Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Bildiğiniz ‘Kuğu Gölü’ balesi ama bildiğiniz gibi değil!

    ZEYNEP AKSOY zeynepaksoy911@gmail.com
    11.05.2017 - 17:20 | Son Güncelleme:

    Monte Carlo Balesi imzalı ‘Göl-Kuğu Gölü’ne İthafen’, Çaykovski’nin klasik eserinin başkalaşmış bir hali. Romantik değil seksi bir koreografi ve kusursuz dansçılarla karşılaşmaya hazırlanın...

    Sahnede üç taht: Bir kraliçe, bir prens ve bir kral... Herkes gergin çünkü az sonra avant-garde/Alman ekspresyonistimsi prolog filminde izleyeceğimiz üzere, prensin küçüklüğünde gidilmiş bir doğa gezisi/piknikte karşılaşıp âşık olduğu beyazlar içinde bir küçük kız, kızı kaçıran simsiyah bir cadı ve cadının Addams ailesinden fırlama kendi küçük korkunç kızı, bu cadının kralla bir ilişkisi ve küçük Addams ailesi kızının prensin üvey kardeşi olması ihtimali gibi, bu soylu aileyi sorunlu bir aile kılan karışık Freudyen durumlar söz konusu... Yeni bir Lars von Trier filminden bahsetmiyorum. Karşımızdaki klasik bale repertuvarının en meşhur, artık neredeyse arketipleşmiş, bildiğiniz Çaykovski’nin ‘Kuğu Gölü’ balesi ama bildiğiniz gibi değil..Bu, Monte Carlo Balesi’nin koreograf/yönetmen Jean-Christophe Maillot imzalı ‘Göl-Kuğu Gölü’ne İthafen’i ve ismi sizi şaşırtmasın, ana hikâyeden çok uzaklaştığı filan yok. Sadece derinleri kurcalamış ve bu arayış onu başkalaştırmış. 

    Ana hikâye deyince, kimilerine göre Rus halk öykülerine, kimilerine göre Çaykovski’nin çok trajik bulduğu bir Bavyera prensinin hayatına dayanan, romantik bir 19. yüzyıl sonu Rus usulü iyi/kötü çatışması meseli aslında... Hayalperest ve tasasız genç prensin bir eş bulma zamanı gelmiştir. Bir partide kendisine sunulan adayları beğenmez. Bir gölde bulur aşkını; kötü bir büyücü tarafından lanetlenmiş kuğular kraliçesi Odette. Odette sadece geceleri, annesinin gözyaşlarından oluşan göl kenarında insana dönüşür ve büyünün bozulmasının tek yolu, hiç âşık olmamış birinin onu sonsuza kadar sevmesidir. Prens buna dünden razı olsa da büyücünün kötülükle işi bitmemiştir. Prense Odette kılığında kendi kızı siyah kuğu Odile’i yollar, Prens yemi yer ve öykü trajediye doğru pupa yelken açar.

    İyiyle kötünün savaşının binlerce farklı işlenişinden biri, klasik bale repertuvarının babası Çaykovski’nin başyapıtı Kuğu Gölü’nü her bale kumpanyası, her koreograf öyküyü az çok değiştirerek, farklı şekilde yorumlayarak sahnelemeye çalışır fakat klasik yaklaşım 1895 Pepita/İvanov koreografisini esas almaktır. ‘Göl’de ise Maillot çok farklı şeyler yapmış. Öykünün/masalın temelindeki uğursuzluğu bir aldatma, ensest ihtimali, sorunlu aile ve annelerin çocukları üzerindeki gücü eksenine çeken çağdaş Fransız yazar Jean Rouaud’un dramaturjisinin üzerine klasik bale, çağdaş dans, folk dansları ve bedenin kinetiğini bambaşka bir koreografik dil yaratacak şekilde harmanlayan bir bedensel anlatım kurgulamış. Genel olarak şiirsel, romantik, lirik değil ürkütücü, öfkeli, sert, seksi, bir o kadar da dinamik, hızlı ve güçlü bir koreografiyle karşı karşıyayız. Özellikle Odette ve prensin naif, çocuksu düeti ve kuğulu koro danslarının karmaşık ama yine de jilet gibi keskin kurguları müthiş ilginç. Bu her telden çalıyormuş gibi görünen koreografi çok temel bir şey yapıyor, herhangi bir stile bağlanmayı reddedip salt bedeni ve onun yapabildiklerini odak noktasına oturtuyor. Ki bu da dramaturjinin her bir karakter için ince ince detaylandırılarak ördüğü, insan ruhu ve kişiliğinin ön plana çıkarılması misyonuyla örtüşüyor.

    TEK BİR TÜTÜ GÖREMEYECEKSİNİZ!

    Monte Carlo Balesi’nin ‘Göl’ünün önemsemedikleri: Dekor ve sahne tasarımı (sade ve süssüz), öykünün akışına bağlı kalmak ve hatta öykünün seyirci tarafından anlaşılması, büyücünün klasik öyküde erkek olması, siyah ve beyaz kuğuyu genelde aynı dansçının oynaması gibi kasting ‘detay’ları...

    Son derece önemseyip çok iyi başardıkları: Beden ve ruh olarak insan/karakter/dansçı, onun bireyselliği ve kolektifliği, öykünün altında yatan psikolojik gerilim ve bireylerin, kişiliklerin odağa alınmasıyla doğal olarak önem kazanan kostümler (Philipe Guillotel). Kostümlerle ilgili, tek bir tütü görmeyeceğinizi ve her bir detayın/göndermenin muhteşem olduğunu söylemek yeterli olacaktır, gerçekten görülmeden anlaşılmaz.

    Bu tuhaf, gergin, ismiyle bile Japon korku filmlerini çağrıştıran tekinsiz ‘Kuğu Gölü’ yorumunun başyıldızları ise olması gerektiği üzere, dansçılar. Kusursuz bedenleri ve teknikleriyle klasik balenin en temel pozisyonlarıyla Rus folkloru esintileri, modern dansla sokak dansı ilhamları arasında, deyim yerindeyse kuğu gibi süzülürken karakterlerini oyunculuklarla da ortaya koymaktan geri kalmıyorlar.

    ‘Göl’ün tek üzücü kısmı, müziğin canlı bir orkestra tarafından icra edilmemesi. Bir turne prodüksiyonu olduğu için, gayet pratik ve ekonomik sebeplerden böyle bir tercih yapıldığını tahmin etmek zor değil. Müziğin canlı olmaması biraz ‘keşke’lik bir durum gibi dursa da kompleks koreografisinden dansçıların mükemmelliğine, öykünün psikolojisini deşen dramaturjisinden sahneden bir an göz ayırtmayan dinamizmine, ‘Göl’le ilgili tek keşkeyi görenler görmeyenlere söyleyecektir.

     

    ‘Göl-Kuğu Gölü’ne İthafen’ 16-17 Mayıs’ta Zorlu PSM Ana Sahne’de.

    Etiketler: kitap sanat
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı