Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Bilim, mutluluğun anahtarını arıyor, o nerede?

İnsanların mutlu olmalarında nerede yaşadıkları da, en az nasıl yaşadıkları denli önemli bir etken. Mutluluk bütün toplumlarda çok farklı niteliklere bürünüyor ve farklı koşullarda ortaya çıkıyor. Fakat mutluluğun ortak paydaları nelerdir?

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Bolluk içinde yaşayanlar, pislik ve hastalığın kol gezdiği öylesine bir keşmekeş içinde yaşamanın ümitsiz bir durum olduğunu ve o insanların çektiği acılara akıl erdirilemeyeceğini düşünürler. Oysa, insanların mutluluğunu 1 ile 7 arasında değişen bir puanlama yöntemine göre değerlendiren bir araştırma, ortalamaları 4 puan olan Kalkütalıların hiç de sanıldığı denli mutsuz olmadıklarını ortaya koyuyor. Bu bulguların ardında mutluluğun, tıpkı artistik buz pateni yarışmalarında olduğu gibi, puanlama yoluyla değerlendirilebileceğini ve puanlamayı yapan kişilerle değerlendirilmesi yapılan kişilerin aynı ülkeden gelip aynı dili paylaşmak zorunda olmadıkları görüşü yatıyor.

Söz konusu araştırmanın yaratıcısı olan Portland Eyalet Üniversitesi ruhbilim uzmanlarından Robert Biswas-Diener tüm bunların gerçekliğine inanıyor. Biswas-Diener uzun bir süredir ruhbilimin önde gelen isimlerinden biri olan babası Ed Diener ile birlikte Öznel Mutluluk adı verilen durumu inceliyorlar.

Doğu Afrika’daki Masai savaşçılarından Kuzey Grönland’daki Inughuit avcılarına, dünyanın her bir köşesinden insanların ruh durumlarını ve geleceğe bakışlarını değerlendiren araştırmacılar elde ettikleri veriler ışığında insanların, nerede ve nasıl yaşıyor olurlarsa olsunlar, "mutlu olmaya programlandıkları" gibi kapsamlı bir sonuca ulaştılar.

Toplumsallaşmanın nedeni

Ed Diener bu özelliğin evrimin insanoğluna bağışladığı bir "nimet" olduğuna, bu sayede en zorlu koşullara bile ayak uydurup gelişebildiğimize inanıyor. Diener, ayrıca, insanın mutlu olmak ve "sosyal işlerliğini kolaylaştırmak" amacıyla "toplumsallaştığını" düşünüyor. Ancak, nedeni ne olursa olsun, bu armağandan herkesin eşit oranda yararlanmadığı da bir gerçek.

Söz gelimi, art arda yapılan araştırmalar dünyanın en mutlu insanlarının Güney Amerikalılar olduklarını ortaya koyuyor. 1990’ların ortalarında üniversite öğrencileri arasında yapılan ve yaşama bakışla uluslar arasındaki bağlantıyı inceleyen bir araştırma en neşeli ülkeler sıralamasında Porto Rico, Kolombiya ve Ispanya’nın başı çektiklerini gözler önüne seriyor.

Mutluluğu plazma-ekranlı televizyonlar, kapılarından buz küpleri dökülen buzdolapları v.b. şeylerle özdeşleştirenlere bu bulgular şaşırtıcı gelse de, Ed Diener öyle düşünmüyor. Ona göre, başka ülkelere kıyasla daha yoksul olan Porto Rico’lularla Kolombiyalıların bu neşesi "genelde yaşamın güzel olduğu inancının ağır bastığı kültürel değerlerden" kaynaklanıyor. Bir başka deyişle, Güney Amerikalılar yaşamın güllük gülistanlık yönlerini görebildikleri için mutlu olabiliyorlar.

Kültür ve mutluluk

Bu inanç Doğu Asya’da pek yaygın değil. Araştırma sonuçlarına göre Japonya, Çin ve Güney Kore listenin en alt sıralarında yer alıyorlar. Diener Doğu Asyalıların yaşamla ilgili hoşnutluklarını değerlendirirken başlarından geçen en kötü şeyleri temel aldıklarına dikkat çekiyor.

Kültürle mutluluk arasındaki bağlantıyı inceleyen Virginia Üniversitesi ruhbilimcilerinden Shigehiro Oishi böylesi bir eğilimin kültürel beklentilerin bir sonucu olduğunu belirterek, "Amerikan ve Batı Avrupa kültürlerinde mutluluğu fazlasıyla önemseme yönünde genel bir eğilim söz konusudur.

Bu ülkelerin insanları kendilerini mutlu olmak zorunda hissederler ve nasılsınız diye sorulduğunda, kötü bile olsalar, ‘Iyiyim,’ diye yanıtlarlar. Oysa Asya’da kişinin her şeyi tıkırında olsa bile, iyi olduğunu dile getirerek kendisini başkalarından üstün görmek, özellikle aile içinde, daha farklı hedeflere ters düşeceğinden böylesi bir tavırdan kaçınılır," diyor.

Mutluluk veritabanı

Gelişmekte olan ülkelerden Kolombiya’nın insanları salt var olduklarından ötürü mutlu oluyorlarsa, gelişmiş bir ülkenin halkı olan Japonlar ise mutluluk onlar için tasarlanan yaşamın bir parçası olmadığı için kendilerini pek de mutlu hissetmiyorlarsa, o zaman öznel mutluluğun ekonomik koşullardan çok kişinin tavrıyla ilintili olduğu söylenebilir. Bu da, doğal olarak, Fransızların durumunu gündeme getiriyor. Oishi Fransa’da "hiç bir şeye aldırmayan, şen şakrak" bir tavrın pek de hoş karşılanmadığına ve bu nedenle söz konusu ülkenin mutluluk sıralamasında Danimarka ve Isveç’in bile altında yer aldığına dikkat çekiyor.

Rotterdam Erasmus Üniversitesi araştırmacıları tarafından derlenen Dünya Mutluluk Veritabanı’na göre, gerçekte gezegenimizin en mutlu insanları Danimarkalılar, Isveçliler ve Maltalılar. Fransa’nın da aralarında yer aldığı, bu üçü dışındaki ülkelerin büyük bir çoğunluğu 10 puanlık sıralamada 6 puan dolaylarında gezinirlerken, Tanzanya 3,2 puanla dünyanın en mutsuz ülkesi olarak karşımıza çıkıyor.

İskandinavya yüksekte

Biswas-Diener kişinin davranış ve tutumunun önemi bir etmen sayıldığı görüşüne katılmakla birlikte, kendine özgü Avrupa’nın gelişmiş uluslarının topluca oldukça yüksek bir puan topladıklarına dikkat çekerek yolların bakımlı olması ve su kaynaklarının mikroplardan arındırılmasının bir ülkenin mutluluğunu gölgelemeyeceğine parmak basıyor.

Avrupa ülkelerinin mutluluk sıralamasında en üst konumlara oturmalarının ardında illaki bunların refah devleti olmaları yatmıyor. Örneğin, Danimarka ve Isveç Dünya Mutluluk Veritabanı’na göre hemen hemen eşit durumda olmalarına karşın, Danimarka’da gayrısafi milli hasılanın %30’u sosyal hizmetlere harcanırken İsveç’te bu oran yalnızca %10’a ulaşıyor.

Gelgelelim, demokrasi mutluluğun yolunu açan en etkili unsurlardan biri. Görünüşe bakılırsa, insanların oy seçenekleri arttıkça mutluluk oranı da yükseliyor. Isviçre’nin yüksek puan alması kısmen ülkenin kendine özgü doğrudan demokrasi siteminden kaynaklanıyor. Bu ülkenin insanları her yıl yapılan çok sayıda referandumla, devlet harcamalarından yabancılara vatandaşlık hakkı tanınmasına uzanan, çok çeşitli konularda verdikleri oylarla söz sahibi oluyorlar.

Zürih Üniversitesi siyasal ekonomi uzmanlarından Bruno Frey’e göre, bu ülkede sık sık oylamaya gidilmesi halkın yaşam sevincini körüklüyor. Insanlar oy vererek yönetimde söz sahibi olduklarını ve siyasal sürecin içinde yer aldıklarını hissediyorlar; bu da, onları mutlu etmeye yetiyor.

Özgürlük de önemli

Ancak siyasal özgürlük kimi zaman insanları sarhoş edebiliyor. Örneğin, Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra ülkede başgösteren mutsuzluğun serbest piyasanın yarattığı tedirginlikten kaynaklandığı belirtiliyor. ABD oldukça neşeli bir görünüm sergiliyor.

Ancak uluslararası düzeyde üniversite öğrencileri arasında yapılan bir araştırmada Slovenya ile birlikte sekizinci sırada yer alması 1 Numara’ymışçasına yaşayıp 1 Numara olduğunu haykırarak ortalıkta dolanmanın ille de bu duyguyu yürekten hissettiğiniz anlamına gelmediğini ortaya koyuyor.

Walter Kirn’ün Time 7 Şubat’ta yayımlanan makalesinde şöyle deniyor: Biswas-Diener bile ulusal mutluluk sıralamalarının sağlıklı bir gösterge olmadığına dikkat çekiyor. Bu veriler, söz gelimi, kimi altkültürlerin kendilerine özgü deneyimlerini ya da aynı ülke içindeki kentli ve kırsal halk arasındaki farklılıkları yansıtmıyor.

Yine de, yüksek puan alan ülkelerden birinde yaşayanlar bu verilere bakıp topluca mutlu olmalarının kaynağını enine boyuna incelemekten keyif alırken, düşük puan alanlar Isviçre’de daha uzun kalmayı düşünebilirler.

Bunları da Beğenebilirsiniz