Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Bilgi 'sayarsız' olur mu?

    Hürriyet Haber
    08.04.2004 - 20:37 | Son Güncelleme:

    Sevgili Serdar, üniversiteyi bitireli 40 yıl oldu. Binbir güçlük ve imkansızlıkla hem çalışıp hem okumak için paralandığım günleri hatırlıyorum da. Profesörü de, asistanı da üç kuruşa eğitim vermeye çalışırken öğrencilerin iyi eğitim alabilmeleri için çırpınıyorlardı. Bu kadar zaman sonra hem öğrencilerin, hem de akademisyenlerin durumunda bir yükselme, iyileşme olur değil mi? (Sezai Bayar)

    Hayır hiç bir değişikliği göremedin iki aydır.

    Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde ders verdiğim öğrenciler, 1960’ların Türkiye’sinden milim ilerde değiller. Tam aksine o yıllarda iş bulma şansı daha fazlaydı. Şu an mezun olacaklar ama yüzde bir ya da ikisinin ancak iş bulma, çalışma olanağı olacak.

    Pırıl pırıl gençler.

    Pırıl pırıl asistanlar.

    Asistanlar küçük bir odayı üç masa ile paylaşıyorlar. Keza doktora öğrencileri de. Onlar bir odada iki kişi. Maaşları ay sonuna çıkarmak için ucu ucuna yaşatacak kadar.

    Dersime katılan 45 kadar öğrenciye sınav ödevi verdim geçen hafta. Ödevin mahiyetini detaylı şekilde anlattım.

    Bir çok öğrenci «Hocam ödevimizi elle yazıp verebilir miyiz?» dediklerinde içim sızladı.

    İki-üç sayfalık ödevi yazacak bilgisayar ya da daktilodan yoksun oluşları uzun uzun düşünülmeli.

    Belki de hiç birinin bu olanağı yoktu da bir ikisini nabız yoklamak amacıyla sordurdular ve benin ne diyeceğime göre hareket etmek için.

    Tabii ki okunur şekilde yazılmak kaydıyla izin verdim.

    Bu Türkiye’nin Başkent’i Ankara’da yaşanan bir gerçek.

    Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Demirel, Türkiye’nin dört bir yanına dağılı 80 kusur üniversite ile övünür durur.

    Bence mahzuru yok övünebilir, bu sağlığını bozmaz.

    Ama Doğu’da, Güneydoğu’da durumun daha içler acısı olduğunu anlamak için münecccim olmaya gerek yok.

    Dünya bilgisayar ağı ile donatılmış küçücük bir köy haline geldi 2004’de.

    Biz 10. Yıl Marş’ındaki demiryollarında kalmışız.

    Neyi tartışacağımızı şaşırmışız açıkçası.

    Yazık oluyor gençlere.

    Geleceği emanet edeceğimize söz verdiğimiz pırıl pırıl insanlar.

    İleri gidemiyoruz.

    Geriye gitsek, Cibali Karakolu’ndaki köhne daktiloyu artık bulmamız da imkansız.

    Bilgi dünyada serbestçe dolaşıyor.

    Ama bilgiye ulaşmak için “sayar” yok.

    Buna “yerindesaymak” tan başka ne denebilir ki?

    Sevgiler,

    Sezai

     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı