« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Benzer bir yanları yok Kartal sevgisinden başka

İş dünyasının birbirinden farklı üç adamı. Yetişme biçimleri, ruhları, karakterleri, dünya görüşleri arasında uçsuz bucaksız mesafeler var. Ancak Beşiktaş sevgileri ortak. Önce sıradan birer taraftarmışlar, kar, kış kıyamet demeden gitmişler takımlarının ardından. Sonra misyonlar yüklenmiş, takımın sıkışık zamanlarında yönetimde görev üstlenmişler. Sırt sırta vermiş, çok da iyi arkadaş olmuşlar.

Ersin KALKAN
SON GÜNCELLEME
Benzer bir yanları yok Kartal sevgisinden başkaYıllarca ayrı, uzak koltuklarda BJK için coşup, neşelenip, kederlendikten sonra loca çıkıyor ortaya, yanyana geliyorlar. Loca hikayesi bundan 12 yıl kadar önce başlıyor. Futbol sahalarına locayı getiren ilk takım Galatasaray. GS, Ali Sami Yen Stadyumu’nda önce VİP koltukları oluşturuyor, ardından loca sistemine geçiyor. Bunu Beşiktaş takip ediyor. Fenerbahçe kervana sonradan katılıyor. Ama hakkını teslim etmek gerekiyor ki, Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’ndakiler Türkiye’deki en estetik, en konforlu ve hizmeti en iyi olan localar. Beşiktaş’ınkiler de fena sayılmaz ama daha dar bir alana sıkıştırılmış.Beşiktaş’taki ilk locanın ilk talibi İhsan Kalkavan olmuş. Bastırmış parayı ve "bunca çileden sonra biraz rahat edeyim, takım kazansın ben de bir süre kendime şöyle bir konfor çekeyim" diyerek girmiş locaya. Önceleri iyi gelmiş. "Yaz demeden, kış demeden, taa sekiz yaşımdan beri BJK nerede ben oradayım. Yağmurda, karda, fırtınada, rüzgarda... Eh işte insan buna belli bir zaman dayanıyor. Sonunda rahat ettim amma velakin..." diyerek loca ile tribünler arasındaki farkı anlatmaya geçiyor.Loca tribünler gibi canlı ve hareketli değil. Burada adeta izole oluyor, havaya giremiyorsunuz. Kalkavan’a göre, dışarıda soğuğu yemek, kuyruklarda olmak, yağmurda, çamurda beraber bağırmak gerekiyor takım ruhunu yakalayabilmek için. Çünkü oturarak maç seyretmek mümkün değil. Locada televizyon olması da engelliyormuş atmosfere dahil olmayı...* Burhanettin Demir ve Cemil Kazancı da ayakta maç izleyenlerden. Demir, "Eh burada oturarak maç seyretmeyince, loca bir çırpıda tribüne dönüşüyor" diyerek İhsan Kalkavan’ın aksine havaya girebildiğini ima ediyor. Cemil Kazancı ise arada bir tribünlere kaçıp taraftarların arasına karışarak gazını aldığını itiraf ediyor. İhsan Kalkavan, "Bir miktar yaşlandığımızdan mıdır nedir, burada eski heyecanı yakalayamıyorum" deyince iki arkadaşı birden itirazlarını bildiriyor. Demir, "Bakma İhsan Bey’in öyle söylediğine, o hepimizden daha hareketli ve heyecanlı" diyor.Bence de itirazlarında haklılar. Sabahın sisi dağılmak üzereyken loca girişinde buluşuyoruz Kalkavan’la. Çünkü erken gelmiş. Diğerlerini beklerken kapıda ayaküstü sohbete koyuluyoruz. İkimiz de Haliç kıyısında farklı zamanlarda doğmuş ve Fener’de iki sokak ötede büyümüşüz. Benim abilerim İhsan Bey’i iyi tanıyor. "İşte o sokaklarda başladı benim Beşiktaşlı olma serüvenim" diyerek geçmişe doğru uzanıyor Kalkavan. Bu sırada diğer iki hasta Beşiktaşlı da aramıza katılıyor. Stadyumdan içeri doğru süzülürken, Kalkavan’ın heyecanlandığını fark ediyorum. "Her seferinde bu kapıdan ilk kez giriyormuşum gibi geliyor" diyerek açıklıyor ruh halini. İhsan Bey ilk kez amcası Dr. Nurettin Kalkavan’la Fener’den yola çıkıp İnönü’ye gelmiş. Stadyumda iki kule var. Şimdi önü panolarla kapanmış olan kuleleri işaret ederek anlatıyor: "Buralarda stad görevlileri ikamet ederdi. Amcam da onların doktoruydu. Çok severdiler onu. Biz her gelişimizde maçı oradan izlerdik."İlk gelişini dün gibi hatırlıyor. Bayram yeri gibiymiş ortalık. Seslerin, marşların, haykırışların içinde kaybetmiş kendini. O sırada sekiz yaşındaymış. Sonraki hafta, manyetolu telefondan gizlice Nurettin amcasını arayıp kendisini maça götürmesi için diller dökmüş. Amca da çok sevdiği yeğenini kıramamış ve hikaye böyle devam etmiş.*Bu bayram tam bir yıl sürmüş ve dokuz yaşına geldiğinde ailesi Mersin’e taşınmış. "Doğup büyüdüğüm sokakları ve Beşiktaş’ın maçlarını çok özlüyordum. Geceleri rüyalarıma giriyordu her ikisi de." Sonra 1960 ihtilali olmuş. Bir zamanlar Armatörler Birliği’nin efsanevi başkanı ve İhsan Bey’in amcası olan Ziya Kalkavan bu sırada BJK Başkanlığı koltuğuna oturmuş. Ve böylece Beşiktaş sevgisi içinde kökleşmiş.Burhanettin Demir ise 1976’da 13 yaşındayken gelmiş ilk BJK maçına. Onu da amcası Dr. Bülent Demir getirmiş. O da Beşiktaş - Bursaspor maçında çok heyecanlanlandığını anlatıyor. Cemil Kazancı da 10 yaşında girmiş tribünlere ve bir daha da çıkmamış...Aslında hasta Beşiktaşlı bu üç adamın da ayrı locası var. Ama maç başladıktan sonra coşkularını beraber paylaşmayı seviyorlar. Kalkavan’ın locasına daha çok ailesi ve şirket çalışanları geliyor. 1991’de Tevfik Yamantürk’le geldikleri Galatasaray - Beşiktaş maçını hiç unutmuyor Kalkavan. İlk yarıda Beşiktaş bir gol yiyince İhsan Bey çok heyecanlanmış ve tribün kafesine tırmanmış. Tam bu sırada ikinci gol gelmiş. O kadar büyük bir umutsuzluğa kapılmış ki kendini taşıyamaz olmuş. Ellerini bırakmış ve kafa üstü yere düşmüş. Bayılıp kalmış taşın üstünde. Kalabalıkta kimse fark etmemiş Kalkavan’a ne olduğunu. Ancak Beşiktaş bir gol atınca kendine gelmiş ve maçı sonuna kadar izlemiş. Karşılaşmanın ardından başağrısı artınca hastaneye gitmiş. Gerekli tetkikler yapıldıktan sonra doktor, beyin sarsıntısı geçirdiğini söylemiş. Acil müdale odasında doktor "nasıl oldu da bu kadar zaman ayakta kalabildiniz anlayamadım" deyince Kalkavan uzandığı sedyede gülerek şöyle demiş: "İyi ki takım gol attı. Beşiktaş gol atamasaydı belki bir daha ayağa kalkamayacaktım doktor!"Kim onlar? Üçü de işadamı. Biri Asya Finans ve çok sayıda şirketin patronu İhsan Kalkavan, ikincisi Aksa Jenaratörleri’nin sahibi ve Futbol Federasyonu üyesi Cemil Kazancı, üçüncüsü Beşiktaş Kongre üyesi Burhanettin DemirNe zamandır buluşuyorlar? Dört yıldırNe sıklıkla? Her Beşiktaş maçındaNerede? Daha çok İnönü Stadyumu’ndaki locadaBuluşunca ne yapıyorlar? Beşiktaş’ı destekliyorlarSoldan sağa: Cemil Kazancı, İhsan Kalkavan ve Burhanettin Demir


Bunları da Beğenebilirsiniz