Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Benzin yurtsever ya otomobil...

Petrol Ofisi’nin yeni ürünü Yurtsever Benzin ‘BioBenzin’ için hazırlanan reklam filmi gösterime girdi.

Yönetmenliğini Sinan Çetin’in üstlendiği Biobenzin reklam filminde rol alan oyuncular, civar köylerde yaşayan köylülerden seçildi. İki amatör oyuncunun rol aldığı reklam filmi, Petrol Ofisi’nin BioBenzin projesi ile Türkiye ekonomisine, tarım sektörüne, çevreye ve tüketicisine sağladığı katma değerleri anlatmayı hedefliyor. Reklam filminde rol alan başka bir oyuncu ise 2005 model, kırmızı Corvette C5 otomobil... Filmdeki diyalogda, baba otomobilin parasını nereden bulduğunu sorduğunda, oğlu babasına yurtsever benzini anlatıyor. Biobenzin’in ülkenin yurtdışına bağımlılığını azalttığını söylüyor. Buraya kadar herşey güzel. Ama ben Amerikan Corvette takıldım. Filmde BioBenzin’le ülkenin yurtdışına bağımlılığının azaldığı söylenirken, fiyatı yaklaşık 130 bin Euro olan ithal Corvette’nin filmde rol almasını anlayamadım. Filmi yapanların, Türkiye’de üretilen yerli otomobillerden birini kullanması daha anlamlı ve etkili olurdu.

Başbakan uçakla dolaşıyor yolların durumunu görmüyor

Türkiye’nin ilk ve tek haftalık otomobil gazetesi Otoyaşam okuru Dr. Deniz Çakcı, geçen hafta karayollarının içler acısı haliyle ilgili yazdığım yazıyı okuduktan sonra, kendi görüşlerini bizlerle paylaşmış. Ankara-Bursa-Balıkesir-Ayvalık-İzmir-Uşak-Afyon güzergahında bir tatil yolculuğundan dönen Çakcı’nın karayollarında yaşadıkları ibret verici. Umarım, yurtiçi gezilerine uçak veya helikopterle giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu eleştirileri okur ve karayollarının halini bu şekilde görür. Okurumuzun yazısı şöyle: ‘Karayollarının durumuna bakarsanız sadece güneye değil, hiçbir yere otomobille gitmemek gerek. Bu derece ilkel, bu derece düşüncesiz ve de saygısız bir yol yapım çalışması olmaz, olamaz. Daha yapılalı bir ay olmamış yerler eskisinden beter halde. Sıcak zift döken bir aracın arkasında yola çakıl ve kırma taş boca eden bir zihniyet. Sıkıştırmayı trafikteki araçlar gerçekleştirsin diye düşünülmüş. Tabii dökülen taşlar her geçen araçla kurşun gibi çevreye sıçrıyor, fırlıyor. Benim bilançom: Kırık ön cam, kırık sol far, bir sürü çizik ve göçük. Sadece Sarımsaklı ile Altınova arasındaki kısa mesafede 10 dakika içinde camları kırılmış, yolun kenarına çekilmiş onlarca araç gördüm. Daha yapılmadan bozulan, eziyet mekanları haline gelen bu yol yapım anlayışının suçluları kim? Ayvalık-İzmir güzergahında birkaç araç da takla attı, ölümlü kazalar oldu. Bu kazaları sadece aşırı hıza bağlamak doğru mu? Gevşek zeminin ve mıcırın hiç mi suçu yok? Ulaşımın, turizmin ve tarımsal üretimin taşınmasının tepe noktasında olduğu bu dönemde yolun kenarına azami sürat 30 km tabelası asılarak sorumluluktan kaçınılabilir mi?’
X