Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bilgi çağı yönetimine hazır mıyız ?

Ferai TINÇ

Tabii ki değiliz. Üstelik böyle hafifliklere kafamızı yoracak kadar vaktimiz de yok. Çok ciddi işlerimiz var bizim, çok. Hükümet devririp, kurmak, yeniden kurup devirmek,

Liderleri birer kez başbakan, milletvekillerini de en az bir kez bakan yapmakla meşguluz biz, öyle bilgi çağı devletleri nasıl olmalıymış filan gibi fantazilerle uğraşacak zamanımız yok.

Vaktimiz olsaydı, biz de diğer 40 ülke gibi 14-15 Ocak tarihleri arasında Washington'da yapılan toplantıya temsilci gönderir, sanayi çağından bilgi çağına geçişte yapılması gereken reformları tartışır, deneyimleri paylaşırdık pek tabii.

Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın düzenlediği toplantı için Cumhurbaşkanlığı'na gönderilen davetiyeye cevap verecek kadar vaktimiz yoktu ama bugün pazar, belki sizin biraz vaktiniz vardır.

Öyleyse 21'inci yüzyıl ın eşiğinde konuşulanlara, Washington'daki toplantıda ‘‘Bilgi Çağı'nda nasıl bir devlet?’’ sorusuna gelen yanıtlara kulak verin.

* * *

BİLGİ çağı hükümetlerinin, dünyayı ulusal pencereden değerlendiren, içine kapalı sanayi toplumu hükümetlerinden farklı olarak, bilginin dünyadaki ulaşım hızına uygun bir yapı taşımaları gerektiği öngörülüyor.

Küçük, esnek, dinamik ve dünyanın en büyük şirketleri gibi müşteriye en iyi biçimde hizmet etmeye programlı.

İlginç bulduğum için neler konuşulduğunu öğrendiğim toplantıda 21'inci yüzyılda vatandaş kavramının yerini, devlete ödediği vergi karşılığında en kaliteli hizmeti bekleyen ‘‘müşteri’’ kavramının alması ilginçti.

Başkan Yardımcısı Al Gore'un açış ve kapanış konuşmasını yaptığı toplantıda, sanayi çağı devletlerinin ve hükümet anlayışının günün koşullarına ayak uyduramadığı ve hantal kaldığı gerçeğinden yola çıkıldı.

İktidara geldiklerinde reform baskısıyla karşılaştıklarını anlatan Al Gore'un çizdiği 1992 yılının Amerikası bize hiç de yabancı değil.

‘‘Halk, yüksek vergilerden şikayetçi idi, ödedikleri paranın karşılığını devletten alamadıklarını düşünüyorlardı. Suç oranında artış görülüyor, bütçe açığı patlıyor ve biz derin bir durgunluk dönemine giriyorduk. Halk arasında güven krizi yaşanıyordu. Halk sadece hükümete değil, ama toplum olarak sorunları çözebilecek kapasitede olduğumuza da güvenmiyordu.’’

Diğer katılımcılar da benzeri tablolar çizdiler.

* * *

TARTIŞMALAR sonucunda 21'inci yüzyılın hükümetlerinin profili şöyle belirdi:

.Hükümet, devlet harcamalarını kısarak ve bütçeyi dengeleyerek ekonomik rekabet ortamını sağlamakla görevlidir. Şeffaflık esas olmalıdır ( ki global yatırımcı güvensin ve son Asya krizinde görüldüğü gibi ufak bir sarsıntıda sıcak para kaçmasın.)

. Vergileri kısarak, ‘‘daha az ile daha çok’’u başarmayı öğrenmeli, bütçeyi dengelemeli ve halka daha kaliteli hizmet vermelidir.

. Halkın ihtiyaçlarını karşılamalı ve güvenini kazanmalıdır.

. Cemaati ve sivil toplumu güçlendirmelidir. (Hedefler koyan ve onlara ulaşılması için araçlar sunan hükümet.)

* * *

GANA'dan ABD'ye kadar 40 ülkenin katıldığı bu toplantı bir ilkti.

Şimdi önümüzdeki ay devamı var.

‘‘Yolsuzlukla mücadele- Adalet ve güvenlik görevlilerinin dürüstlüklerinin korunması.’’-

Katılır mıyız dersiniz? Bize lazım olur mu?



X