"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Bir anlama sorunu var ama

OKAN Müderrisoğlu’nun Sabah’ta yazdığına göre ekonomi kulislerinde, IMF Türkiye Masası Şefi’nin ekonomi kurmaylarına, "Sayın Başbakan’ın söylemleri küresel gerçeklikle pek uyumlu değil. Kendisine eksik veya yanlış bilgi mi veriliyor" dediği konuşuluyormuş.

Evet, Başbakan’ın konuşmalarına bakınca meseleye ne kadar vákıf olduğuna ilişkin soru işaretlerinin uyanması kaçınılmaz.

Ama bu bence ekonomi kurmaylarının kendisine yeterli bilgi vermemesinden kaynaklanmıyordur diye düşünüyorum.

Sorun iki boyutlu olabilir:

1- Ekonomi kurmayları, Başbakan’ın anlayabileceği bir dille konuşmuyorlardır. Mesela, Başbakan önceki gün şöyle konuştu: "IMF ile esnek bir anlaşmaya eyvallah! Ama kriz ortamında fırsatı bulduk, ümüğünü sıkalım derseniz kusura bakmayın."

Mesele böyle kayıkçı jargonuyla ortaya konmadıysa, anlamamış olması çok doğal.

2- Ya da Başbakan’ın bilgi düzeyi, bu tür karmaşık bir ekonomi problemini ç özmeye yeterli olmayabilir ki o zaman da yapılabilecek çok fazla bir şey yok.

Ekonominin günlük yaşamdaki sorunları derinleştikçe meselenin önemini elbette anlar ama korkarım o zaman da iş işten geçmiş olur.

Bilgiye önem vermemenin cezası

MALİYE Bakanı bir yandan, Başbakan diğer yandan bankalara tehdit savurup duruyorlar.

"Kredileri geri çağırmayın, vadesi dolunca faizi yükseltmeyin, şöyle yaparız, böyle yaparız!"

Radikal’de Fatih Özatay, bizim gibi "gelişmekte olan" Brezilya’nın aldığı bir dizi önlemi açıkladı.

Bakın Brezilya hangi kararları almış:

1- Bankaların, topladıkları mevduatlara karşılık olarak Merkez Bankası’nda tutmakta oldukları "zorunlu karşılıkları" düşürmüş. Böylece bankaların müşterilerine kredi açabilmelerine olanak verecek bir ortam yaratmış.

2- İki kamu bankasına, gerekli gördüğü takdirde özel mali kurumlardan hisse alma izni vermiş. Böylece gerektiğinde bankalara sermaye enjekte etme olanağına sahip olmuşlar.

3- Yeni bir yatırım bankası kurulmuş. Bu banka şirketlere sermaye verebilecek. Böylece şirketlerde meydana gelebilecek sıkıntı hafifletilecek.

4- Finans sektöründe işlemlerden alınan vergiler düşürülmüş. Böylece bankaların kredi maliyetleri de ucuzlayacak.

Görüldüğü gibi meydanlara çıkıp nutuk atarak, sopa sallamak yerine eskisi gibi olmasa bile ekonomiyi canlı tutmaya çalışmak tercih edilmiş.

Amaç belli: Ülke dünyadaki finansal kriz nedeniyle durgunluğa girmesin, işsizlik yaygınlaşmasın.

Benzeri tedbirler, hiç kuşku duymayın ki bizim ekonomi yönetimimizdeki bürokratların da aklına geliyordur.

Sonuç olarak onlar da yabancı meslektaşları ile aynı okullarda okudular, benzer tecrübeler yaşadılar.

Sorun, bilgiye değer vermekle ilgili.

Türk halkı seçimini yaparken, "Kasımpaşalı üslubunu kendisine yakın buldu" deniliyor.

Şimdi bu seçimin sonuçlarını toplayacağız.

Bakalım hot zot ile işler ne kadar yürütülebilecek?


Aşk parkı istemiyorlarmış!

ADAPAZARI kent merkezinde bir süre önce açılan parkta bir gösteri düzenlendi.

Gösteriden çekilmiş fotoğrafları dünkü Hürriyet’te görmüşsünüzdür.

Küçük çocuklar, bir grup çarşaflı ve türbanlı kadın toplanmışlar.

Ellerindeki pankartlarda, "Bu rezaleti durdurun", "Ahlaksız kişileri parkımızda istemiyoruz", "Aşk parkı değil, aile parkı istiyoruz" gibi sloganlar yazılı.

Bu sloganları okuyunca gözümün önüne bir "aşk parkı" görüntüsü getirmeye çalıştım.

Daha önce böyle isimlendirilen bir yerde hiç bulunmamıştım çünkü.

"Acaba bu park grup seks partileri, serbest cinsel ilişkiler için filan mı kullanılıyor" diye merak ettim.

"Eğer böyle bir şey olsaydı gazetelerde ve televizyonlarda günlerce bu haberleri okurduk" diye düşündüm. İçinden çıkamayınca Adapazarı’ndaki arkadaşlara sordum.

Parkın bu çarşaflı türbanlı kadınlarca böyle isimlendirilmesinin nedeni, gençlerin bu parkta buluşmalarıymış.

El ele tutuşanlar, birlikte çimlerin üzerinde ya da banklarda oturanlar ve arada sırada da kaçamak bir öpücük!

Bunun çevredeki çoluk çocuğun ve bu hanımlar ile eşlerinin ahlakı üzerinde nasıl olumsuz bir etki yaratabileceğini anlayamadım.

Eğer inançları gereği bu tür davranışları "günah" olarak niteliyorlarsa, günah başkasına ait. Onları niye ilgilendiriyor?

Kendileri bu tür görüntüler nedeniyle rahatsız oluyorlarsa, yapacakları şey çok basit: O tarafa bakmamak!

Bir parkta bile başka bir yaşam biçimine tahammül edemeyen bu kitlenin, günün birinde bütün gücü eline geçirdiğinde ülke ölçeğinde neler yapabileceğini siz düşünün.


Aslında çok düşünmeye de gerek yok.

Taliban Afganistan’ını, İran’ı hatırlayın, yeterli olacaktır!
X