Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Biliyor musunuz agflasyon başladı

Kuraklık, etanol çılgınlığı ve Çinliler dünyayı agflasyona sürüklüyor. Agflasyon şöyle bir şey: Çinliler süte üşüştü diye Almanya’da peynir ve yoğurt fiyatları fırlıyor, Fransızlar baget pahalılandı diye Sarko’yu suçluyor, Amerikalılar pizzaların durup dururken zamlanmasına anlam veremiyor, İtalyanlar makarna fiyatları artıyor diye boykot eylemi düzenliyor.

Almanlar ve Fransızlar peynir-ekmek uğruna seksten vaçgeçer mi bilmiyorum. Ama son ankete göre her iki İtalyan’dan biri "Makarna için seksi bile bırakabilirim" diyor. Tabii, yiyecek içeceğin pahalılanmasına alışık değiller. Bu nedenle de enflasyon lafını yakıştıramıyor, tarıma dayalı gıda ürünlerindeki fiyat artışları için yeni bir kavram icat ediyorlar: Agflasyon (Agflation). Denemek için Türkçe Google’a "agflasyon" yazdım. Hiç sonuç gelmedi ve Google sordu: "Enflasyon mu demek istediniz?"

Çinlilerin sadece pirinç yediği günler dünyanın iyi günleriydi. Şimdi ise süte taktılar. Milyonlarca çocuğa okullarda süt içiriyorlar. Yetişkinler de peynirin, yoğurdun tadını keşfetmiş durumda.

Çinliler büyüyünce neden süt içemez?

Bilmiyordum, bir Alman uzmandan okudum. Kuzey Avrupalılar 5 bin yıllık süt içme geleneği nedeniyle genetik olarak sütü sindirmeye çok yatkın. Afrikalı ve Asyalılar’ın ise yüzde 90’ı sütü sindiremiyor. Emzirme çağındaki çocukların midesi sütü kaldırıyor. Ancak yetişkinlik çağında, süt şekeri laktozu, glukoz ve galaktoza dönüştüren laktaz enziminin faaliyetleri durduğu için sindirim zorlaşıyor. Laktoz intoleransı denilen bu durumda karın ağrısı gibi semptomlar görülüyor. Yoğurt, peynir ve kefirde ise laktoz sindirilmiş olduğu için problem yok.

Ama Çin’in dışında yaşayanlar için problem var. Süt geleneği bulunmayan 1.5 milyarlık Çin’den gelen talep nedeniyle süt fiyatları fırlıyor. Şu anda dünyada üretilen sütün üçte biri Çin’e akıyor. Hani boru hattı kurulsa yeridir.

SÜT HIRSIZI ÇİNLİLER

Çin efektine ilk uyanan Almanlar oluyor. Yılda 27 milyar litreyle AB’nin en büyük süt üreticisi Almanya. Sütler Çin’e akmaya başlayınca stok sıkıntısı patlak veriyor. AB Komisyonu, 1984’te konulan üretim kotalarını yukarı çekelim mi diye düşünürken, Alman üreticiler bürokrasinin kararını beklemeden zam yapmaya başlıyor.

Alman basınında "Çinliler sütümüzü kapıyor" diye feryat kopuyor. Adamları kapkaççı yerine koyuyorlar. Bütün kabahat Çin Başbakanı Wen Jintao’ya yükleniyor. "Bir rüyam var, bütün Çinli çocukların günde en az yarım litre süt içmesi" dedi diye, Alman medyası Jintao’ya yükleniyor.

Almanya’da süt fiyatındaki artışın yüzde 50’yi bulması bekleniyor. Dolaylı olarak süt mamullerinde de fiyat artışları geliyor.

Fiyatı artan sadece süt ve süt ürünleri, tüketenler de sadece Çinliler olsa yine iyi. Aynı Çin gibi, Hindistan’da da orta sınıf giderek zenginleşiyor, beslenme alışkanlıkları değişiyor. Düşünün, bu iki ülkenin nüfusu toplamda 2.4 milyar ediyor. Bu demografik etki nedeniyle başta buğday, tahılın fiyat grafiği tırmanıyor.

Tabii bütün suç Çin ile Hindistan’ın değil. İklim değişikliği ile biyoyakıt üretimindeki hızlı gelişme de gıda fiyatlarını yukarı tetikliyor. Amerikan, İngiliz ve Avustralya basınındaki ekonomi yazılarında bu artış trendine "agflasyon" teşhisi konuluyor. "Tarımla ilgili" anlamına gelen "agro" kökünden türetilmiş bir kavram. Aynı 1970’lerde uydurulan "stagflasyon" gibi.

Şimdi aşırı sıcak ve soğuk nedeniyle hasat zamanı kestirilemediğinden dünyanın en büyük tahıl ambarları olan ABD, Kanada ve Avustralya’da buğday stokları hızla eriyor. Avustralya’da stoklar son 25 yılın en düşük seviyesine indi ve son üç ay içinde buğdayın fiyatı yüzde 50 arttı.

HAMURLAR ARTIK DAHA PAHALI

Türkiye’de de yetersiz yağış nedeniyle buğday rekoltesi düştüğünden pahalı ithalat kaçınılmaz olacak, bu da ekmek ile diğer unlu gıdalarda fiyat artışlarına yol açacak. Türkiye’nin 2007’de buğday rekoltesi 2006 yılına göre 3.5 milyon, 2005’e göre ise yaklaşık 5 milyon ton azalarak 16.5 milyon tona geriledi.

Geçen aylarda Avrupa’da ekmek fiyatları tırmanmaya başladı. İngiltere’nin en büyük gıda üreticilerinden Premier Foods ekmek fiyatını artırdı ve gelecek yıl gıda maddelerinde enflasyonun yüzde 5’i bulacağını açıkladı.

Ekmek zamları insanları sokağa dökmese de, makarnaya zam gelmesi İtalyanların gücüne gitti. Malum, yılda kişi başına 28 kilo yiyorlar. Geçen ay, bir günlük makarna almama eylemi yaptılar. Fransızlar ise bagete gelen yüzde 5’lik zammı kaldıramadı. Hesaba göre her on Fransızdan dokuzu her gün taze baget alıyor ve çoğunluk günde üç öğün baget yiyor. Hükümet, paniğe gerek yok dediyse de, Fransızlar bagetin fiyatı yeni yönetimle birlikte arttı diye Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’yi suçlamaya başladı. Sol basın da fırsattan istifade Sarko’ya yüklendi. Liberation, altından yapılmış baget resmi koyup, "Yeni ekonomi politikaları sadece zenginlere" diye yazdı. Le Monde’un ünlü karikatüristi Plantu, Cecilia Sarkozy’yi Marie Antoinette kılığında çizip, "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" şeklinde gayet bayat bir espri patlattı.

Şimdi Avrupa Komisyonu, tarım yönetmeliğini değiştirmeye hazırlanıyor. Son 20 yıldır uygulanan kurala göre AB’li çiftçinin her yıl toprağının yüzde 10’unu nadasa bırakması gerekiyor. Yeni öneriye göre ise bu topraklarda da ekim yapılacak. Böylece 17 milyon tonluk ek tahıl üretimi yapılabileceği hesaplanıyor.

SİNEMA MISIRI NE OLACAK

Biyoyakıtın başlıca hammaddesi olan mısırın etanol üretimine kayması nedeniyle de hayvan yemi ve insan gıdası olarak mısırın sıkıntısı başlıyor.

Hayvan yemi olarak mısır sıkıntısı süt ve et fiyatlarını da artırıyor. Peki o zaman ne oluyor? Amerikalının en sevdiği yiyeceklerin fiyatları zincirleme bir etkiyle artmaya başlıyor. Dondurma, çikolata ve pizza (peynir ile etten ötürü) aniden pahalılanıyor. ABD’de tam yağlı sütün galonu 19 centlik artış gösteriyor, New York’ta pizzanın dilimi 2.15 dolardan 2.30 dolara çıkıyor. Tahminlere göre ABD’de mısırın fiyatı yıl sonuna kadar yüzde 50’lik bir artış daha gösterecek.

İşte esas felaket o zaman gelebilir, sinemalarda tonlarca tüketilen patlamış mısırın da fiyatı artabilir. Etanol piyasasının mısır sömürüsüne karşı propaganda yapanlar, "Sinema mısırına 25 cent zam gelecek, ona göre" diyor.
X