Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bilge Cumhuriyet

<B>‘‘</B>BUGÜN<B> Cumhuriyetimizin onuncu yılını idrak ediyoruz. <br><br>En büyük bayramdır. Kutlu olsun.

Az zamanda çok büyük işler yaptık. Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha iyi işler yapmak mecbutiyet ve azmindeyiz.

Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesi çıkartacağız. Milletimi geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız.

Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir’’.

* * *

CUMHURİYET torunuyum ve haniyse daha bebekliğimden itibaren, o boğuk ve uzak ses her 29 Ekim'de beş lambalı ‘‘Edison’’ radyo hoparlörlerinden yukarıdaki ‘‘Onuncu Yıl’’ nutkunu okumaya başladığında, tüylerim ürperir ve ağlayasım gelirdi.

Tıpkı şimdiki gibi.

Tıpkı, bugün Cumhuriyetimizin sekseninci yılını ‘‘idrak ederken’’ki gibi.

Şu farkla ki, ‘‘Büyük Kemal’’in hitabetini artık çocuk hissiyatıyla değil, yarım asrı devirmiş ve düşünmeyi öğrenmiş bir adam olarak dinliyor ve yorumluyorum.

Yıllar Cumhuriyet gibi beni de bilge kıldı. Daha doğrusu, kılmış olması gerekir.

Dolayısıyla da, ‘‘Onuncu Yıl’’ nutkunun en can alıcı iki noktasını, ‘‘fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz, çünkü daha çok ve daha iyi işler yapmak mecburiyet ve azmindeyiz’’ ve, ‘‘bunun için, bizce zaman ölçüsü asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir’’ cümlelerinde buluyorum.

Dört kelimeyi de vurguluyorum: ‘‘kifayet’’, ‘‘mecburiyet’’, ‘‘sürat’’, ‘‘hareket’’!

* * *

YUKARIDA, ‘‘ikimizi de bilge kıldı’’ dedikten hemen sonra, ‘‘daha doğrusu, kılmış olması gerekir’’ düzeltmesini yapmak ihtiyacını hissettim.

Çünkü, sekseninci kuruluş yıldönümünde dahi Cumhuriyetimizin tam anlamıyla ‘‘bilgeleşebildiği’’ konusunda ciddi tereddütlerim var.

Şöyle ki, ‘‘Büyük Kemal’’ gibi ‘‘Cumhuriyet’’i de tekele aldığına vehmeden ve ‘‘devlet mekanizması’’na hükmettiği ölçüde, ürettiği ideolojiyi de metazori empoze eden kesim, ‘‘Onuncu Yıl’’ nutkunun can alıcı noktasını hiç anlamadı. Anlamıyor.

Şu işe bakın, bugünün sekseninci yılında hala onuncu yılla ‘‘kifayet’’ ediyor.

Geçtim ‘‘asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünmeyi’’, tersine, statik olgu addettiği Cumhuriyetimizi duraganlaştırmak için ona kene gibi yapışıyor.

‘‘Yeter artık’’ demek cesaretini gösterenlerin ağzına da, sahip olduğu ayrıcalıklı konumdan yararlanak, zıkkım biber sürüyor. Gerekirse sille tokat girişiyor.

Daha çoğunu ve iyisini yapmak ‘‘mecburiyet’’ ve ‘‘azmi’’nden ise kaçıyor.

Çünkü, o ‘‘daha çok’’ ve ‘‘daha iyi’’ gerçekleştiği takdirde, Cumhuriyetin asla statik olmayan dinamiği bunları ‘‘geçmiş asırların gevşetici zihniyetine’’ savuracak.

Evet evet, ne mutlu ki bir Cumhuriyet torunu olan ben bugün en büyük bayramın sekseninci yılını idrak ettiğim kadar, bunları da idrak ediyorum. Görevim.

Aksi takdirde, ‘‘yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkartacağız’’ diyen ‘‘Büyük Kemal’’i ıskalamış olurum.

* * *

YURTTAŞLAR, bugün Cumhuriyetimizin sekseninci yılını idrak ediyoruz.

En büyük bayramdır, kutlu olsun!

Ve, Cumhuriyetimizin sekseninci yılında o Cumhuriyetimiz artık ‘‘bilgelik çağı’’na ulaştığına inansın ve ‘‘asrımızın sürat ve hareket mefhumuna’’ göre düşünsün!
X