« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Bilim uğruna en belalı 18 iş

Bilim dergisi Popular Science, bilim adamlarının çalışmalarını sürdürürken yapmak zorunda kaldıkları en pis 18 işi seçti. Bazı fedakar ve cesur insanlar bilim adına, bağırsak gazlarını koklamaktan dışkı analizine, boğalardan sperm örneği almaktan bir uzay kapsülünde aylarca kapalı kalmaya dek pek çok mide bulandırıcı, tehlikeli ve eziyetli işi yapma yürekliliğini gösteriyor. Bilim, bu insanlara çok şey borçlu.

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
1- Bağırsak gazı ve ağız kokusu uzmanlığı zor zenaat

2- Dışkıları günlerce inceler misiniz?

3- Çiftlik hayvanlarından sperm nasıl alırsınız?

4- Sivsineklere kendini yem olarak sunanlar

5- Ölümcül mikroplar arasında hayat

6- Bir tecrit odasında aylarca süren hapisliğin zorluğu

7- Elini ineğin işkembesine sokanlar var

8- Hapishanelerde tecavüz vakalarının korkunçluğu

9- Müzelerde leş temizleyici bilim insanları

10- Sıçanlar arasında geçen bilim hayatı

11- 28 yıldır boşa giden çaba

12- Pis kokulu ceset bitkisi ile süren yaşam

13- Yıllarca olmayan kuşu arayanlar

14- Uzayda sıçan dışkılarıyla yaşam

15- Okyanusta balık saymak da bir meslek

16- Kök hücre araştırmacıları çıkmazda

17- Gezegenlere mikrop bulaştırmama görevi

18- 50 yıldır atom çekirdeklerini kaynaştırmaya çalışıyor

1- Bağırsak gazı ve ağız kokusu uzmanlığı zor zenaat

Ağız
dezenfektanı üreten şirketlerin laboratuvarlarında görevli koku uzmanları, ürünlerin ne denli etkili olduğunu test etmek için suratlarına doğru üflenen ağız kokularını koklamakla yükümlüdür. ABD, Minneapolisli gastroenterolog Michael Levitt, bu sevimsiz işlemi bir adım daha ileri götürerek, bağırsak gazlarının içindeki koku bileşimlerini koklayarak tespit etmeye çalışıyor. Bu kokuları koklama işini oldukça dolgun bir ücret karşılığında iki cesur kişi üstlendi.

Önce 16 sağlıklı kişiye bir tabak kurufasuyle yedirildi ve anüslerine küçük bir tüp yerleştirildi. Deneklerin çıkarttığı gazlar, dışarı kaçak yapmayan kapların içine hapsoldu. Koku uzmanları daha sonra örneklerin saklandığı kapların kapaklarını tek tek açarak kokuları kokladı. Kokuların yoğunluk derecesine göre kaplar işaretlendi. Daha sonra kokuların kimyasal içeriği incelendi. Bütün bunların sonucunda Levitt, bağırsak kokusunun içindeki en pis kokulu bileşimi buldu. Bu bileşim hidrojen sülfid idi.

Doktorların hiçbir zaman bağırsak gazlarına yeterince ilgi göstermediklerinden yakınan Levitt, oysa bu gazların tıbbı açıdan çok önemli bir gösterge olduğunu savunuyor. ‘‘Dışkı, bağırsak gazları ve ağız kokusunun gastroentestinal sağlık açısından çok önemli bir rolü var'' diye konuşan Levitt, ‘‘Sözgelimi hidrojen sülfid ülseratif kolit gibi hastalıklarda çok önemli bir rol oynar'' diyor. Tıp dünyası ne yazık ki Levitt'in bütün bu çabalarına hak ettiği ilgiyi göstermiyor.

2- Dışkıları günlerce inceler misiniz?

1980
'li yıllarda Virginia tech'den Tracy Wilkins ve David Lyerly isimli iki profesör, hastalarının dışkılarını tek tek inceleyerek ishale yol açan ‘‘Clostridium difficile'' adı verilen mikrobu tespit etti.

Dizanteri doktoru olarak isim yapan bu iki bilim adamı daha sonra ‘‘Techlab'' adını verdikleri şirketi kurdular. Dışkı analizlerinde kullanılan malzemeleri üreten bu şirket bugün 40 kişi istihdam ediyor. Bunların 19'unun görevi, içinde dışkı bulunan kutuları açıp, şirketin ürettiği malzemelerin kalitesini test etmek için tek tek dışkı analizi yapmak.

3- Çiftlik hayvanlarından sperm nasıl alırsınız?

Suni
döllenme ve doğurganlık konularındaki araştırmalarda kullanılmak üzere hayvanlardan sperm örneği almak isteyen bilim adamları, bu işlem için özel olarak tasarlanmış bazı araçlardan yararlanır.

Bunlardan biri hayvanın rektumuna uygulanan elektrikli bir çubuk; bir diğeri ise hayvanın penisine uygun yapay bir vajinadır. Elektro-ejakülasyon (fıştırma-atım) adı verilen ilk seçenekte hayvanın cinsel organlarına elektrik gönderilerek uyarılır. Bu işlem hayvanat bahçelerindeki hayvanlara genel anestezi altında uygulanır.

İkinci seçenek olan yapay vajina uygulaması cesaret isteyen bir iştir. Geniş bir lateks tüpten oluşan vajina, büyükbaş hayvanların en tehlikelisi olan boğalardan sperm örneği almakta kullanılır. Çiftleşmek amacıyla dişiye yaklaşan boğaya yapay vajinayı uygulamak her babayiğidin karı olmadığı için üç yardımcı teknisyen, gerektiğinde arkadaşlarının yardımına koşmak üzere hazır bekler.

Daha güvenilir bir yöntem olan dijital basınç (dijital burada parmak anlamında kullanılıyor) genellikle domuzlara uygulanır. Bu yöntemde domuzlar erken yaşta bir platformun üzerine çıkmak üzere eğitilir. Hayvan platformun üzerindeyken araştırmacı eldivenli eliyle basınç uygulayarak domuzu uyarır. Araştırmacının yaptığı işten pek keyif aldığı söylenemezse de, domuzların şikayetçi olduğu görülmemiştir.

4- Sivsineklere kendini yem olarak sunanlar

Sıtma
konusunu araştıran bilim adamları, hastalığı yayan sivrisineğin ısırma alışkanlığını da incelemek zorundadır. Brezilya'da yaşayan ‘‘Anopheles darlingi'' türü sivrisinek, Afrika'da ışık veya rüzgar tuzağına düşen cinslerinden farklıdır.

Bu sivrisinekleri avlamaları için tek çare, bilim adamlarının kendilerini yem olarak sunmasıdır. Sivrisineklerin akşam yemeği saatinde kendilerini sivsineklere kurban eden bilim adamları, ısırılmasına razı olduğu vücut bölgesini açıkta bırakır. Sinekler yemeklerini yerken bilim adamı bunları tek tek avlar. Bazı durumlarda araştırmacının sıtmaya yakalanması işten bile değildir.

İğnedenlik görevini üstlenen bilim adamının işi saha çalışması sona erdiğinde de bitmez. Normal olarak tutsak sivsinekler laboratuvar hayvanlarıyla beslenir. Ancak kobayların kanlarının bu şekilde emilmesi bazı ülkelerde hayvan haklarına ters düştüğü için bilim adamları sivrisinekleri kendi kanlarıyla beslemeyi tercih ederler.

5- Ölümcül mikroplar arasında hayat

Ebola
ve şarbon salgınları sırasında en büyük yükü, yüksek teknoloji ürünü giysileri içinde ‘‘Bio-Safety Level 4 -BSL4-'' laboratuvarlarında çalışan bilim adamları üstlendi. Bu laboratuvarlarda tedavisi henüz bilinmeyen ölümcül hastalıkları yayan patojenler incelenir.

Bu ölümcül patojenler havada asılı kaldıkları için solunum yoluyla bulaşmaları an meselesidir. Bu patojenler üzerinde çalışan bilim adamları BSL4 olarak bilinen bu sıcak bölgelere arada sırada girerler.

Oysa yönetici konumundaki kişiler bu tehlikeli bölgeye düzenli olarak girmek zorundadır, çünkü laboratuvar araç-gereçlerini onarmak, temizlemek, hava kaçağı olup olmadığını kontrol etmek, patojenle yüklü hava filtrelerini temizlemek, kanalizyon filtrelerini değiştirmek bunların yükümlülüğündedir. Kısaca dünyada hiç kimse ölümcül mikroplara BSL4 sorumluları kadar yaklaşmak zorunda kalmaz.

6- Bir tecrit odasında aylarca süren hapisliğin zorluğu

‘‘Ailenizle
birlikte uzun bir otomobil yolculuğunuza çıktığınızı düşünün. Bu yolculuk aylarca sürsün. Bu arada pencereleri açamadığınızı ve dışarı hiç çıkamadığınızı varsayın.''

NASA'nın Sağlık Bölümü sorumlusu Marc Shepanek astronotların uzun mesafe uzay uçuşlarında karşı karşıya kaldığı koşulları böyle açıklıyor. Ancak yine de uzay araçlarındaki astronotlar gerçekten bir hedefe doğru yol aldıkları için şanslı.

Bir de, yerdeki yalıtım odalarında, deney amacıyla bu işkenceye maruz kalan bilim adamlarını düşünün. NASA'da yaşam desteği sistemlerinden sorumlu mühendislerden bazıları, gönüllü olarak, araç gereçleri test etmek için kapalı bir odada birkaç ay geçiriyorlar.

NASA'da yürütülen 91 günlük bir testte, mürettebat içme suyunu elde etmek için idrarlarını 13 kez özel işlemden geçirmek zorunda kaldı. Ancak Jean-Paul Sartre'nin dediği gibi ‘‘Başkalarının cehennem olduğuna'' inanıyorsanız bu deney sizin gibiler için çok büyük bir işkence olmayabilir. 1999 yılında yeni yıl gecesi Ruslara ait bir yalıtım odasında, Kanadalı bilim kadını Judith La Pierre, sarhoş olduğunu iddia ettiği Rus meslektaşı tarafından zorla öpüldü.

Bu girişim, La Pierre'e göre bir tecavüz girişimiydi. Yumrukların konuştuğu bir başka olayda odanın duvarlarına astronotların kanı sıçradı. Yalıtım-odasındaki deneylere katılanların pek çoğu, geleceğin astronot adayları olarak NASA'ya başvuran insanlar. Bunların çok azı deneylerde başarı kazanarak uzay çalışmalarına katılma şansını yakalıyor.

7- Elini ineğin işkembesine sokanlar var

Veterinerler
, büyükbaş hayvanların iç organlarının nasıl çalıştığını anlamak için ineğin işkembesine fistül denilen bir delik açarlar. İşkembede mikroplar hayvanın yediği otları fermente eder. İşkembe fistülü büyükbaş hayvanların sindirim sistemlerinin incelenmesinde yaygın olarak kullanılır.

Bu çalışmalar yemlere yeni katılan bir katkı maddesinin incelenmesinden, sindirimi yapan enzimlerin ölçülmesine kadar çok geniş bir çerçevede kullanılır.

‘‘İneğin sol tarafında yaklaşık 15 santim uzunluğunda bir tıkaç bulunuyor'' diye konuşan UC Davies'ten hayvan barınağı yöneticisi Dan Sehnert, ‘‘İşlem çok basit. Yapacağınız tek şey tıkacı çıkartıp elinizi içeriye sokmak'' diyor. Bazıları için bu işlem Sehnert'in dediği kadar kolay olmayabilir.

8- Hapishanelerde tecavüz vakalarının korkunçluğu

Amerikan
hapishanelerinde araştırma yapmak, ps ikolojik bakımdan en zor işlerden biri. Çünkü bu hapishaneler şiddet dolu. Güney Dakota Üniversitesi'nden psikolog Cindy Struckman-Johnson, hapishane yaşamı hakkında mahkümlardan yazılı bilgi isteyen ilk yetkili. Struckman-Johnson'a bu mektupları değerlendirmede bir avuç öğrenci yardım ediyor.

Ne var ki mektuplarda yazılanlar hepsinin kanını donduracak kadar korkunç. Mahkümların onda biri cinsel tacize hedef oluyor. Üstelik bu saldırılar süreklilik kazanmış olabiliyor.

Psikologları bu denli etkileyen, yalnızca saldırıların sayısı değil, mektupların içerdiği şiddet ifadeleri ve kurbanların çaresizliği. Struckman-Johnson bazı öğrencilerin bu kadar şiddete tahammül edemeyerek işi bıraktığını söylüyor.

9- Müzelerde leş temizleyici bilim insanları

Doğa
tarihi müzelerinde temiz, beyaz iskeletler ve düzgün bir şekilde doldurulmuş hayvanlar sergilenir. Ancak bunlar müzeye arka kapıdan ilk girdiğinde, üzeri çürümekte olan etlerle kaplı leşlerdir.

Doğa müzelerinde görevli hayvan doldurma uzmanları özel yöntemlerle bunları cazip hale getirirler. Berkeley'deki Kaliforniya Üniversitesi'nden zoolog Robert Jones, kemiklerin üzerindeki etleri temizlemek için et yiyen bir böcek cinsinden yararlanıyor. Ve içi böcek dolu bir çekmeceyi açıp, içine eline daldırıp, bir kısmını avuçlamaktan çekinmiyor.

Kopenhag Üniversitesi'nden Jeppe Mohl yunus ve balinaları geniş boş tanklara koyup, doğal yollarla temizleninceye kadar beklemeyi tercih ediyor. Bunlardan başka bir de kaynatma yöntemi var. Bu yöntemi tercih eden arkeolog Sandra Olsen, sırtlan pençelerini kaynattığı günü şöyle anlatıyor:‘‘Kazandan yayılan gazların gerçekten hepimizi öldüreceğini sandım. Neyse ki yalnızca akciğer enfeksiyonu ile tehlikeyi atlattım''.

10- Sıçanlar arasında geçen bilim hayatı

‘‘Postdoc''
olarak tanımlanan dönem, doktorayı alıp gerçek işe başlama tarihleri arasında geçen iki, üç veya dört yıllık süredir. Özellikle ABD'de bilim dallarında doktorasını alanların sayısı, profesörlük kadrosunun gerektirdiği sayıdan daha fazla olduğu için bu dönem genellikle ‘‘eleme yılları'' olarak bilinir.

Ancak uygulamaya bir göz atıldığında, bilim adamı olmak için entellektüel olgunluktan ziyade, haftada 80 saat sıçanların beyinlerine elektrot bağlama sabrı ve ısırılma riskini göze almanın daha önemli kriterler olduğu görülüyor. Aile, sanat veya eğlence gibi kavramlara önem verenlerin bu elemeyi geçmesi söz konusu bile olamaz.

11- 28 yıldır boşa giden bir çaba

Amerika
’da biliyorsunuz bizim metrik sistem yerine daha çok inç ve pound geçerli. Fakat Amerikan Standartları Enstitüsü, 1975 yılında Federal Metrik Dönüşüm Yasası ile Metrik Programı ABD'ye yerleştirmeye çalışıyor. Boşuna bir çaba. Ancak aradan geçen 28 yıl boyunca 281 milyon dikbaşlı Amerikalı, inç ve pound'larından vazgeçmeye hiç de istekli değiller.

Sonuçta bir arpa boyu bile yol kat edilemedi. Yalnızca devlet bürokratları zoraki olarak yasaya boyun eğdiler. Bu sistemi benimsetmeye çalışan bir avuç bilim adamı ‘‘Yalnız Kurt'' olarak televizyon programlarına katılıp, metrik sistemi pazarlamaya çabalıyor. Tam 18 yıldır, Amerikalılara metrik sistemin faydalarını anlatmak görevi de, hiç bir sonuç alınamadığını göz önüne alırsak, ne kadar zor ve amaçsız olduğu kabul edilebilir.

12- Pisi kokulu ceset bitkisi ile süren yaşam

‘‘Pek
çoğumuz çiçeklerin güzel koktuğunu ve sevimli arıları çektiğini senırız'' diye konuşan Washington Üniversitesi'nden sera yöneticisi douglas Ewing, ‘‘Ancak ceset bitkisi çiçek açtığı zaman bu düşüncenin ne denli yanlış olduğunu anlıyorum'' diyor.

İnsan boyutlarındaki ceset bitkisinin çiçeği kokmuş, çürümeye yüz tutmuş et gibi kokar. Bu koku hiç de sevimli olmayan Sumatra leş böceklerini çeker.

Doğal olarak Endonezya'da yetişen bu bitki Washington Üniversitesi'nde yalnızca seraya hapsolmuş durumda. Ewing, serada bu bitki üzerinde çalışırken gaz maskesi takmadığını söylüyor: ‘‘Bütün günüm bu çiçekle geçiyor. Bu kadar büyük bir çeçeğin açmasını izlemek çok büyük bir şans. Bu nedenle kokuyu gözardı edebiliyorum.''

13- Yıllarca olmayan kuşu arayanlar

Küçücük
Hawaii'de yok olma tehlikesi altında 34 kuş türü bulunuyor. Bunlardan yarım düzinesini onlarca yıldır gören yok. Ancak bunların artık doğadan silindiğini söylemeye kimsenin dili varmıyor. Dahası bunları bulma umutları da sönmüyor. Sözgelimi doğada üç tane kaldığı söylenen po'ouli kuşunu (iki dişi, bir erkek) yakalayıp üretme çabaları her seferinde başarısızlıkla sonuçlansa da araştırmacılar denemeye devam kararı aldılar. Bol şanslar!

14- Uzayda sıçan dışkılarıyla yaşam

Güneş
Sistemi içinde en iyi iş olduğu düşünülse bile, astronot olmak o kadar kolay değil. Ölümcül tehlikelerini bir yana bıraksak dahi, astronot olmak çok büyük özveri isteyen bir iş. Astronotlar en çetin işleri yapmakla yükümlüdür. Sözgelimi yüksek G-santrifüjleri içinde oturarak doktorların yerçekimsiz ortamın insan fizyolojisini nasıl etkilediğini izlemesine olanak tanırlar. Ayrıca tüm uzay yolculuğu süresince rektal bir tüple dolaşmanın zorluklarını yaşarlar.

Sovyet uzay istasyonu MIR'de çalışan astronot Norm Thagard, tarihte ilk kez yörüngedeki bir hayvan kafesini -Spacelab 3- temizleme şerefine nail oldu. Kafeslerin negatif basınç altında olduğu yolunda güvence verilse de -dolayısıyla kafeste yaşayan 24 sıçan ve 2 sincabın dışkısı dışarı doğru akmayacaktı- Thagard kafesi açar açmaz dışarı doğru hücum eden havayı içerde birikmiş olan dışkılar izledi. Astronot olmak isteyenlere duyurulur!

15- Okyanusta balık saymak

Çoğunluğu
emeklilerden oluşan balık sayıcılar, nisandan ekim ayına kadar 8 saatlik vardiyalar süresince Pasifik'in kuzeybatısındaki geniş barajlarda dar bir kanalın başında oturarak, gelip geçen balıkları bir düğmeye basarak sayarlar. Ancak farklı balıklar için farklı düğmelere basmak zorundadırlar. Balıklar niçin sayılır? Burada amaç, balık avlama sezonunun tarihlerinin belirlenmesi, balıkların göç dönemlerinin saptanması gibi bilimsel ölçümlerdir.

16- Kök hücre araştırmacıları

Her
yıl Avrupa'da ve ABD'de tüp bebek çalışmaları için hazırlanan yüz binlerce embriyo çöpe atılıyor. Bunların hepsi embriyonik kök hücre içerir. ‘‘Bilimsel açıdan ele alındığında, embriyonik kök hücreleri genom projesinden daha önemlidir'' diye konuşan Johns Hopkins'den çocuk onkoloğu Curt Civin, ‘‘Bunlar bize genlerin her birinin ne iş yaptığını söyler. Ayrıca bunlar kanserin, Parkinson hastalığının, şeker hastalığının tedavisinde kullanılır'' diye konuşuyor.

Ne var ki Başkan Bush'un ünlü yasağı, kök hücre çalışmalarının ABD'de sürdürülmesini neredeyse olanaksız hale getiriyor. Oysa İngiltere'de doktorlara kendi embriyonik kök hücrelerini yaratmalarına izin veriliyor. Dolayısıyla Amerikalı bilim adamları Bush'un yarattığı darboğazda sıkışmamak için İngiltere'ye doğru yollanıyorlar.

17- Gezegenlere mikrop bulaştırmama görevi

NASA
'da John Rummel'in görevi Güneş Sistemini her türlü biyolojik mikroptan korumak. Diğer gezegenleri incelemek üzere yola çıkan uzay araçlarının tümü, Güneş Sistemi’ne Dünya mikroplarını taşımaması sıkı bir temizlik muayenesinden geçirilir. Mühendisler süper-hassas cihazlarının 111 derecede (santigrat) kaynatılmasından pek hoşnut olmasalar da Rummel'in sert kurallarına uymak zorundalar.

10 yıl içinde Mars'tan alınan bir örnek yine Rummel'in gözetiminde karantinaya alınacak. Rummel, bu örneğin tehlikeli Mars mikroplarını taşıyıp taşımadığını kontrol edecek. Tehlikeli mars mikroplarının neye benzediği bilinmemekle birlikte, eğer Dünya'da bir salgın başlarsa, bundan Rummel sorumlu tutulacak.

18- 50 yıldır atom çekirdeklerini kaynaştırmaya çalışıyor

‘‘Gelecek
nesiller füzyona (atom çekirdeklerini kaynaştırarak enerji eldesi) muhtaç. Hiçbir enerji kaynağı bununla karşılaştırılamaz'' diye konuşan Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı'ndan Richard Post, ‘‘Ancak atomik çekirdekler daha fazla enerji üretmezse füzyonun güç kaynağı olarak hiçbir anlamı kalmaz'' diyor.

Post 50 yılını bu kritik noktaya ulaşmaya adadı. Bu noktaya ulaşmak için 20 yıla gereksinim duyulduğu sanılıyor. Post ve meslektaşları kendilerini ortaçağ kadedrallerinde çalışan taş ustalarına benzetiyor: ‘‘Bu ustalar gelecek nesiller için çok önemli bir eserin üzerinde çalıştıklarına inanıyorlardı. Ne var ki bu çabaların meyveleri bu kişiler bu dünyadan göçtükten sonra alınabildi.''

Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler