Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Beş yıl arayla iki ayrı 'Mübarek' haber

    Hürriyet Haber
    14 Şubat 2011 - 12:55Son Güncelleme : 14 Şubat 2011 - 10:20

    2006 yılında şimdi adı Radikal olan Referans gazetesinde dış haberler muhabiri olarak çalışıyordum. İşimiz ağırlıklı, dünya ekonomisini takip etmekti.

     

    İrem KÖKER hurriyet.com.tr

    Bir gün yurtdışı piyasalarda düşüşler yaşanmaya başladı. Ortada somut bir neden yokken. Haliyle bizim iç piyasaya da satış geldi.

     

    Biz nedenini araştırmaya başlamışken, Londra'da bulunan analistler peş peşe not geçmeye başladı: "Söylentilere göre, Hüsnü Mübarek hayatını kaybetti."

     

    Piyasadaki sert düşüşlerin de nedeni buydu. Piyasanın çalışma sistemi hemen devreye girmişti:

     

    Mübarek'in ölmesi demek, Mısır'ın karışması demek. Mısır karışırsa Ortadoğu'daki dengeler bozulur. Bu da Batı'nın çıkarlarına aykırıdır, enerji satrancı değişir, yabancı yatırımcıların bölgedeki yatırımlarının akıbeti belirsizliğe düşer.

     

    Yani özetle risk artar. Hisse senedi ve gelişmekte olan ülkeler gibi riskli piyasalarda parmaklar "sat" tuşuna basar, ABD tahvili ve altın gibi güvenli yatırım araçları ise satın alınır.

     

    2006'da yaşadığımız da tam olarak buydu. Neyse ki Mübarek birkaç saat sonra yaşadığını dünyaya ilan etti de ortalık yatıştı.

     

    5 YIL SONRA TAM TERSİ

     

    Peki ya dün, yani 11 Şubat 2011 günü ne oldu?

     

    "Gitmez" denilen, vazgeçilmez denilen Mübarek gitti. 5 yıl öncenin aksine sanki bu kez dünya piyasalarına doping verildi. Borsalar yükseldi, petrol geriledi, tahvil fiyatları düştü...

     

    5 yılda ne değişti?

     

    Bu basit fark bile 5 yılda dünyada ve Ortadoğu'da ne kadar çok şeyin değiştiğini ortaya koyuyor.

     

    Öncelikle o dönemde ABD'de Cumhuriyetçiler, yani Başkan Bush vardı.

     

    Neo-con'lar çok etkiliydi.

     

    Irak'ta savaş devam ediyordu.

     

    İsrail'in derdi Filistin'den çok Lübnan'daki Hizbullah'tı.

     

    2000'lerin başında krize giren küresel ekonomi, toparlanmanın zirvesinde, piyasadaki milyarlarca dolar kendine yatırım yapacak yer arıyordu.

     

    O zaman Twitter yoktu, Facebook bu kadar etkili değildi. Wikileaks'i bilen yoktu.

     

    ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ

     

    Şimdi ise Arap dünyasında gerilen fay hatları, minik bir kıvılcımla patladı.

     

    Küresel ekonomik kriz, bu ülkelere yabancı yatırımları azalttı. İşsizlik, özellikle de genç diplomalı nüfusta hızla yükseldi.

     

    İsrail, Lübnan'dan dikkatini daha çok Filistin üzerine yoğunlaştırdı. 

     

    Türkiye, İslam aleminin bam teli olan Filistin konusunda İsrail'e karşı sesini yükseltirken, Araplar kendi liderlerinin sessizliğinden rahatsız oldu.

     

    ABD'de yönetim değişti. 11 Eylül sonrası Afganistan ve Irak'ın işgaline yol açan Bush'un dış politika doktrinin ölümü ilan edildi.

     

    Ve hepsinden önemlisi, teknolojinin gelişmesi, internet erişiminin artması ve sosyal paylaşım siteleri dünyayı hiçbir şeyin gizli kalmadığı bir yere dönüştürdü.

     

    Mısır'da halk, Facebook üzerinden örgütlenerek, meydanda toplandı. Sesini Twitter üzerinden duyurdu, dünyanın desteğini aldı.

     

    Wikileaks, gizli belgeleri ortaya döktü. Tunus'ta halk "first lady"ye tepki gösterirken, Mısır'da Mübarek'in görevini yardımcısı Ömer Süleyman'a devretmesi muhalefet için geçerli bir formül olmaktan çıktı.

     

    Ve elbette El Cezire... Katar devletine ait El Cezire, sanki kendi ülkesinde çok varmış gibi Mısır'da "demokrasi"nin en büyük destekçisi oldu.

     

    Yaptığı yayınlarla kitleleri harekete geçirdi, devrimde başrol oynadı.

     

    Aynı 1990'larda oturma odamıza savaşı canlı getiren CNN gibi bir çığır açtı.

     

    Yani, Soğuk Savaş sonrası değişen dinamiklerin Ortadoğu'yu da etkilemesi için artık şartlar 5 yıl önceye göre daha olgun.

     

    İKİ TARAFI KESKİN KILIÇ

     

    Mısır'da Mübarek gitti.

     

    Sadece Mısır için değil, Ortadoğu ve daha geniş anlamda dünya için bir dönüm noktası.

     

    Peki ordu ne yapacak? Ordunun elinde iki tarafı keskin bir kılıç var.

     

    Bir seçenek söz verdiği gibi demokrasi getirip, Eylül'de seçime gidebilir. Ama o zaman Müslüman Kardeşler gibi İslamcı bir örgütün demokratik yollarla seçilme riski var.

     

    Diğer seçenek de iktidarda kalması. Bu da devrimin boşa yapıldığını, Mısır'ın "tek adam" yönetimleriyle dolu 100 yıllık makus kaderinin değişmediğini gösterecek.

     

    5 yıl sonra geri dönüp baktığımızda, 11 Şubat’a “Nil Devrimi” mi yoksa “Mısır’da darbe” mi diyeceğiz?

     

    ikoker@hurriyet.com.tr

    http://twitter.com/ikoker

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı