Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bilanço...

BİRLEŞMİŞ Milletler Güvenlik Konseyi’nin aldığı "Ateşkes" kararını iki taraf da kabul etti. Böylece İsrail’in 12 Temmuz günü Lübnan’a karşı başlattığı saldırı, belli bir noktada dondurulmuş oldu. Tabii ateşkes kararını alan, şeklen BM Güvenlik Konseyi idi.

Doğrusunu konuşmamız gerekiyorsa o karar Lübnan’da işlerin hiç de başta hesap edildiği gibi gitmediğini gören Washington’undur.

Hesap belli ki İsrail’in hızla Lübnan’a girerek Hizbullah mevzilerini ve yuvalarını yerle bir edip aynı hızla geri çekilebileceği varsayımı üzerine kurulu idi.

Herhalde bu bir başlangıç olacak... ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın "Artık zamanı geldi" dediği "Ortadoğu’ya yeni bir şekil verme" projesi bunun ardından uygulamaya konacaktı.

Henüz ondan vazgeçildiğine ilişkin bir bilgi yok.

Ama bir gerçek var ki, İsrail saldırısıyla başlatılan plan tutmadı...

Çünkü Hizbullah isimli terör örgütü, böyle bir saldırıyı karşılamaya hazır olduğunu gösterdi.

Tıpkı Bush yönetiminin Irak’ta daha önce hiçbir şekilde hesap edilmemiş, şiddetli ve yaygın bir iç mukavemetle karşılaşması gibi.

Bildiğiniz gibi George Bush, Saddam Hüseyin’i 15 günde devirip dünyaya ABD askerlerini çiçeklerle karşılayan bir Irak hediye edecekti. Tabii bu arada Ortadoğu petrolü de tam olarak ABD’nin kontrolü altına girecekti ama...

ABD tüm bunları oraya demokrasi getirmek için yapıyordu, başka bir şey için değil!

Şimdi şöyle dönüp bir bilanço çıkartmaya çalışalım...

Irak’ta kaç sivil öldü, kaç ABD askeri öldürüldü... Savaş ABD’ye kaça patladı türü bir bilançodan söz etmiyoruz.

Tıpkı Lübnan’da ölen sivillerin, Hizbullah mensuplarının veya İsrail askerlerinin sayısından söz etmeyişimiz gibi...

Keza İsrail’in tahrip ettiği yolların, yıktığı binaların ve sebep olduğu maddi zararın miktarını da dediğimiz bilanço içinde aramayın.

Biz, Bay Bush’un Irak’a yaptığı saldırı ile Lübnan’a yaptırdığı saldırının karşımıza çıkardığı gerçeklerin bilançosundan söz ediyoruz...

Irak’ta şimdi ABD’nin en istemediği şey olmadı mı?

O yörede ABD’nin düşman saydığı İran vardı, şimdi Irak’taki Şii çoğunluk sayesinde ikinci bir İran doğuracak alt yapı hazırlanmalı mı?

Irak’ın toprak bütünlüğünü korumaya kararlı olduğunu her fırsatta tekrarlayan ABD, Irak’ı üçe bölecek her şeyi yapmadı mı?

Hizbullah isimli terör örgütünü yok etmeye kalktı... İsrail’i tahrik etti... Lübnan’a yapılan saldırıyı tüm gücüyle destekledi...

Ve sonunda Hizbullah’ın, Ortadoğu’nun en modern silahlarla donatılmış İsrail ordusuna karşı başarılı bir savaş verecek kadar güçlü olduğu gerçeğini karşımıza çıkarmadı mı?

ABD’nin bu politikaları devam ettiği sürece başımıza daha neler gelir, bilemiyoruz ama... Neyse ki ABD Başkanlık seçimlerine topu topu 2 sene kaldı diye avunuyoruz.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI