Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bin Laden, Türkiye’yi kurtardı ( ! )

Şaka bir yana,11 Eylül sonrasındaki ortam Türkiye’nin stratejik değerini arttırdığı için yeni bir dış kaynağa kavuşuyoruz.ABD,bu defa faturayı önceden ödediği gibi,Körfez savaşındaki kayıplarımızı aratmayacak değerde bir kıyak çekiyor.Bin Laden olmasa,avucumuzu yalar,iflastan kurtulamazdık.

Doğru oturalım,doğruları söyliyelim.

Eğer bugün piyasalarda tatlı bir iyimserlik rüzgarları esiyorsa, insanların ümitleri biraz daha arttıysa, bu tamamen geleceği belirtilen 9 veya 10 milyar dolarlık yeni bir ek borç bulunmuş olmasından kaynaklanıyor. Yoksa, bu hükümetin verdiği güven havasından veya kemer sıkma kararlarının uygulanacağına dair inançtan kaynaklanmıyor.

Peki bu ek borç nasıl bulundu?

Tamamen Amerika sayesinde gerçekleşti.

Filmi biraz geriye alalım.

Hatırlayacaksınız, Kemal Derviş yılın ilk yarısında IMF ile anlaşmaya gittiği sırada, ABD Hazine Bakanı O’Neill ile görüşmüştü. Hatta bu görüşme basına da yansıtılmıştı.

O’Neill çok net konuşmuştu.

Bush yönetiminin, hiçbir ülkeyi krizden kurtarmak için para vermeye niyeti olmadığını, IMF’inde bu rolü oynamasına izin vermeyeceklerini, ancak sadece Türkiye için bu politikalarından saptıklarını söyledikten sonra, şunları eklememiş miydi:

“Bu sondur. IMF anlaşmasını uygulamazsanız, verdiğiniz sözleri tutmazsanız, bir daha para alamazsınız. Ben, Amerikalı vergi mükelleflerinin paralarını dipsiz kuyuya atamam.”

Ardından, programın uygulanması başladı ve hatırlayacaksınız, koalisyon ortaklarının abuk sobuk direnmeleri sonunda, ağustos ayında işlerin yürümediği açıkça anlaşıldı.

Hiçbir zaman açıkça söylenmedi, ancak IMF programı çöktü.

Borsa dibe vurdu, dolar fırladı.
Ekonomik kriz daha da büyümek üzeredeydi ki, 11 Eylül günü Usame Bin Laden Amerika’yı vurdu.

Bir açıdan, bu olay Türkiye’yi kurtardı.

11 Eylül sonrasındaki ekonomik şok gerekçe olarak kullanıldı ve yine Washington’a koşuldu. Batma noktasındaki gemiyi son anda kurtarma operasyonu başlatıldı.

Bu defa Ankara çabuk davrandı ve Washington ne istediyse, gecikmeden ve bıktırmadan kabul etti. Amerika öylesine büyük bir şoktaydı ki, Ankara’dan gelen her haber alkışlarla karşılanıyordu.

Kemal Derviş, son Washington gezisinde 2002 için ek 9-10 milyar dolarlık borcu bu ortam içinde kabul ettirebildi. Türkiye, birden değeri artan “Stratejik Önem” kartını iyi oynadı.

Gayet tabii, yine IMF ile anlaşma koşulu vardı. Yine kemer sıkma koşulu ortadaydı. IMF “siz ne kadar tasarruf yaparsanız, bizde o kadar yeni borç veririz” diyerek Ankara’yı döve döve kemer sıkmaya zorladı.

Ancak sonunda Türkiye, piyasaları rahatlatacak borçlanmayı yapabildi. ABD Hazine Bakanı O’Neill, Kemal Derviş’e daha önce söylediği bütün lafları yuttu ve yeşil ışığı yaktı.

Bu para bir sembol.

Amerika ve IMF’in , Türkiye’yi iflas ettirmeyeceklerinin işareti.

Bu işareti görecek olan kimi Türk vatandaşları yastıkları altındaki dolarlarını çıkarabilecekler, kimileri de risk almamak için dışarı götürdükleri dövizlerini içeri çekecekler. Yabancılar da, yeni kredi açmakta biraz daha rahat davranacaklar. Piyasalardaki Moratoryum söylenti ve beklentileri hafifleyecek.

Bu sayede, çarklar döndürülebilinecek.

ABD,AFGAN FATURASINI BU DEFA BAŞTAN ÖDEDİ

Körfez Krizindeki kayıplarımızdan, oldum olasıya şikayet etmişizdir.

Amerikaya destek vermemize rağmen, karşılığında hiçbir şey alamadığımızı söylemişizdir.

Aslında aldık.

Dolaylı ve dolaysız şekilde Türkiyeye yaklaşık 15 milyar dolar para girdi.

Ancak biz kendi kendimizi doldurup, 35-40 milyar dolar gibi, daha fazla yardım alabilmek amacıyla bürokrasimizin abarttığı (istenirse, bu hesabı abartarak yapmış olan kişilerin isimlerini de verebilirim) rakkamları doğru sandığımızdan dolayı, gelen parayı küçümsedik.

Bu defa ABD, Türkiye’nin verdiği desteğin karşılığını peşin ödedi. Hatta, Körfez Savaşından kalmış hesap kırıntılarını da kapattı.

Belki 9-10 milyar dolar kimilerine az gelecektir.

Ancak unutmamak gerekir ki, bu aşamada rakkamdan çok, bu sinyalin verilmesi önemliydi. Ve Washington Türkiye’ye hayati bir destek çıktı.

Eğer 11 Eylül öncesi koşulları geçerli olsaydı, Kemal Derviş bırakın yeni borç bulmayı, Hazine Bakanı O’Neill’den ”Ben size dememiş miydim” diye fırça bile yiyebilirdi.

Bundan sonrasında dikkati olmak zorundayız.

Bu programın bir daha batması durumunda, gidilecek başka kapı kalmadığı gibi, O’Neill’in yutacağı lafı da kalmayacaktır.
X