Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Bidon kafalı’nın dönüşü muhteşem oldu

DEMEK ki neymiş, vatadaşı küçümseme konusunda kimse yalnız değilmiş.

Hepimiz, yeri geldiğinde vatandaşın nankörlüğünden, bilgisizliğinden, bilinçsizliğinden, kandırılmışlığından bahisle ona ‘Bidon kafa’ diyebilirmişiz.
Üç gündür bu kez AK Partililer, cumartesi akşamı Galatasaray’ın adını bir türlü Ali Sami Yen koyamadığı yeni stadının açılışına gelen 40 bin kişiye bir nevi ‘bidon kafa’ deyip duruyorlar.
Halbuki zamanında başkası AK Parti seçmenleri için ‘bidon kafa’ dediğinde, ‘Bulgura kömüre aldanıp oy verenler’ dediğinde bu partinin sözcüleri etmedik laf bırakmamıştı.
Üç gündür, Başbakanın stat açılışında protesto edilmesini değerlendiren, bu hadiseye şöyle veya böyle bir anlam yüklemeye veya durumu yorumlamaya çalışanları ibretle izliyorum.
Başbakanın protesto edilmesine sevinmiş değilim. Hatta başbakana haksızlık edildiğini de düşünüyorum.
Ancak bu düşüncem AK Partililerin ve bu parti çevresindeki gazete yazarlarının yazılarını okudukça yavaş yavaş değişiyor.
Hele hele, Galatasaray’a dönüp ‘Daha stadı kullanmanızla ilgili sözleşmeler imzalanmadı’ demenin, ‘Bulun çıkarın şu protestocuları da ondan sonra sözleşmelere bakarız’ demenin arkasında yatan ayıplı düşünme biçimi sinirlerimi tepeme çıkarıyor.
Daha fenası, stadın çevre yollarının yapılmamasını, Galatasaraylıların bu yolla cezalandırılmasını önerenler oldu.
Ama herhalde en vahimi, stat açılışında yapılan protestolardan ötürü tam olarak neyi ve kimi protesto edip ıslıkladığı da anlaşılmayan vatandaşın bir nevi ‘bidon kafalı’ olarak niteleniyor olması.
Vatandaşı azarlamak ve aşağılamak, onu beğenmemek, bir kısım vatandaşı daha fazla veya daha muteber vatandaş görüp diğer kısmı hakir görmek demek sonunda herkese nasip oluyormuş.
Yakında ‘Galatasaray’ın stat açılışına gidip başbakanı ıslıklayanla Sinan Erdem Spor Salonu’na gelip alkışlayanın oyu nasıl bir olur’ bile denecek herhalde.
Nitekim Başbakan, ’12 Haziran’da görüşürüz’ bile dedi, genel seçimi kastederek.

Altı başlıkta ‘stadyum muhalefeti’

İZNİNİZLE bugün eski dergicilik günlerime özenip durumu başlıklara ayırıp öyle konuşmaya çalışayım. Çünkü üç gündür çevirilen geyikleri öyle kolayca özetlemek mümkün değil.
Teker teker bakalım...
‘NANKÖR KEDİ’ DİYENLER:
Stadı Başbakan ve hükümet yaptırmış, siz kim oluyorsunuz da o stadın açılışında Başbakanı eleştiriyorsunuz?’ diyenler, stadın başbakanın paşa gönlü için mi yapıldığını düşünüyor?
‘600 MİLYON  HARCADIK’ DİYENLER:
Parayı cebinizden mi harcadınız? Eğer bu harcama ‘yersiz’ ve ‘hediye’ nevinden bir harcamaydıysa neden yaptınız?
‘BİR DAHA MAÇ  İZLEYEMEZ’ DİYENLER:
Rakip taraftar bıçaklayanları, kendi tribününde silah çekenleri, hakemin fulbolcunun kafasına cep telefonları atanları bile statlara sokmamayı sağlayacak bir hukuki düzenleme yokken, ıslık çaldı diye insanlar yasaklanabilir mi?
‘SPORA SİYASET KARIŞTIRMAYIN’ DİYENLER:
Stadyum açılışını, spor salonu açılışını siyasi gösteri konusu yapmak serbest ama oralara gelenlerin protesto ıslığı çalması ayıplanacak davranış, öyle mi? Ya salondaki alkışlar, onlar serbest mi?
‘PROTESTONU GİT MİTİNGDE YAP’ DİYENLER:
Ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor herhalde... Düşünebiliyor musunuz, AK Parti mitinginde bir grup Başbakanı protesto ediyor, veya CHP mitinginde bir grup Kemal Kılıçdaroğlu’nu ıslıklıyor... Aman aman aman...
PROTESTODAN ‘AK PARTİ GİDER’ SONUCU ÇIKARANLAR:
Hiç öyle düşünmüyorum. Başbakan ve partisi Seyrantepe’de protesto edilse bile biraz aşağıda Ayazağa’da, biraz ötede Gültepe ve Çeliktepe’de, yolun karşısı Reşitpaşa’da oyların çoğunluğunu almanın en büyük adayı. Oy verenler içinde ıslıkçılar olursa, ona da şaşırmam.

Bir ‘endişeli muhafazakârlar’ eksikti

SANAYİ Bakanı Nihat Ergün son günlerde ilginç demeçleri ve demeçlerdeki ilginç söz oyunlarıyla öne çıkıyor.
Bakan Ergün son olarak, ‘Bir de endişeli muhafazakarlar var’ demiş.
Ona göre ‘Endişeli modern’ler, gelecekte kötü şeylerin olmasından, ‘muhayyel endişeler’den
muzdarip, buna karşılık ‘Endişeli muhafazakarlar’ geçmişte yaşadıkları şeylerden ötürü endişeli.
Yani, muhafazakar kesimin korkuları gerçek hayat tecrübelerine, modern kesimin korkuları ise hayallere dayanıyor.
Ben de merak ettim, muhafazakar kesimin geçmişte yaşadığı gerçek hayat tecrübeleri nelerdir, o tecrübeleri sadece muhafazakar kesimler mi yaşamıştır?
Bakan bey bu sözlerini somut örneklerle biraz daha açarsa memnun olacağım doğrusu; çünkü o zaman üstünde konuşabiliriz.

X