Bilmeyen kalmasın, kalanlar bilmese de olur: Richard Linklater

Hürriyet Haber
02.10.2017 - 12:20 | Son Güncelleme:

63. sayımızın Yeraltı sayfasından bu hafta da merhaba. Amerikalı yazar ve yönetmen Richard Linklater’ın 1980’li yılların ortasında başlayan sinema yolculuğunu iki kavram ile ifade edebiliriz sanırım: Meydan okuma ve istikrar.

Linklater, sinemacılığının emekleme dönemlerinden itibaren büyük bütçelere, epik hikayelere, gösterişe ve popüleri takip etme, herkes tarafından bilinir olma güdüsüne meydan okumuştur. Sinema tarihinde örneğine az rastlanır şekilde, düşük bütçelerle çalışma, bağımsız sinemadan şaşmama, kendi bildiği yoldan sapmama ve kendi istediğini yapmaktan vazgeçmeme istikrarını korumuştur.

Tüm bu özellikleriyle öne çıkan ve sinema tarihinin en orijinal ve en romantik üçlemelerinden biri olan Before (Sunrise/Sunset/Midnight) serisiyle tanınan usta yönetmen -kendisinin böyle bir derdi olmasa da- bence daha fazla bilinmeyi hak ediyor.

Diyalog ağırlıklı filmleriyle öne çıkan yönetmenin popülerliğin peşinden koşma hevesine düşmeden ve böyle bir kaygı gütmeden, her daim kendi istediğini yaparak inşa ettiği istikrar abidesi sinema yolculuğunu, hayalini kurduğumuz kariyeri ve hayatı inşa süreci üzerine ilham verici bir hikâye olarak görebiliriz.

Bu doğrultuda, onun tavizsiz ve kendisine aşılması gereken yeni ve zorlayıcı hedefler koymaktan çekinmeden ilerleyen sinemacılığını, özellikle dört filmi üzerinden inceleyebiliriz.

Bilmeyen kalmasın, kalanlar bilmese de olur: Richard Linklater

18 YILA YAYILAN ÜÇLEME, ÇEKİMİ 12 YIL SÜREN TEK FİLM

Before Serisi dokuzar yıllık aralarla ve aynı ekiple çekilen üç filmden oluşuyor. Birbirine aşık iki insanın dokuzar yıllık aralarla hayatlarının yarım günlük kısımlarına odaklanan filmleri, aradan geçen yıllara aldırış etmeyen bir adanmışlık ve istikrarla aynı ekiple çekebilmesi, Richard Linklater’ın benzersiz yaklaşımını ve tarihe geçebilmek için spot ışıklarının tam altında durmanın şart olmadığını gösteriyor.

Linklater’ın başından itibaren popülerlik ya da herkes tarafından sevilme kaygısı gütmeden sürdürdüğü yaklaşımını anlatan diğer önemli filmse çekimleri 12 yıla yayılan ve bir çocuğun büyüme sürecinin tamamını gerçek zamanlı olarak ele alan Boyhood. 12 yıl boyunca çekimleri süren tek bir filmin arasında sayısız film sıkıştırarak tarihte özel bir yer edinen Linklater’ın bu filmle gelen onlarca ödüle rağmen kendi istediği gibi filmler yapmak konusundaki ısrarı, başarı için çok popüler olmanın gerekli olmadığının ayrı bir göstergesi.

Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi Richard Linklater hem kendi öyküsü hem de filmlerinde anlattığı kahramanların öyküleriyle geleceğe kalmanın şartının popülarite olmadığını gösteriyor. Bu öyküler sıradan hayatlarının ve akıp giden zamanın da değerli olabileceğini sergiliyor  ve ihtişamını buradan alıyor. Ve çelişkili gibi görünse de Richard Linklater tam da bu sebeple özel olmayı ve daha fazla bilinmeyi hak ediyor.

 

Yazan: Erdem Yıldız

Etiketler: yeraltı , Üniversite


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı