"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Bir an korktum

Hakikaten korktum. <br><br>Niye saklayayım ki korktuğumu.

Ayıp mı?

 

Haberlere bakıyorum, gözlerim yarı kapalı...

 

Gözlerimi açtığımda gördüğüm sahnelerden, duyduğum seslerden korkup kendimi koltuğun arkasına atıp “Baba Babaaaaaa!” diye bağırmak istiyorum.

 

Çünkü korkuyorum.

 

Bunca yıldır, hala daha eksikliğine alışamadığım, “Hayatta olsaydı kesin tek bir bakışıyla bütün korkumu geçirirdi” dediğim Babamı, şu anda çok arıyorum.

 

...

 

Savaş ve terör içeren filmleri uzunca zamandır seyretmiyordum.

 

Okuduğum haberleri ve seyrettiğim filmleri çok temkinli seçer olmuştum.

 

Sonra öyle şeyler olmaya başladı ki etrafımda; o kaçtığım film sahneleri, görmemek için uğraştığım ölüm kareleri gelip yanıbaşıma Azrail gibi dikilir oldu.

 

Nereye dönsem onlar var.

 

Gözümü kapamam, kulaklarımı tıkamam bir işe yaramıyor.

 

Çünkü varlar.

 

Hayatımızı filmlerden alıntı gerçeklere boğdular.

 

Seyrettiğim en son terör filminde gördüğüm vahşetten sonra kapamıştım bu defteri.

 

Neden niyeti iyi olmayan çok sayıda insan sokaklarda dolaşırken kalkıp birileri onlara “Tam da bana göre” denecek fikirler verir diye sinirlenmiştim.

 

Kınamıştım.  

 

Yanlış bulmuştum.

 

İnsanların ilham kaynağı hayal gücüdür.

 

Sinema çok güçlüdür benim için bu yüzden.

 

Hayalindeki fikri allayıp pullayıp suratına çarpar; “Al sana! Bende yapılmışı var” der.

 

Bir “iyi” olarak kesin filmin sonuna kadar zorlanırsın.

 

Badireler atlatırsın.

 

Düşersin ama kalkarsın.

 

Asla yılmazsın.

 

Sonra aklıma geldi mesela; Jules Verne’ nin hayalini kurup yazdığı ne varsa gerçek oldu: 80 Günde Devri Alem, Deniz Altında 20bin fersah...

 

Onu okuyan birileri ondan esinlenerek uğraştı ve başardı.

 

Bazı savaş, terör, vahşet ve dehşet filmleri de hayal ürünleriydi, çoğu kurguydu; ama her biri kabus gibi gelip şimdi kapımıza dayandı.

 

İşte bunları düşündüm dün bütün gece.

 

Kafam karmakarışıktı.

 

Uykum kaçtı.

 

Bir okurum bana yorum atmış.

 

Demiş ki:

 

“Kanını içsem doyamam!”

 

Bu kadar kötü niyetli, bu kadar vahşi bir duyguyu bir insanın içinden geçirip kağıda dökebilmesi için, kim bilir nasıl bir nefret tohumu ekilmiştir içine diye düşündüm bütün gece.

 

Gönderilen diğer vahşet, nefret ve kin dolu yorumları okudum teker teker.

 

Üzüldüm.

 

Böylesi bir nefret ve kine ne yanıt verilir bilemiyorum.

 

Ama, hiç savaş yaşamamış bir çocuk olsam da, tıpkı filmlerdeki gibi, eninde sonunda teröre karşı savaşan iyilerin kazanacağını biliyorum.

 

İyi şeyler düşünüp,

 

İyi şeyler olacağına yürekten inanınca,

 

Bu uğurda birlik olunca,

 

Hayallerimin tez zamanda gerçek olacağını da biliyorum.  

 

Azimli, sabırlı ve güçlü olmak için VATAN SEVGİSİ lazım.

 

Bu da çok şükür bizde bol tarafından var.

 

Şükrediyorum.

 

Yonca

“Aynı”

X