Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Benzin pompaları, vergi memuru gibi

“BENZİNE yapılan zamla bizim ilgimiz yok”.

Doğru iktidarın hiç ilgisi yok. Benim, senin var. Benzine zammı biz yapıyoruz. Hayır hayır, biz de yapmıyoruz, zammı şu kör olası akaryakıt dağıtıcıları yapıyor.
Yıl başında benzin fiyatı 3 lira 88 kuruş. Dünkü zamdan sonra 4 lira 40 kuruş. Yıl başından bu yana benzine 52 kuruş zam yapılıyor. Yaklaşık yüzde 12 oranında zam. Bizdeki benzin dünyanın en pahalı benzini. Son zamla birlikte, dünyanın daha da pahalı benzini haline geliyor.
Dünyadaki petrol fiyatı ile benzin fiyatı elbette bağlantılı. Ama, dünyada petrol fiyatı düştüğü zaman bile, bizde benzin fiyatları yine artıyor.
Benzin ya da diğer akaryakıt türlerinin fiyatları bizde asıl vergi ile bağlantılı. Benzinde ödediğimiz fiyatın yüzde 70’i devlete vergi olarak gidiyor. Benzinde devletin payı yüzde
98, dağıtım şirketlerinin payı yüzde 1.5.
Yüksek fiyatın altında vergi
politikası yatıyor.
Pompa istasyonlarını AKP iktidarı vergi memuru, vergi tahsildarı gibi görüyor. Benzine sen, ben parayı ödediğimizde, devlet bundan vergiyi anında kesiyor.
HANGİ SERBEST PİYASA
Vergi devletin, iktidarın işi. Benzine zam geldikçe, Maliye ellerini ovuşturuyor. Benzin fiyatını piyasa belirleyebilir ama, vergiyi piyasa düzenlemiyor, iktidar düzenliyor.
Hükümet benzinde fiyatı gerçekten yüksek buluyorsa, çıkaracağı tek maddelik yasayla akaryakıt ürünlerinde vergi oranını düşürür. Ama, işine gelmiyor. Çünkü, benzin pompaları para basıyor. Zahmetsiz vergi topluyor.
Başbakan Erdoğan önceki gün benzin zammını yine serbest piyasaya bağlıyor. Piyasanın belirlediği faiz oranlarını bile sıfırlamaya çalışan Başbakan, benzin zammına gelince, neden serbest piyasaya sarılıyor? Benzin zammına neden seyirci kalıyor?
Çünkü benzinden hiç yorulmadan milyarlarca lira vergi elde ediyor. Tıpkı, telefondaki vergiler gibi.
EMLAKTA KAÇAK
Buna karşılık, emlak vergisinde yüzde 40 vergi kaçağı var. Bunu itiraf eden devletin resmi kurumu, Gelir İdaresi Başkanlığı.
Traktörüne mazot alırken dünyanın en yüksek vergisini ödeyen gariban çiftçi, kentteki gariban şoför yerine, müteahhitlerin üstüne gitmek zor mu? Herhalde öyle ki, bu kadar yüksek vergi kaçağını sadece tespit etmekle yetiniyor.
Fi tarihinde, “Türkiye’de
eğitim sistemi A’dan Z’ye bozuk” itirafında bulunan Milli Eğitim
Bakanı gibi.
Madem yüzde 40 kaçak,
Maliyenin işi ne?

Ali Demir’e kimse yüz vermiyor

ÖSYM tarafından yapılan her sınav yeni bir skandala yol açıyor. Her skandalda gözler ÖSYM Başkanı Ali Demir’e çevriliyor.
Dün telefonda çok yetkili bir siyasetçi ile sohbet ederken, Ali Demir’le ilgili soru soruyorum. Aldığım yanıt aynen şöyle:
“Evet, tatsız. Savcılık soruşturmayı bir an önce sonuçlandırsa iyi olacak. Sonuç açıklansın, her şey belli olur”.
Ses tonu ve devamındaki cümleler gerçekten her şeyi belli ediyor. Her ne kadar Başbakan Erdoğan son konuşmalarında ÖSYM Başkanını savunur bir tavır alıyorsa da, iktidar kanadında Ali Demir’e destek gün geçtikçe azalıyor.
Hiç kuşkusuz, son sözü Erdoğan söyleyecek ama, Ali Demir’e artık kimse yüz vermiyor.

Beşir Atalay’ın kulakları çınlasın

“BASIN Türkiye’de yarı özgür”. Türkiye basın özgürlüğünde 196 ülke arasında 112. sırada, yarı özgür kategorisinde. Bunu biz değil, uluslararası kuruluşlar söylüyor. Yarı özgürlüğün iki çarpıcı rakamı var.
1-İki bin beş yüzden fazla basın davası var.
2-67 gazeteci hapiste.
Her gazeteci içeri girdiğinde, büyüklerimizin “bu yargının işi, biz yargıya karışmayız” sözü yaya kalıyor. Basın özgürlüğünü sağlamak buz gibi siyasal iktidarın sorumluluğunda. Basın özgürlüğü tartışmaları sırasında dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay inciler döktürmüş, “Türkiye’de basın özgürlüğü Amerika’dan fazladır” demişti.
196 ülke arasında 112’inciliği ve yarı özgürlüğü Beşir Atalay’a ithaf edelim. İlahi Beşir Bey.

Baskın neden sadece İzmir’e

İZMİR Büyükşehir Belediyesine mali polisin yaptığı baskın, içtenliğine inandığım çok yetkili bir siyaset adamını gerçekten isyan ettiriyor:
“Bilgimiz yok, ilgimiz yok, pat diye gündeme İzmir baskını geliyor. İktidar olarak, çok ciddi rahatsızlık duyuyoruz, emin olun, ben de sizin gibi düşünüyorum, tam seçim öncesinde olmaz böyle bir şey”.
Tamam, olmaz. Haydi yargıya karışmıyorsunuz, diyelim. Tamam, mali polis savcıdan emir alıyor, baskını öyle yapıyor, diyelim. O zaman soru şu:
“Hakkında yolsuzluk iddiaları bulunan AKP’li belediyeler için savcılar mali polise neden baskın emri vermiyor?”

X