Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir baba aranıyor

Elektronik posta kutumu dolduran mesajların çokluğundan derin bir yaraya parmak bastığım anlaşılıyor.

Bu toprağın havasından mı, suyundan mı bilinmez, kız-baba ilişkisinde mutlu grafik yakalayanların sayısı azdır. Mutlu azınlık bana göre bu grafiği yakalayan baba ve kızlardır.

Beş yaşındaki kızıyla üç yıldır yalnız yaşama mücadelesi veren 30’lu yaşların başındaki bir okurum ‘Eski kocam iki yıldır ortalıkta yok. Arada bir geliyor, kızını görüyor sonra yine kayboluyor. Kızımın dengesi alt üst durumda. Babası ne var, ne de yok. Kızların babalarıyla barışmasını, onları sevmesini öneriyorsunuz ama bizim durumumuzda kızımın babasıyla barışması mümkün mü?’ diye soruyor.

Açıkçası bu soruya nasıl bir yanıt vermem gerektiğini uzun uzun düşündüm. Sorumluluk söz konusu olduğunda erkekler neden kaçak güreşmeyi tercih ediyorlar bilmiyorum. Babalık meselesi oldukça derin ve sorunlu bir konu.

Başka bir okurum, 10 yıl önce ayrıldığı eşinin kızıyla olan ilişkisini kendisiyle olan iletişimine göre yönlendirdiğini anlatıyor. Adam, duygularını bastıramadığı için eski eşine olan öfkesini kızından çıkarıyormuş. Bu adama şöyle seslenmek gerekir:

Model olmalı

Bre gafil, madem babalık sorumluluğunu kaldıracak bir karaktere sahip değilsin niye çocuk sahibi oluyorsun? Bu dengesizliğinin yaratacağı duygusal travmanın sorumluluğunu üstlenmeye hazır mısın? Kızın büyüdüğünde, sende göremediği baba sevgisini kendinden yaşça büyük adamlarda aradığında kafanı vuracak duvar mı arayacaksın? Gerçekten aynı durumda olan kadınların işi çok zor.

Eski defterleri kapatan, kendine yeni bir yaşam kurmaya hazırlanan genç bir okurum da kızına babalık yapacak biriyle evlenmeyi düşündüğünü ama kafasında soru işaretleri olduğunu söylüyor. Kızının babası ve eşi arasında ikilemde kalmasından korkuyormuş. ‘Korkuyorum ama kızımın saçını okşayacak bir babaya ihtiyacı olduğunu da görüyorum. Babası bu boşluğu dolduramıyor. Aramıyor, sormuyor. Kızım sağlıklı mı, hasta mı, mutlu mu, mutsuz mu haberi yok. Benim yerimde olsanız ne yaparsınız?’ diye soruyor.

Siz olsaydınız ne yapardınız? Benim aklıma ‘Selvi Boylum Ak Yazmalım’ filmi geldi. Asya’nın yaptığı tercihi hatırladım.

Karar verirken her yönüyle düşünülmeli. Ama bir çocuğu babasız büyütmek de kolay değil. Eğer biyolojik babası sadece biyolojik baba olarak kalmakta ısrar ediyorsa yapacak bir şey yok. Ben, kızınızı, bir babanın sıcaklığından mahrum etmeyin derim.

Doğru karar verin

Küçük çocukların ve ergenlik sonrası büyük çocukların ikinci eşi daha kolay kabul ettikleri biliniyor. Çocuğa baba bulacağım derken kendinizi daha büyük sorun içinde bulmayın.

Ama umutsuzluğa da kapılmayın. İkinci evliliğini çok iyi götüren, çocukların çok mutlu olduğu deneyimler yok değil. Sadece doğru seçim yapmak önemli. Biyolojik babalar, babalığı layıkıyla yapma konusunda ayak diriyorsa, zorlamayın. Bu durumdaki kadınlara ‘Doğduğun değil doyduğun yere aitsin’ atasözünü hatırlatırım:‘Kızları babalarıyla barıştıramıyorsanız üzülmeyin. Doğurtanın değil, doyuranın peşinden gidin.’

Umutsuzluğa kapılmayın

Her çocuğun bir baba sıcaklığına ihtiyacı olduğunu unutmayın. İdeal olan biyolojik babanın sevgisiyle çocuk büyütmek. Ama biyolojik baba yan çiziyorsa, alternatif aranabilir.

BİR OKUR MEKTUBU

9 yaşında karşılıksız aşk

Şimdi 9 yaşında olan kızıma hamileliğimin son günlerinde eşim, genç asistanına aşık oldu. İyi eğitimli de olsam kadınlık gururuna yenik düştüm. Kavgalı gürültülü ama tek celsede anlaşarak boşandık. Hiçbir maddi destek istemediğim gibi neredeyse üstüne bazı birikimlerimi vererek ayrıldım. Hayat kavgasına 6 aylık bir bebekle yalnız olarak devam ettim.

Bana, salaklık yapmışsın demeyeceğinizden emin olduğum için yazıyorum. Zaten herkes yeterince söyledi. Yaşadıklarımı atlatmam kolay olmadı ve zaman aldı. Ama bugün kızımdan gözyaşları eşliğinde soru gelince yazmak istedim.

Kızım bana dedi ki; Anne neden beni sevmeyen birini seviyorum?

İşte o zaman asıl sorunla karşılaştığımı anladım. Ben kendi sorunlarımı aşmıştım. Ama kızım... Babasının kendisini sevmediğine ve değer vermediğine inanan kızıma nasıl yardım edebilirim? Üstelik babası buna zemin hazırlarken.

Sizin gibi zaman zaman patlamalar yaşasam da sonunda ona dönüp her şeyi düzelterek, ‘Baban sadece beni sevmekten vazgeçti, seni değil’ diye konuşuyorum. Babası, ‘etraf ne der’ kaygısıyla yüzeysel bir ilgi gösteriyor.

Üvey anne konumuna yükselmiş asistan hanım ‘Baban sen olmadan ayrılmıştı’ iğnelemeleriyle kızımı etkilerken ben ne yapabilirim?

Açıkçası, artık yeni nesil rol de yemiyor. ‘Babandır’ sözlerime, mantıklı bir açıklaması oluyor kızımın...

İyi desem olmuyor, kötü desem olmuyor. Son olarak, ‘babanı böyle kabul et kızım’ dediğimde bana ‘Anne neden beni sevmeyen birini seviyorum?’ diye sordu.

Zavallı kızım daha 9 yaşında karşılıksız aşk acısı çekiyor. Zor bir durum biliyorum ama belki birkaç sözünüz olabilir...
X