"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Bir akşamüzeri kararı

PAZAR akşamüzeri Yazı İşleri Müdürümüz Doğan Satmış aradı.Pazar günleri genellikle o çalışır.<br><br>Doğubeyazıt’ta ölen çocukta kuş gribi şüphesi bulunduğunu söyledi.

Doğan Haber Ajansı’ndaki arkadaşlarla durumu incelemişler.

Bazı doktorlarla konuşmuşlar.

Satmış, bu haberi manşete almamızı öneriyordu.

* * *

Çok riskli bir haberdi.

"İyi incelediniz mi" dedim.

"Bizim görüşümüze göre bu vakalar kuş gribi" dedi.

Konuyu enine boyuna tartıştık ve sonunda manşete almaya karar verdik.

Yanılmıyorsam pazartesi günü bu haberi manşetine taşıyan tek gazete Hürriyet’ti.

Haber yayınlandıktan sonra epey eleştiri aldık, yanlış haber vermekle suçlandık.

Bunlar arasında meslektaşlarımız da vardı.

Hükümet çevrelerinden birkaç kişi bunu sorumsuzluk olarak niteledi.

Tabii olayların zatürree olduğunun açıklanması, ilk bakışta bu eleştirileri haklı gibi gösteriyordu.

Pazartesi ve salı günleri ben bile, "Acaba yanlış bir şey mi yaptık" kuşkusuna kapılmadım değil.

Ama hem Satmış, hem de DHA’daki arkadaşlarımız şüphelerini sürdürüyorlardı.

Bu şüphelerimiz önceki gün öğle saatlerine kadar sürdü.

Öğle saatlerinden itibaren Sağlık Bakanlığı çevrelerinden yavaş yavaş bizi bu gerçeğe hazırlayan küçük mesajlar gelmeye başladı.

"Çocuk kuş gribinden ölmüştü. Acaba haber fazla büyütülmeden verilebilir miydi?"

Bu soruya verilecek cevabımız hazırdı.

Şüpheyi büyüttük, şimdi şüphe gerçeğe dönüştü. Böyle bir olay nasıl görmezden gelinir veya küçümsenir?

* * *

Düşünün, Uzakdoğu dışında kuş gribinden ilk ölüm vakalarıydı bunlar.

Zaten siz küçültmeye kalksanız, CNN ve öteki haber kanalları bunu birinci haber olarak vermeye başlamıştı bile.

Bu olay bize bir kere daha şunu gösterdi:

Gazetecilik tam anlamıyla bir "şüphecilik mesleği".

Önünüze gelen bir fotoğraf, satırların arasına sıkışmış küçücük bir cümle, içinizdeki merak böceğiyle birleşince, gazeteciliğin büyük anlarının da kapısı açılıyor.

* * *

Peki bu olayda hükümetin sorumluluğu var mı?

İki şeyi birbirinden ayırmamız gerekiyor.

Birincisi Türkiye, ilk kuş gribi olayında çok hızlı hareket etti ve vakaları bütün dünyaya duyurdu.

İkinci olayda da aynı tavrı benimsedi.

Yani, övgüye değer ölçüde Batılı, modern bir ülke gibi davrandı.

Ayrıca önceki akşam Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın yaptığı basın toplantısını da çok beğendim.

Yanına aldığı uzmanlarla sorulan bütün sorulara açık cevaplar verdi.

Ancak bu defa bir yanlışlık yapıldı.

İnsan ölümlerinin nedenlerinin açıklanmasında aynı performans gösterilemedi.

Önce bizzat hükümet sözcüsünün ağzından bunların "zatürree" olduğu açıklandı.

Üç gün boyunca kuş gribi şüphesinin bulunduğu tezi işlenip vatandaş uyarılacağına, tam aksine bu şüphenin hiç olmadığı tezi işlendi.

Yani ölüme karşı savaşta üç altın gün kaybedildi.

Bu olay bir başka gerçeği daha gözümüzün önüne serdi.

Ülkemizin bazı bölgelerindeki derin cahillik.

Eğitimsizlik...

Hasta tavukları kesip yiyecek kadar dünyadan habersiz aileler.

* * *

Bütün bunlara bakınca sizin de içinizden şu duygular geçmiyor mu?

Hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığı, türban olayına, imam hatip okullarına sarf ettiği enerjinin hiç olmazsa bir bölümünü bu çocukların eğitimine harcasa.

Söyleyin, daha yararlı ve daha mantıklı olmaz mıydı?..
X