Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Beşiktaş Fener oldu

Seba’dan sonra gelen her başkan, hem teknik adam hem de kadro olarak sürekli değişime gitti. Yapılan yıkıldı. Her sezon 9-10 futbolcu transfer edilip, başarı arandı. Ve bugünlere gelindi.. Eskiden bu yolda ilerleyen Fenerbahçe’ydi.

SEBA dönemini hatırlar mısınız Beşiktaş’ta?.. Stankoviç’le kazanılan şampiyonluk, 6.5 yıl Gordon Milne’le elde edilen başarılar, ardından Daum’la bir şampiyonluk ve Türkiye Kupası daha.. Seba’nın ardından Beşiktaş’ta genç başkanlar dönemi başladı. Birbiriyle çok iyi arkadaş olan Serdar Bilgili, Yıldırım Demirören ve Fikret Orman başkanlık yarışına girişti. Önce Bilgili ardından Demirören başkan oldu. Ve her gelen hem teknik adam hem de kadro olarak sürekli değişime gitti.

Yapılan yıkıldı.. Her sezon 9-10 futbolcu transfer edilip başarı arandı. Ve bugünlere gelindi..

Eskiden bu yolda ilerleyen Fenerbahçe’ydi. Her kongrede başkan değişir, her başkan yeni teknik direktör getirir, her teknik adam yeni bir takım kurar ve 5 yılda bir gelen şampiyonluklarla dünyalar Fenerbahçe’nin olurdu.. Oysa ne istikrar vardı ortada ne de Avrupa başarısı..

Vizyonu çok daha geniş olan Galatasaray, Derwall-Denizli ikilisiyle, Feldkamp’la, Souness’la, Terim’le, Lucescu’yla hep uzun vadeli çalıştı. İstikrarı önde tuttu. Teknik işleri teknik direktöre bıraktı. Sonunda son 15 yıla damgasını vuran bir takım çıktı ortaya..

Fenerbahçe, Galatasaray’dan ders aldı. Daha doğrusu başkanının ifadesiyle, ‘Bütün teknik direktörler birbirinin aynısıydı. Önemli olan onlara güvenmek ve istikrarlı bir dönem yakalamaktı. Takımı her sezon baştan aşağı değiştirmemekti..’

En fazla 1-2 oyuncu

Milan, Juventus, Real, Barca, Chelsea, Manchester, Liverpool, Arsenal.. Avrupa’nın bu en önde gelen kulüpleri ilk onbirlerine en fazla 1-2 oyuncu ekliyorlar her sezon. Baştan aşağı yenilemeyi zamanı gelince yapıyorlar. Sınırsız bütçelerine karşın kalkıp da 10 futbolcu birden almıyorlar.. Alsalar da kiralayıp kendi takımlarında oynayacak düzeye gelmesini bekliyorlar..

En çok puan alan takımdı

İşte Beşiktaş’ın ve Rıza Çalımbay’ın asıl hatası burada.. Geçen sezon Rıza geldikten sonra ligin en çok puan toplayan takımı değil miydi Beşiktaş?

Şampiyonu, üstelik kendi evinde, üstelik 10 kişiyle, üstelik kalecisiz yenmemişler miydi?

Öyleyse neden takım bu kadar değişti? Madem bu kadar oyuncu alınacaktı, neden tam 9 ofansif adam takımda tutuldu?

Başta Sergen olmak üzere, Tümer, Ailton, Ahmet Dursun, Youla, Veysel, İbrahim Akın, Ahmed Hassan ve Pancu gibi gol atınca ve ilk onbir oynayınca mutlu olan, gündemden düşünce kendini bırakan oyuncular bir arada tutuldu?

Bu kadar çok ofansif oyuncu bulunduran takıma neden uzun bir santrfor alınmadı?

Beşiktaş transferdeki yanlışlarının kurbanı.. Beşiktaş, Beşiktaş gibi davranmadığı için, her sezon ‘baştan aşağıya değişme’ hastalağına yakalandığı için bu halde..

Beşiktaş 15 yıl öncesinin Fenerbahçe’si, Fenerbahçe 15 yıl öncesinin Beşiktaş’ı gibi davranıyor..

Beşiktaş popüler oldukça, taraftarı çoğaldıkça gerilimin, stresin kurbanı oluyor ve medyanın gündemine oturuyor..

İki yıldır medyadan kirli çamaşırlarını kaçırmayı başaran, kol kırılır yen içinde kırılır’ı gayet güzel oynayan, teknik direktörünün arkasında duran ve bütçesine, şampiyonluğuna karşın ilk onbirine sadece bir oyuncu transfer eden Fenerbahçe, eski hastalıklarından kurtuluyor..

Beşiktaş dikkat etmeli.. Lucescu, Del Bosque, Rıza Çalımbay.. Her sezon yeni bir isim, yeni bir takım?

Nereye kadar Beşiktaş?

Kahraman Gerets

O kadar sıcakkanlı bir toplumuz ki olayları soğukkanlı değerlendiremedeğimiz için çoğu zaman günlük kahramanlar yaratıyor, çoğu zaman büyük vefasızlıklar gösteriyoruz. Cihan-Tomas-Song-Orhan dörtlüsünü kuran Hagi’ydi. Hagi geçen sezon şampiyonluğu belki de son saniye golleriyle kaçırdı. Kupada ise tarihe geçen bir skor aldı. Ama şimdi adı bile anılmıyor. Ümit attıkça herkes, ‘Hagi bu adamı oynatmıyordu’ diyor..

Peki Gerets oynatıyor muydu? Sezona başlarken Ümit yedek değil miydi? 5 gol attıktan sonra bile Sivas maçında Ümit’i kesmedi mi?

Bazı şeyleri değerlendirirken daha soğukkanlı davranmamız şart.. Bekleyelim görelim.. Gerets’in gidişatı pozitif ama yaptığı her şey kendi eseri değil.. Çökmüş bir takım devralmadı Gerets, Aslanlar gibi mücadele eden lig ikincisi, kupa şampiyonu, şampiyona 5 gol atan bir takım devraldı..

Hiç kimse bu gerçeği gözardı etmeden değerlendirmemeli Gerets’i.

Notu neden 7.2

DERBİNİN
hakemi Fırat Aydınus haftanın en düşük notunu aldı. Kararları çok tartışıldı. Anelka’nın attığı gol öncesi Koray’a faul yapıp yapmadığı tartışıldı. Vermediği penaltılar, göremediği fauller ve ofsaytlar tartışıldı. Maçın kaderini etkileyen üç pozisyon vardı. Birincisi Anelka’nın golü.. Kim ne derse desin, Anelka Koray’ın arkasında.. Rakibine elle veya ayakla temas etme hakkı kesinlikle yok. Çünkü o hızla koşan futbolcu en ufak bir müdahaleyle düşer.. O yüzden karar faul olmalıydı..

İkincisi Alex’in şutunda Koray’ın topa elle müdahale etmesi.. Tamam, yakın mesafe olsa, oyuncu topu son anda görse, top yerden sekip gelse bunlar tartışılmaz. Ama 7-8 metreden çekilen şutta elinizi hem de destek ayağınızın üzerine doğru yönelip kullanırsanız, bu penaltıdır.

Üçüncüsü Ailton-Volkan mücadelesi.. Volkan, Köln’de, Rize’de, Ankaraspor maçında kalesini terk edip rakibinin üzerine dengesizce çıktığı pozisyonlardan birini tekrarladı. Ailton zaten topu kenara çekip penaltı yaptırma niyetindeydi. Volkan sağ ayağını rakibe doğru uzatıp bu fırsatı ona verdi. Bence pozisyon net bir penaltıydı.

Ama Aydınus aut verdi. Volkan topa dokunmadıysa, rakibi de düşürmediyse, o zaman Ailton neden düştü? Kendisini aldatmaya çalıştıysa, sarı kartını neden kullanmadı? Acaba bir sarısı daha olduğu için mi?

Penaltı hakemin takdiridir. Ofsaytlarda kararlar çoğunlukla yardımcıya bakarak verilir. Ama Aydınus’un notunun 7.2 olmasının en büyük nedeni penaltı veremediği pozisyonda Ailton’u atamamasıdır..

Hakem cesur olmalı.. Hata yaparken bile.. Çünkü eyyam yapmak hata yapmak kadar kabullenilebilir bir olay değildir..
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI