Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Beşiktaş'a neler oluyor

Beşiktaş büyük yatırımlar, yüksek hedefler ve sadece başarı kazanmak için çıktığı bir sezon yolculuğunun başında "yine" ilk adımlarını atmaya çalışırken düştü.

ÖVÜNÇ ÖZDEM - İSTANBUL / DHA
SON GÜNCELLEME

2000'li yılların başından bu yana eski, geleneksel, bir başka değişle Süleyman Seba dönemi sonrası değişim süreci sancılarını yaşayarak yoluna devam etmeye çalışan Siyah Beyazlı kulüp, belli bir organizasyon ve stratejisi olmadığı için 2011-2012 sezonunun başında da hayal kırıklığı yaratan bir manzara ile karşı karşıya kaldı.

Sezona şike soruşturması gölgesinde girilmesi, teknik direktör Havutçu, futbol komitesi başkanı Adalı ve protokol müdürü Ateş'in cezaevinde tutuklu yargılanmaları zor olması beklenen yeni sezonu daha da zorlaştırdı.

Bir şekilde hayat ve futbol devam etmek zorundaydı. Siyah Beyazlı kulüp de sıkıntılarını unutmadan yoluna devam etmeye çalıştı. Sezon öncesi Havutçu'nun yardımcısı olacağı belirtilen Carlos Carvalhal, antrenör sıfatı ile takımın başına geçti. Geçen sezon başında ve devre arasında yapılan transferlerin yanına yenileri geldi. Son bir buçuk yılda Roberto Hilbert ile başlayan ve Edu ile sona eren toplam 20 transfer bugün itibari ile Beşiktaş'ın başarı kazanması için yeterli katkıyı sağlayamadılar.

PORTEKİZLİLER!

Beşiktaş yönetimi 2010-2011 sezonu öncesi taraftarlarının çok istediği Ricardo Quaresma'yı İnter'den uzun pazarlık süreci sonrası kadrosuna kattı.

Quaresma İstanbul'a geldiğinde aynı topraklarda doğan ve modern futbolun zenginlerinden menajer Jorge Mendes'de avuçlarını ovuşturarak ülkeye giriş yaptı. Her şey kuralına uygun ve tam anlamıyla alan memnun satan memnun tadında anlaşmalarla Simao, Fernandes, Almeida, Sidnei, Bebe ve Alves Quaresma'nın açtığı kapıdan Nevzat Demir Tesisleri'ne girdiler. Bu oyuncular sonrası Carvalhal'da takımın başında yeni sezona başlandı. Çok kullanılan tabiriyle "Q7 ve Çetesi" kazanılacak başarıların omurgasını oluşturacaktı. Ancak beklenen olmadı. Ligde 6 hafta sonunda istikrarsız, Avrupa'da kötü bir grafik ortaya koyan Beşiktaş'ta Portekizlilerin varlığı rahatsızlık vermeye başlamıştı. Bu futbolculardan sahada olanları yeterli sorumluluğu üstlenmiyorlar ve kendilerine verilen görevleri yerine getirmekte zorlanıyorlardı. Son olarak dün akşam oynanan Dinamo Kiev maçında da kaptan Quaresma sorumluluk almak bir yana sadece orta sahanın sağında yer alan bir

futbolcunun yapması gereken standart performansı bile sergileyemedi. Artık Portekizliler takımın güçlü halkası olmaktan çok uzak ve sorun oluşturan bir olgu gibi görülmeye başladılar. Ligde 6. haftada oynanan Kayserispor maçından sonra taraftarlar bir süredir içlerine attıkları tepkilerini dışa vurdular. Quaresma İnönü Stadı'nda protesto ediliyorsa, konu üzerinde konuşmak artık yersiz bir hal almaya başlayacaktı. Günü kurtarmak için yapılan yüksek maliyetli transferler büyük zararlar veriyordu. Kendi aralarında yaşayan, takımdan neredeyse her anlamda kopuk Portekizkliler paralarını aldıkları sürece mutluydular. Takım olmak çok önemli değildi, çünkü kendilerini zaten bu takımın parçası olarak görmüyorlardı.

BORÇLAR VE KALMAYAN MUHALEFET

Beşiktaş değişim süreci yaşarken, bunu her anlamda yapmaya çalıştı. Artık Beşiktaş Jimlastik Kulübü, Beşiktaş Anonim Şirketi olarak adlandırılıyor.

Şirketleşen, borsaya açılan Siyah Beyazlı kulüp çok yüksek miktarda borçların altına giriyordu. 31 Mayıs 2004 tarihinde kulübün başkanlık koltuğuna oturan Yıldırım Demirören, o günden bu yana tam 84 oyuncu transfer etti. Bugün gelinen durum ise 105 milyon TL'si Demirören ailesine olmak üzere 400 milyon TL üzerinde bir borç yükü. Beşiktaş artık altyapısında çıkardığı yeteneklerle başarıya koşan bir takım değil, yüksek maliyetli ışığı sönmüş yıldızları kadrosuna katan bir takım olmuştu. Oluşan bu borç Demirören'in kurduğu yönetimlere muhalefet etmeyi de güçleştiriyordu. 'Başkan olmak istiyorum' diyen bir Beşiktaşlı sadece yönetici kabiliyetlerine değil, cebine de güvenmek zorunda. Sık sık dile getirilmeye başlanan Beşiktaş'ın borcu bir yandan camiayı karamsarlığa sürüklerken, diğer yandan da yeni başkan adaylarının hevesini kırıyordu. Artık Beşiktaş'ta muhalefet yok. Maçlara gelmeyen, kulüple çok ilgilenmeyen ama hala Beşiktaş için üzülen küskünler var.

KIEV'DE NE OLDU?

Beşiktaş'ın dün yaşadığı Dinamo Kiev mağlubiyeti ne ilkti, ne de son olacak. Maçlar kazanarak ve kaybederek oynanmaya devam edecek. Ancak Beşiktaş'ın plansız, programsız ve günü birlik sistemi artık sahada da çok açık görülüyor. Dün akşam Beşiktaş, belli bir disiplinde futbol oynayamamasının dışında mücadele etmek için bile gücü olmayan bir takım görüntüsü verdi. Oyuncuların istenileni veremediği, takım yardımlaşmasının olmadığı ve takım olamayan bir grup formalı oyuncu vardı sahada. Kadrosunda sağlam dört forvet oyucusu olan ama buna rağmen son iki resmi maçta gol atamayan Siyah Beyazlılar hiçbir büyük takıma yakışmayacak şekilde 3 maç üst üste kaybetti. Antrenör Carvalhal'a göre berabere bitmesi gereken maç, Dinamo Kiev lehine 5-0 bitmediği için Siyah Beyazlılar kendilerini şanslı görebilirler. Umutsuzluk her zaman son tercih olmalı fakat Beşiktaşlı son tercihi seçiyor artık. Umutla geleceğe bakmak için tek bir neden yok Beşiktaş'ta.

KAPTAN!

Hakkı Yeten, Vedii Tosuncuk, Recep Adanır, Süleyman Seba, Sabri Dino, Nazmi Bilge, Zekaria Alp, Vedat Okyar, Sanlı Sarıalioğlu, Mehmet Ekşi, Samet Aybaba, Rıza Çalımbay, Mehmet Özdilek, Tayfur Havutçu ve İbrahim Üzülmez. Bu isimler 110. yılına merdiven dayayan Beşiktaş'ın "KAPTAN" sıfatını taşıyan isimleri olarak tarihe geçtiler. İsimleri ikinci planda kaldı onların çünkü onlar artık Hakkı, Süleyman, Vedii, Mehmet, Tayfur veya İbrahim değillerdi. Onlar kaptandı.

Bu isimlerin hiç biri kollarına taktıkları bantla kaptan olmamışlardı. Onlar zaten kaptandı ama kurallar gereği bir bantla dosta düşmana tanıtımları gerekiyordu kendilerini. Üzülmez'in, Sarıalioğlu'nun, Adanır'ın Seba'nın, Yeten'in kolundaki o bant 2011 yılının Beşiktaş'ı için ulaşılması gereken

hedef oldu. 3 sezon önce Delgado'nun, Nobre'nin koluna takılan o bant, gün geldi Guti ile Quaresma'nın arasını bozdu. İbrahim Toraman ile başlayan kaptanlık için kavga etme adeti, Guti ve Quaresma arasında devam ediyor. Toraman 3 yıl önce kaptanına itiraz etip, yumruk attığı zaman Avusturya'nın dağ köyündeki beş yıldızlı otelde, tahmin edemezdi herhalde 3 yıl sonra Guti ve Quaresma'nın kolundaki bant için birbirleri ile darılacakları. Bant zaten yere düştü bir kere. Artık kaptanlık bandını takan Beşiktaş'ın kaptanı değil, bandını taşıyan oyuncu oluyor.


Bunları da Beğenebilirsiniz