıklarının sosyal yüklerin azaltılması ve aktif iş gücünün kalitesinin yükseltilmesi,Kayıt dışını azaltmak için işverenin üzerindeki vergi ve benzeri yüklerin yeniden gözden geçirebileceği…

En başta da söyledik ya bunlar böyle bir toplantıdan umduğumuz açıklama biçimi değildi.  Eğer üç aylık eylem planı açıklanıyorsa o zaman yukarıdaki maddelerin sonuna “nasıl” sorusunu eklediğimizde yanıtlarını da bu toplantıda yapılan açıklamada bulabiliyor olmamız gerekirdi. Oysa işin nasılına ilişkin açıklamada tek bir satır bile yer almazken, bakan bu yöndeki soruları sanki çok anlamsız bir soruyla karşılaşmış gibi sert bir üslupla yanıtladı.

Nazım Ekren Ekonomi çevrelerinin ismini yeni duyduğu birisi değil. Aslına bakarsanız geçmiş deneyimleri ve çalışmaları göz önüne alınınca yaptığı “koordinasyon” işi için biçilmiş kaftan bile denilebilir.  1956 yılında İstanbul'da doğan Ekren, Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nin ardından, doktorasını Uludağ Üniversitesi'nde uluslararası bankacılık konusunda yaptı. Marmara Üniversitesi'nde iktisat teorisi çalışmasıyla doçent oldu. Manchester Business School'da da "Gelişen Ülke Bankalarının Uluslararası Faaliyetleri" projesinde yönetici olarak çalıştı. Ekren, Marmara Üniversitesi'nde uygulamalı iktisat alanında profesör oldu. Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü Müdürlüğü görevinin ardından yeminli mali müşavir olarak çalıştı. Türkiye Vakıflar Bankası Genel Müdürlüğü görevinin ardından, uygulamalı iktisat ve bankacılık konularında eğitim ve yönetim danışmanlığı da yaptı.

Açıklama sonrası iki sanayici ve iş örgütü lideri, İSO Başkanı Tanıl Küçük ve TİM Başkanı Oğuz Satıcı ile bu açıklamayı tartıştık. Her iki isim de açıklamada yeni bir şey olmadığını düşünüyor ama belki de konumları ve işleri gereği iyimser davranmak ihtiyacıyla konuşmayı olumlu niteliyor. Fakat yine de bu konuşmanın temennilerin sıralanmasından öteye gitmediğini onlar da ifade etme ihtiyacı hissediyor.

Peki nasıl oluyor da bu kadar yetkin birisi böyle bir açıklama yapabiliyor dersiniz? Bana kalırsa “Seçim sonrası iki ayı boşa harcadınız” eleştirisi hükümet tarafından ciddiye alınmış. Ama hükümet daha önce defalarca karşılaştığımız şekilde, ciddiyetle davranmak ve bu eleştirinin gereğini yapmak yerine apar topar bir açıklamayla kamuoyunu sakinleştirme yoluna gitmeyi tercih etmiş.

Ekonomi konusunda sayın bakan kadar yetkin değiliz ama yine de bu işlerin böyle olmayacağını görecek kadar yakından takip ediyoruz.

Ve son olarak; Sayın bakan, açıklama yapmak bir lütuf değil sizin göreviniz… Bir dahaki toplantıda sadece rakamları da verseniz olur. Biz onları nasıl yorumlayacağımızı biliriz. Rakamları anlamlandırmaya çalışmak, uzun bir konuşma dinlemekten daha verimli bir zaman geçirme yöntemi bana göre… 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI