Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bilirsin poponun huyunu.. Niye içersin turşu suyunu?

14 Ağustos 2014

10 Ağustos gelip geçti.. Seçim bitti.. Sonuç herkesin beklediği gibi oldu.. Yine de kendini bilen bir köşe yazarı için “Ben demiştim..” yazısı yazmak sünnettendir.. İş bu risale ile onu yerine getiriyorum..

***

Türkiye insanı için iki yazar unutulmaz birer tarif yapmıştır.. Birincisi Aziz Nesin’in unutulmaz “Bu ahalinin yüzde altmışı aptaldır..” tarifi..

Bence matematik olarak yanlıştır.. Yüzde 60 aptalın matematik karşılığı yüzde 40 akıllı eder.. Bizim nüfusa vurulduğunda 30 milyonun üzerinde akıllı çıkar ki akla mugayyırdır..

Gelişmiş Avrupa’dan bile o kadar akıllı çıkmaz.. Varsın çıkmasın.. Biz “Yüzde altmış” tespitini sevip, benimsedik bir kere..

İkinci tespit de Zülfü Livaneli’nindir.. Oda “Türkiye orta zekâlılar cennetidir..” diye tutturur.. Ben de kaynak gösterip defalarca kullanmışımdır bu sözü.. El Hak! Doğrudur..

ORTA ZEKÂLILAR CENNETİ

Zülfü Livaneli’nin tabiriyle Orta Zekâlılar Cenneti yerine geçen cennet vatanımızın melek huylu orta zekâlı kulları hep aynı tepkileri verir.. Seçimden seçime, ihtilâlden ihtilale, felaketten felakete hiç şaşmaz..

Tepkiler ve yürütülen akıllar birbirinin birebir kopyasıdır..

Bunları iyi bildiğimden gardımı hep ona göre alırım.. Nitekim bu seçimin belli olan sonucundan gayri resmi ilanından sonra kendi kendime “Bakalım bu sonucu Ampul Partisi’nin zaferi olarak kaç kişi ilân edecek?” diye bekledim..

Televizyonun başına oturup, Ahmet Hakan’ın CNN TÜRK’te yönettiği tartışma programını taze açmıştım ki erken mahsul akıllar dökülmeye başladı..

“Hııım! Sonuçlara bakılınca birinci adayın zafer kazandığı gözükmekte..”

KİM NE DERSE, HAAA!

Sanki o kadar devlet imkânının ben kullanmışım.. Devletin uçaklarını Ampul Partisi’nin kampanyasına ben vermişim.. Milletin vergisi ile işleyen TRT kaynaklarından birinci adaya 700 haber saati ayırırken, ikinci ve üçüncü adaylara 20 saati bile ben çok görmüşüm..

Dağlara, taşlara, üst geçitlere, ne kadar apartman varsa yan cephelerine, yüz binlerce bilborda “Uzun boylu sevgi insanının” fotoğrafları değil de sanki Ekmeleddin Bey’in posterleri yapıştırılmış..

Hızı tartışılan “Hızlı Tren” açılışı seçime denk getirilmiş.. Kamunun görevlileri miting meydanlarında partinin işçisi gibi çalıştırılmış..

(Ampul Partisi bayraklarını asmak için direklere tırmanan trafik polislerini gözümle gördüm.. Polis direkte bayrak asarken partilinin elemanı aşağıdan “Biraz sağa getir, sola kaydır” talimatı veriyordu..)

Ampul Partisi’ne hizmet veren ne kadar muteber (!) anket kuruluşu varsa “Canım o kazanacak.. En az yüzde elli yedi..” diye algı çalışması yapmış.. Birinci aday, istifa ederek görevi bırakmayıp kampanyasına hükümeti de katmış..

O da yetmemiş..

İkinci ve üçüncü adaya haber yeri veren ne kadar gazete ve televizyon varsa hepsine meydanlarda hakaret edip, hepsini ayrı ayrı tehdit etmiş..

Örnekleri binlere varan kanunsuzlukların tekine bile itiraz etmemiş olan ortalama akıl seçimden sonra tutuyor “Kim ne derse desin, bu birinci adayın zaferidir.. İşte yine silip süpürdü..” diye ahkâm kesiyorlar..

Kim ne derse desin he mi? Aha ben belâ okumadan diyeceğimi diyom.. Allah müstahakkınızı versin..

***

Ortalama aklın yarısı bu sularda.. Öbür yarısı da “İkinci adayı” çıkaranları parçalamakla meşgul..

“Bu seçimin mağlupları Altı Kazık ile Kafa Tokuşturma Partileridir..”

Aman ne akıllar ne akıllar? Ne feraset ne feraset.. “İki kere iki dört etmiş..” Birileri sonuca bakıp eğer bu dörtse bunun “kare kökü iki eder” diye konuşmuş..

“Feraset sahibi adam iğne deliğinden Hindistan’ı seyredermiş..” derler ya! Bu laf elin ferasetlisi için.. Bizdeki ferasetli adamların menzili bu kadar..

SÖYLENMEMİŞE BAK

Benim en çok takıldığım yer “Altı Kazık Partisi..” ve bu partinin içinde olup bitenler..

Merak ediyorum..

Acaba seçime 33 gün kala “Çatı Adayı” olarak Ekmeleddin Bey’in ismi ilân edildiğinde.. Altı Kazık Partisi’nden biri çıkıp da genel başkana “Bu bey siyasetin acemisi, meydanlarda yalnız bırakmak olmaz..” dedi mi?

İki parti genel başkanının mitingden mitinge koşmaları gerektiğini söyleyen oldu mu? İkinci adayın seçim kampanyasına mali destek için bir ortak akıl çıktı mı?

Hiç sanmıyorum..

Diğeri “siyaset panzeri” olarak mitingden mitinge koşup, teşkilatını da koştururken, çatıda tüneyen iki partinin yöneticileri “Dur bakalım İhsanoğlu ne yapacak?” bekleyişindeydi..

Nihayet seçime on gün kala meydana çıktılar..

O vakti kadar Altı Kazık Partisi’nin sonradan gelen akılları yerlere taşan mensupları neyi beklemekteydi acaba?

Ya daha aday ilân edilir edilmez itiraz eden, bunu boykot edeceğiz tavrı koyan ve sandığa giden yüzde 72’lik orana bakılırsa gayet başarılı olan parti içi protestocular için ne düşünüyorlar..

Ben söyleyeyim.. Her zamanki gibi “Hele başımızdakini savalım da yenisine bakarız..” hesabındalar..

***

Adam ileri yaşında karısını kaybetmiş.. Köyde yalnız kalmak zor.. Gözüne eş olarak kestirebileceği münasip bir dul da yok.. Bütün gün evde kös kös oturuyor, sessiz sedasız düşünüyor..

Babasının halinden “mutsuzluk” sonucunu çıkaran büyük oğlan, diğer kardeşlere de danıştıktan sonra bir akşam yemeğinden sonra yanına sokulmuş..

“Baba..” diye başlamış lafına.. “Biliyon işte, memlekette bir sürü Suriyeli var.”

Adam dikkat kesilmiş, oğlan bu iş olacak özgüveni ile devam etmiş..

“Başlık neyim çok ucuz.. Bedava gibi.. Allahın izniyle sana onlardan birini getirsek..”

Suskun karşı duvara bakmakta olan babadan cevap yok.. Oğlan baba iyi anlamadı zahir, hesabıyla“Suriyeli bir hanım getirsek..” diye üsteleyince adam cıgarasından bir nefes çekip savurmuş:

“Acele etmesek oğul..” demiş.. “Ukrayna da karışmış diyorlar.. Hele orayı da beklesek..”

Kıssadan hisse: İş bu fıkra, Altı Kazık Partisi içinde lider değişikliği umanların hallerini tarif eder..

X