Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir AKP’liyi cumhurbaşkanı seçtirmeyenler

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, Erzurum’da, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığının Anayasa Mahkemesi’nin "367 kararı" nedeniyle engellendiğini belirterek, "Millet bizi 550 milletvekili ile gönderse, ona da kılıf bulursunuz" dedi.

Anlaşılan Erdoğan, meydanlarda bu söylemini koza dönüştürmeye çalışacak. Anımsatmaya bile gerek yok, başta TBMM Başkanı Bülent Arınç, Erdoğan olmak üzere, tüm AKP’liler sık sık, "Bir AKP’li cumhurbaşkanı olacak" dedi.

Bu gerçekten de mümkündü; ama neden olmadı, kim engelledi?

Soruya yanıt vermeden önce, Türkiye’de seçimi beşinci yıla taşımanın zor olduğunun, ortada bir de cumhurbaşkanlığı seçimi varsa, bunun daha da zorlaşacağının her fırsatta AKP’ye anımsatıldığını belirtelim. AKP, sonunda bu zorluğu anladı, seçim süresini 4 yıla çeken anayasa değişikliğini getirdi; ama ülke ve demokrasi zarar gördükten sonra.

Şimdi sıra, iki soruya yanıt için süreci tarihleriyle anımsamaya geldi.

GELİYORUM DİYEN SONUÇ

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 2006 Ağustos ayından sonra, birkaç kez, "Bir AKP’li cumhurbaşkanı adayı üzerinde uzlaşabiliriz" dedi. Erdoğan, bu öneriyi ciddiye almadı, Baykal da söylemini sertleştirdi.

Bunun üzerine Başbakan tüm süreci ana muhalefeti dışlayarak götürdü.

2006 sonunda Sabih Kanadoğlu, gündeme 367 tartışmasını soktu.

Kanadoğlu’nun tezini ciddiye alan CHP, 2007 başından beri, TBMM’deki ilk turun ardından Anayasa Mahkemesi’ne gideceğini açıkladı. AKP yönetimi ve hukukçu kurmayları bu tezi hiç ciddiye almazken Erdoğan, partililere cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinde konuşma yasağı getirdi.

Adaylarını son gün açıklayacaklarını söyleyen Erdoğan, 3 Şubat günü Kızılcahamam parti kampında, "Verdik ellerine bir çelik çomak oynuyorlar" diyerek sürece damga vuran bir söylemde bulundu.

Erdoğan, bu söylemini 16 Nisan’da Almanya’ya giderken yineledi. Bu arada AKP, Gül’ün adının olmadığı anketler yapmaya başladı.

17 Şubat’ta, Akşam Gazetesi’nde İsmail Küçükkaya’ya açıklama yapan Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu, AKP’ye ilk mesajı yolladı.

367 tartışması için, "İnşallah bize gelmez. Gelirse çözeriz" dedi. Askerin konuşmasından iki ay önce bu açıklamayı yapan Tuğcu’nun işaretini almayan AKP’ye, mahkemeden bir uyarı da 10 Nisan polis balosunda geldi. AKP’nin sözüne güveneceği Başkanvekili Haşim Kılıç, Milliyet’te Önder Yılmaz’a, "Gereğini yaparız; ama uzlaşma olsa iyi olur" dedi.

BECERİKSİZLİK OLMASIN

12 Nisan’da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt’ın, "Temel değerlere özde değil, sözde bağlı cumhurbaşkanı" tanımı sürece yeni boyut kazandırdı.

AKP, "Bizi tanımladı" diyerek askerin sürece katılımını onayladı. Bunun üzerine, Orgeneral Büyükanıt, bir gün sonra, "Anlamayan varsa, bir algılama sorunu olması lazım" deme gereği duydu. 17 Nisan’da Anavatan Genel Başkanı Erkan Mumcu, kendisini ziyaret eden Erdoğan’a, dört AKP’linin adını sıralayarak, "Birini seçelim" önerisi yaptı. Bu öneriyi dikkate almayan Erdoğan, 24 Nisan’da Gül’ün adaylığını açıkladı ve AKP’yi birdenbire 367 telaşı sardı. Ama, iş işten geçmişti; 27 Nisan’daki ilk turda 367 bulunamadı. Maalesef aynı gün TSK’nın gece yarısı bildirisi gündeme bomba gibi düştü.

İki gün sonra da Anayasa Mahkemesi, "367 şart" diyerek noktayı koydu.

Evet, bugün "bir AKP’li" cumhurbaşkanı seçilmiş olabilirdi.

Ama, AKP yönetimi "Bir AKP’li" ibaresini doğru anlayabilseydi.
X