Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bilgi edinme bayramı...

<B>BUGÜN bayram! </B>Bu satırların yazıldığı dakikalarda henüz başlamamış olan <B>‘‘maç’’</B>tan söz etmiyoruz. Bizce bu daha önemli bir bayram.

Bireysel olarak bu satırların yazarının bayramı...

Kurumsal olarak Basın Konseyi'nin bayramı... Ve ulusal olarak hepimizin bilgi edinme hakkı bayramı...

TBMM'nin 10 Ekim akşamı kabul ettiği ‘‘Bilgi Edinme Hakkı Yasası’’ ile Türkiye, çok önemli bir devrim yaptı. Demokratik rejimin can suyu olan ‘‘bilgi alma hakkını’’ yasallaştırarak rejimin damarlarına zerk etti.

Ama ilginçtir... Ne siyasi partilerimiz bu kadar önemli bir gelişme ile ilgili olarak dişe dokunur bir görüş açıkladılar, ne de basınımız -ki bu yasadan en fazla yararlanması beklenecek kesim gazetecilerdir- konuya en uyduruk parti kongresi kadar önem verdiler.

Hele tarifeli magazin yosmalarının özel yaşamlarına ilişkin içi boş haberlerin yüzde biri ölçüsünde bile ilgi görmedi.

Oysa bilgi edinme hakkını İsveç vatandaşları tam 237 senedir kullanmaktadır. O nedenle İsveç'te devlet saydamdır.

Bizde ise devlet vatandaşa kapalıdır. Dahası... Devletten bilgi isteyen vatandaşın alacağı yanıt eğer sadece ‘‘azarlanmaktan ibaret’’ olursa, o insan şükreder. Çünkü tekme tokat kovulmak da söz konusudur.

O nedenle bu yasa vatandaşımıza ilk defa, kamu kurumlarının işleyişini denetleme kapısını aralamaktadır.

Bugün bireysel bayramdır dedik, çünkü yasanın ‘‘Bilgi Edinme Hakkı’’ olarak düzenlediği hakkın, ‘‘Halkın Gerçekleri Öğrenme Hakkı’’ olarak Anayasamıza girmesi için 1988-89'dan itibaren bu sütunda çok yazdık. Sözümüzü kimseye duyuramadık.

Kurumsal bayramdır dedik. Çünkü Anayasamıza, ‘‘Herkesin gerçekleri öğrenme hakkı vardır. Devlet bu hakkı düzenleyen tedbirleri alır’’ şeklinde bir madde konulması için Basın Konseyi olarak 1990'dan itibaren çok uğraş verdik. Siyasi partilere sayısız defa başvurduk, öneri sunduk. Ama aldığımız yarım yamalak vaatlerle yıllarca bir yere varamadık.

Mesut Yılmaz, son başbakanlığı döneminde yani 1997-98'de konuya ilgi gösterdi. Hem Bilgi Edinme Özgürlüğü hem de İdarenin Karar Verme Usulü konulu iki taslak hazırlattı. Ancak kendi iktidar kavgaları yüzünden birbirlerinin önünü kesen bürokratlar projeyi öldürdüler.

Ve işte... Konuya sıcak şekilde bakacağını hiç düşünmediğimiz Adalet ve Kalkınma Partisi, yağdan kıl çeker gibi sessiz ve problemsiz bir şekilde tasarıyı hem hazırladı hem de yasalaştırdı.

Bu yasanın maddeleriyle ilgili görüşlerimizi ayrıca yazacağız.

Şimdilik, Bilgi Edinme Hakkı yasasının çıkmasını sağlayanlarla ilgili düşüncelerimizi söyleyelim:

Konuyla önce Başbakan Yardımcısı iken Ertuğrul Yalçınbayır ilgilendi. O kabineden ayrıldıktan sonra Adalet Bakanı Cemil Çiçek üstlendi.

Çiçek ardını bıraksaydı, konu yine raflarda kalırdı. Öyle yapmadı. Dürüstçe, ciddiyetle sahip çıktı ve rüyamızı gerçeğe dönüştürdü.

Başbakan Tayyip Erdoğan'a, Adalet ve Kalkınma Partisi'ne, 59'uncu hükümete, kısaca emeği geçen herkese binlerce teşekkür...
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI