Dünya Haberleri

    Berlin’de ‘mecburi evlilik’ arayışı

    Hürriyet Haber
    10.11.2017 - 09:35 | Son Güncelleme:

    Çiftlerden birinin veya her ikisinin de istemedikleri halde ebeveynleri veya ailelerin kararı, daha doğrusu ‘baskıları’ sonucu evlendirilmelerine ‘mecburi evlilik’ denir. Almanya’da ‘mecburi evlilik’ deyince genelde akla Türkler gelir.

    Berlin’de ‘mecburi evlilik’ arayışıZİRA Alman medyasında zaman zaman bu yönde çıkan haberler yüzünden insanlarda, Türkler ve Türk kökenliler arasında mecburi evlilik adeta gelenekmiş gibi bir düşünce hakim olmuştur.
    Ama bugünlerde Berlin’de de bir mecburi evlilik arayışı vardır.
    Hem de yoğun bir biçimde.
    Berlin’deki mecburi evlilik arayışı çiftler arasında değil, partiler arasındadır.
    Hıristiyan Demokrat Birlik Parti (CDU), kardeş parti olarak bilinen Hıristiyan Sosyal Birlik Parti (CSU), Hür Demokrat Parti (FDP) ve Yeşiller, bir aşk evliliği olmadığını bile bile mecburi evlilik yoluyla yeni bir koalisyon hükümeti kurmanın yollarını aramaktadır.
    Çünkü 24 Eylül’de yapılan genel seçim akşamı, tarihinde en büyük yenilgiyi alan Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) başbakan adayı Martin Schulz, sonuçlar şekillenmeye başlar başlamaz, “Bizim yerimiz muhalefet” diyerek CDU/CSU ile 2013 yılından beri sürdükleri büyük koalisyonu bitireceklerini ilan etti.
    İşte bunun üzerine 2005 yılından beri başbakanlık koltuğunda oturan CDU Genel Başkanı Angela Merkel, aynı akşam yeni ortaklar aramaya başladı.

    ***
    Sağ popülist Almanya İçin Alternatif’le (AfD) kesinlikle işbirliği yapmayacaklarını zaten baştan ilan etmişti.
    Sol Parti ile de öyle.
    O yüzden tek alternatif CDU/CSU’nun FDP ve Yeşiller’le birlikte Jamaika Koalisyonu, yani siyah-sarı-yeşil koalisyon oluşturmasıydı.
    Nitekim seçimlerden yaklaşık bir ay sonra Jamaika Koalisyonu pazarlığı başladı.
    Ama müstakbel ortakların seçim programları birbiriyle hiç örtüşmüyordu.
    Bunu Başbakan Merkel de biliyordu.
    Ama her ne kadar arzu etmese de, bu mecburi evlilik planında ısrarlıydı.
    O yüzden de zaman zaman erken seçim sözünü eden müstakbel ortaklara unutun onu uyarısında bulunarak, uzlaşma yolları aramaları önerisinde ısrar etti.
    Nitekim öyle de oldu.
    Seçim kampanyası sırasında 40 milyar euro vergi indirimi sözü veren FDP, bu vaadin çok da mantıklı olmadığını anladı.
    Bu konuda biraz abarttıklarını itiraf eden FDP lideri Christian Lindner, en azından Dayanışma Vergisi’nin kaldırılması halinde bu konuda çok da ısrarcı olmayacakları sinyalini verdi.
    2030 yılından itibaren mazotlu ve benzinli yeni otomobillerin trafiğe çıkmasına izin verilmemesi için seçim kampanyası sırasında yoğun bir atak başlatan Yeşiller de yumuşamaya başladı.
    Yeşiller, bu konuda herhangi bir takvim saptamakta ısrarlı olmadıkları sinyali verdi.
    Yeşiller, fosil yakıtlı (maden kömürü) enerji santrallerinin önümüzdeki 20 yıl içinde tamamen kapatılması, hatta en fazla kirlilik saçan 20 santralin gelecek yasama döneminde kapatılması planlarının da gerçekçi olmadığını gördüler.
    Bu alanda da uzlaşma sinyali verdiler.

    ***
    Şimdi sıra kardeş parti CSU’da.
    CSU, hala göç konusunda üst sınır diyor.
    Yılda en fazla 200 bin sığınmacı.
    Ama çok iyi bir pazarlıkçı olan Başbakan Angela Merkel, kardeş parti CSU’yu da yola getirecektir.
    Yani her ne kadar arzu etmese de, Başbakan Merkel, her şeyi sineye çekip, mecburi evlilik yoluyla 4 yıl daha iktidarda kalmanın yolunu arayacaktır.
    Bu hiç şüphesiz kolay olmayacaktır.
    Ama erken seçim çözüm değildir.
    Böyle bir durumda sağ popülist AfD’nin daha da güçleneceği tehlikesini diğer partiler de kesinlikle gözardı etmeyip mecburi evlilik planına evet demelidir.

     

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı