"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Beraber yaşamaya mecbur muyuz?!

DÜNKÜ köşemde dil öğrenimine evet ama “ayrı okul” kavramı ayrılmayı tetikler, diye yazmıştım. Hem Türklerden, hem Kürtlerden “Beraber yaşamaya mecbur muyuz?” diye tepki gösterenler oldu.

“Benim okulum” kavramıyla Kürt milliyetçiliğinin taleplerine coşkuyla sahip çıkanlar, “Beraber yaşamaya mecbur değiliz” diyorlardı. Diğerleri ise “Demokratikleşme paketleri bunları tatmin etmiyor” diye yazıyorlar, birlikte yaşamanın gittikçe zorlaştığını söyleyerek yine “Mecbur muyuz?” diyorlardı.
Duygusal kopuş fotoğrafları bunlar... Olaylardan da belli zaten, “birlikte yaşama” kültürümüz zedelenmiştir.

NİHAİ HEDEF

Kürt milliyetçiliği talep çıtasını devamlı yükseltiyor. Öcalan 1999’daki savunmasında özerkliği reddediyor, bunun “feodal aşiretsel kalıntıları güçlendireceğini, Kürtlerin yarısı Batı’da yaşadığı için maddi zemininin de olmadığını” söylüyordu! Bugün federasyondan bile daha kopuk nitelikte “demokratik özerklik” adlı totaliter bir yapılanmayı savunuyorlar.
Demokrasi genişledikçe Kürt milliyetçiliği ılımlı bir çizgiye yönelmiyor, siyasi radikalizmi artıyor. Kürt milliyetçiliği siyaseten güçlendikçe, Ortadoğu’daki gelişmelerden de ivme kazanarak, hedefleri konusunda daha açık konuşuyor. “Demokratik konfederalizm” dedikleri açıkça Pan Kürdizm projesidir.
Sürpriz de değildir, bu tip hareketlerin tabiatında bu vardır. Nihai amaç, idealize edilen geniş bir coğrafyada “kendi” idaresini kurmaktır. Yüz yıl önceki Balkan yayınlarına bakınız, her milliyetçiliğin ötekiyle çatışan “megali idea” haritaları vardır.

KATALANLAR VE İSKOÇLAR

Bu tür hareketlerin tabiatı demiştim; işte İspanya’da Katalanların hiçbir eksiği yok, iktisaden de, demokrasi ve “anadilde eğitim” bakımından da... Ama “bağımsızlık referandumu” yapmak için anayasa değişikliği istiyorlar. Önümüzdeki yıl İskoçlar da sınırları belli İskoçya’da bağımsızlık referandumu yapacaklar. Bu örnekler emsal duyguları güçlendiriyor tabii.
Fakat, evvela, Katalunya ve İskoçya’nın sınırları bellidir... İkincisi Katalan ve İskoç milliyetçileri mantar tabancası dahi sıkmazlar, iç yapıları da tamamen demokratiktir.
Evet, milliyetçilik “rasyonel” olmaktan çok “duygusal”dır, bir hissediş tarzıdır. Ayrılmak ne kazandırır, ne kaybettirir; bunu çok da önemsemiyorlar.
İki referandumda da “bağımsızlık” çıkarsa, birkaç gün devam edecek havai fişekli, coşkulu gösterilerden başka, çok önemli toplumsal olaylar yaşanmaz. Çekler ve Slovaklar da böyle ayrıldılar.

GÖVDEYİ YARMAK GİBİ

Bizdeki durum böyle olsa “Birlikte yaşamaya mecbur değiliz” diyenlere hak verirdim. Fakat bizde, evvela, iç sınırlar hiçbir zaman olmadı. Halbuki Avrupai (liberal) anlamdaki özerklik bile bir coğrafya, bir iç sınır gerektirir; nereden çizeceğiz bunu?!
İkincisi, sınırın iki yanındaki büyük kitlelerin karşıt duyguları ve toplumsal hareketleri nasıl kontrol edilebilir?! İç sınırları bulunmayan bir toplumun ayrışmasına dair örnekler dehşet vericidir; bir gövdenin yarılması gibi, Hindistan-Pakistan ayrılmasındaki faciaları bir araştırın!
Üçüncüsü, PKK’nın niteliği ortada! Kürtlerdeki farklı eğilimleri bile infazlarla ezen bir hareket...
Etnik çatışma gibi korkunç ihtimallerden sakınmak için “demokrasi” ve “birlikte yaşama” ilkelerini esas alan çözümler düşünelim diyorum. Bu da PKK’nın belirli aşamada silah bırakmayı kabul etmesini gerektirir, IRA ve ETA bunun örnekleridir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI