"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Bildiğiniz gibi değil!

İSTANBUL Valisi, yanına Emniyet Müdürü ve Büyükşehir Belediye Başkanı’nı da alarak yaptığı basın toplantısında Gezi Parkı protestocuları için şunu söylemişti:

“Biz o grupları tanıyoruz, hedeflerini de biliyoruz.”
Grupları tanıdıklarını ve hedeflerini de bildiklerini zannettikleri için polislerine emir verdiler, onlar da ellerindeki bütün gazı, fişeği halkın üzerine boşaltıverdi.
Benzeri bir konuşma muhtemelen El Muhaberat’ın başı ile Esad arasında da geçmişti.
Hüsnü Mübarek’e de böyle denmişti, Zeynel Abidin Bin Ali’ye de!
Halkın demokratik taleplerine kulaklarını tıkamak isteyen bütün diktatörlere zaten böyle söylenir, çünkü onlar bu tür sözleri duymaktan hoşlanırlar!
Onlara tutup “Halkın sesine kulak verelim” diyemezsiniz, derseniz yeriniz zindanlardan birinin karanlık bir köşesi olur çünkü.
“Biz o grupları tanıyoruz, hedeflerini biliyoruz” dediğiniz zaman bunun etkisi İstanbul’da biber gazı, polis copu olarak ortaya çıkıyor.
Hama’da ise böyle bir sözün sonucu halkın üzerine kurşun ve bomba yağdırmak oluyor. Halepçe’de kimyasal gaz bombaları da aynı gerekçenin sonucuydu.
Demokratik haklarını kullanmak isteyen insanlara böyle bakarsanız, bu benzerliklerin oluşması da kaçınılmaz.
Kullanılan silahların ve şiddetin derecesi değişmekle birlikte, varılan yer aynı oluyor: Diktatörümün kararına karşı çıkamazsın!

Asla yeri yaramazsın!

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Esad’ı halkına karşı iyi davranmaya ikna etmesi için Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu görevlendirmişti.
Davutoğlu, Esad mesaisinde başarılı olamadı ama Esad’a söylediklerini bizim Başbakanımıza da söylemesinde yarar olabilir.
Başbakan’ın cumartesi günkü konuşmaları, Taksim’den başlayarak yurt çapında yayılan direniş eyleminden hiçbir şey anlamadığını ortaya koyuyor.
“İlla Topçu Kışlası buraya olmaz diyorsanız, kusura bakmayın olacak” derken aynı noktada durmaya devam ediyor.
“Her önüne gelen, ağzı olan konuşuyor” diye toplumu eleştiriyor, demokrasinin özgür konuşma rejimi olduğunu unutuyor.
“Gösteriler samimi değil, ideolojik” diyor. Samimiyet testini ne zaman kimle yapmış? AKP yanlısıysan samimi, AKP zihniyetine karşıysan gayrısamimi mi oluyorsun?
Kendi konuşmaları ideolojik değil mi? Memlekette insanların yaşam biçimlerine karışmanın adımlarını atarken kendisi de “ideolojik” davranmıyor mu?
“Polisin gaz kullanımında yanlış var, eyvallah” derken bütün zamanların en büyük biber gazı tüketiminin kendi iktidarı döneminde olduğunu hatırlamıyor mu?
Başbakan aşağıdaki sözlerin Arapçasını eminim ki ezbere biliyordur, ama bir ihtimal o ezbere bildiği Arapça sözlerin ne anlama geldiğini bilmiyor olabilir.
İşte buyurun o Arapça sözlerin Türkçe meali:
“Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin”.

Halktan özür dilenecek mi?

İÇİŞLERİ Bakanı açıkladı, “aşırı şiddet kullanan polisler” hakkında soruşturma yapılacakmış.
Hiçbir şey çıkmayacağını şimdiden söyleyebilirim, karakolda insanları döverken kameralara yakalanan polislere bir şey oluyor mu ki, bir gösteriyi dağıtmak için aşırı güç kullanan polise bir şey olsun?
Ama yine de bu defalık umutlu olmayı deneyebiliriz.
Mesela o kırmızı elbiseli kadının gözüne nişan alarak biber gazı sıkan polisin kim olduğunu öğrenebilir miyiz?
Evinin balkonundan olayları izlemekte olan vatandaşlara copla saldıran polisin kim olduğunu?
Etkisiz hale getirdikleri göstericiyi aralarına alıp tekme, tokat, cop ile döven polisler?
Ankara’da, İzmir’de yere düşmüş göstericileri acımasızca tekmeleyenler de bulunacak mı?
Göstericilerin çadırlarını toplayıp yakan o sivil elbiseliler kimlerdi, polisin kontrol ettiği bir alana girip, bu marifeti işlemeleri için onlara kim izin verdi?
Göz yaşartıcı gaz fişeklerini yere doğru atmak yerine, göstericileri hedef alarak atan ve birçok insanın ağır yaralanmasına yol açan polisler de bulunacak mı?
Polisin aşırı şiddet merakının sorumluluğunu kim üstlenecek? Başlarındaki amirleri mi, yoksa başta İçişleri Bakanı olmak üzere İstanbul Valisi ve İstanbul Emniyet Müdürü mü?
Ve en nihayetinde halktan bu aşırı şiddet için özür dilenecek ve aynı olayların tekrarlanmayacağının sözü de verilecek mi?

X