"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Bıçak ve kemik sesi

Uzun zaman oldu bir kurbanı kesilirken izlemeyeli...

Ya öyle bir yerde bulunmuyorum ya da bulunmak zorundaysam sırtımı dönüyorum.

Sevmiyorum o hırıltılı sesi duymayı, o koyu kırmızı rengin fışkırmasını, hayvanın ayağının son kez kasılmasını...

Kimbilir belki de çok izlediğim içindir.

Kanlar içindeki kurban başında çekilmiş her çocuk fotoğrafında kendimi görüyorum.

İlk tanık olduğum kurban sahnesi, yaşlı köylü bir kadının kanatlarının üzerine ayağıyla bastığı tavuğun kafasını tek bir bıçak hareketiyle koparmasıydı.

Kadın olmasına rağmen bu kadar becerikli olmasına çok şaşırmıştım.

Kafası kopan tavuğun kanatlarını çırparak hálá kaçmaya çabalamasına ise inanamamıştım.

Kurban başındaki çocukların bakışlarını bu nedenle çok iyi anlıyorum.

Bir yanıyla korku dolu...

Bir yanıyla merak...

İnsan çocukken daha acımasız oluyor.

Merhamet ve acıma duyguları henüz gelişmediğinden özellikle de hayvanlara karşı daha katı bir tutum sergiliyorlar.

Henüz üç yaşındaki yeğenim Utku, köpeğimiz Köpük'e yapmadığını bırakmıyor mesela...

Köpük'ün kuyruğunu çekiyor, itiyor, tekmeliyor.

12 yaşındaki Köpük'te "Bu yaşta bu da mı gelecekti başımıza" der gibi... Çoluk çocuğun maskarası olmaya sadece arada bir hırlayarak itiraz ediyor.

Utku'nun merakı, merhamet duygusunun önüne geçiyor.

Büyükler kurban kesilirken bizi ne kadar uzaklaştırmaya çalışırşa çalışsın o merak duygusuyla o kanlı sahneyi bir şekilde izlemenin yolunu bulurduk.

Kurban başında fotoğraflarını gördüğüm çocukları o yüzden çok iyi anlıyorum.

Ama biliyorum ki ömür boyu unutamayacakları kareler akıllarında kalacak.

Kör bıçakla bir türlü kesilemeyen koyunlar...

Önüne konulan son suyu ve yemeği sanki küsmüş gibi yemeyen kurbanlıklar.

Hala canlı mı acaba diye kontrol için, bıçağın tersinin hayvanın ayağına vurulmasıyla çıkan kemik sesi...

Kurban bayramında o küçük gözler, çok büyük fotoğraflar hapsediyorlar zihinlerine.

Benim kendime fazlasıyla yetecek kadar fotoğrafım var.

Bu yüzden uzun zaman oldu bir kurbanı kesilirken izlemeyeli...

Bu yüzden çocuklar da izlememeli.

Bayramda İstanbul

Her ne kadar çalışarak geçirsem de, bayramda İstanbul'da kalmak için sabah-akşam trafiğini yaşamamak bile yeterli sebep...

Meğer ne yakınmış evimle işyerim de haberim yokmuş.

Meğer ne kadar görkemliymiş yağmur altında Boğaz, sokaklar ve caddeler...

Bayramın ilk gecesi bu güzelliği yaşadım.

Trafik yok, gürültü yok, mekanlar bomboş...

İstanbul hiç görmediğim kadar güzel.

Bayramlarda İstanbul'da kalma geleneğimi bundan sonra da sürdürmeye karar verdim.

Aynı bayramı kutlamadık mı?

Bayramın birinci gün akşamı televizyonda haberlere bakıyorum.

Ortalık yine kan gölü!

Sokaklarda boğaların peşine takılanlar, vinçlere asılan kurbanlıklar, kendilerini kesen acemi kasaplar...

O gece ağırlıkla seyretiğim Kanal D ve Show Haber'de bu tür görüntüler ağırlıktaydı.

Çünkü Türkiye gün boyu bu görüntüleri yaşadı.

Döndüm STV'ye...

Balonlarla süslenen kesim merkezleri, güzel kurbanlık görüntüleri, özel giyimli kesim görevlileri...

Sanırsınız ki Türkiye'de kurban kesimi konusunda devrim oldu. Kurban kesimiyle ilgili tek bir 'olumsuz görüntü' yok!

Dünkü gazetelerde de aynı manzara vardı.

Hürriyet, Sabah, Milliyet, Akşam, Vatan kurban bayramının 'değişmeyen görüntülerini' sayfalarına taşıdılar.

Kurbanlıklara yapılan eziyet, çocuk parklarına atılan kurban kelleleri, kaçıp-kovalamaca fotoğrafları gazetelerde yer aldı.

Tek olumsuz kare olmayan gazete hangisiydi? Bildiniz Zaman!

Analaşılan Zaman da STV ile aynı bayramı kutlamış.

Uzaktan çekilmiş, ayrıntı gözükmeyen tek bir kesim karesi vardı Zaman'da.

Maskeli kesim görevlileri, geçer not alan Kurban Plaza ise 'güzellikler' olarak sunulmuştu.

Peki gerçek olan hangisi?

Kanal D'nin gösterdiği görüntüler mi yoksa STV'nin sunduğu dört dörtlük kurban bayramı mı?

Hürriyet ve Sabah'ın yayınladığı vahşet fotoğrafları mı, yoksa Zaman'ın maskeli görevlileri mi?

Doğru olan ikincisiyse bizim sokaklarda gördüklerimiz nerede yaşandı?

Yoksa aynı bayramı kutlamadık mı?
X