Gündem Haberleri

    Benim ülkem

    Ünsal Turan / Kopenhag
    18.07.2012 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Benim ülkem Türkiye'm. Danimarka'dan Türkiye'ye tatil yapmaya gelince uçak, İzmir semalarında iken, Danimarkalılara şöyle bir bakıp içimden "Benim ülkem" diyorum. Neden mi? Çünkü ülkemi çok seviyorum. Ah bir de iyi yönetilse.

    İzindeyim, aklım Danimarka'da, işimde. Kuşadası'ndaki yazlığımı satılığa çıkarmıştım. Türkiye'nin kötü yönetilmesi, çarpıklıklar, düzensizlikler beni yıldırmıştı.

    Yazlığıma geldiğimde beni her yıl olduğu gibi büyük bir sevgi, sıcak duygular ile karşılayan komşularımın ilk sözü "Kaldır o satılık levhasını" oldu.

    "Sizleri çok seviyoruz ve evinizi satıp buradan gitmenizi istemiyoruz" sözleri beni etkiledi. Onlardan güzel, övgü dolu sözleri ilk defa işitmiyorum. Ama nedense bu kez bir başka etkisi oldu. Aile meclisinin (eşim ve iki torunum) kararı ile satılık levhasını kaldırmak için pergulenin üzerine çıktım.

    Karşı komşularımdan bir alkış. Kendimi büyük bir sahnede hissetim. Bir sanatçı edası ile onların alkışlarına "Sizlerin sevgisine layık olmaya çalışıyorum. Bizler de sizleri  çok seviyoruz ve bir daha asmamak üzere satılık levhasını söküyorum" diye cevap verdim. Tekrar alkışlar arasında levhayı söktüm. İşte benim ülkem.

    Danimarka'da komşuluk ilişkileri, insanı ilişkiler, duygusal ilişkiler yerini daha çok menfaat ilişkilerine bırakmış. Ama ülkemde, hele benim komşularımda öyle değil.

    Ancak ne var ki Türkiye'de, Alanya ve Didim bölgesine büyük yatırımlar yapan Danimarkalı dostlarımın yardım taleplerini alınca Türkiye'de herkesin komşularım kadar dürüst, hassas, insancıl olmadığını anladım.

    Yaklaşık 2 trilyon zarara uğratıldıklarını söyleyen Danimarkalı doslarıma hem tercümanlık yapmak hem de destek olmak için birlikte Didim'e gittim. Onları dolandırdığı öne sürülen kişinin açmış olduğu davanın geri çekilme duruşması vardı.

    Hakim duruşma solonuna gayri ciddi, lakayt bir şekilde girdi. Danimarka'da mahkeme salonlarında gördüğüm cidiyet, hukuk otoritesini göremedim. Sanki karşı taraf ile anlaşmış, taraf tutar gibiydi.

    Danimarka'da, mesleğim gereği mahkeme salonlarında çok sayıda duruşma izlediğim için oradaki fark ile Didim mahkemesindeki farkı gördüm. Tabi diğer duruşma hakimlerini aynı zan altında bulundurmak istemiyorum. Sadece gördüklerimi ve yaşadıkları yazabiliyorum.

    Danimarkalı dostlarıma acıdım. Bir tarafta kendilerini sürekli tehdit ettiği ve dolandırdığı öne sürülen bir şahıs ki bunu bölge halkı da doğruluyor, diğer tarafta 6 yıldır haklarını almak için uğraştıkları Türk adaleti ve onun utandıran temsilcisi. Bir Türk olarak utandım. Danimarkalı dostlarıma acıdım.

    Tavsiyelerle Türk makamlarına ve adaletine güvenerek ülkemizde yatırımlar yapmışlar. Ama savcı bile "Neden Türkiye'de yatırım yapmışlar? Neden bu kadar büyük yatırım yapmışlar? Neden bir ev değil de çok sayıda almışlar? Neden 20 dönüm arazi almışlar?" diye adeta suçlayarak şikayetlerini dinlemiş.

    Peki böyle mi olması gerekirdi? Yazık değil mi bu insanlara 6 yıldır Danimarka gibi uzak bir ülkeden gelip gidiyorlar. Savcılar, hakimler, bağımsız Türk adaletini temsil etmiyorlar mı? Tarafsız olmaları gerekmiyor mu?

    Demek ki öyle olmuyor. Tıpkı adını vermek istemediğim bazı davalarda olduğu gibi.

    Umarım Adalet Bakanı, Adalet Komisyonu, dürüst siyasiler (kaldı ise) bu yazımı okurlar ve bana konu hakkında soru yöneltirler ben de onlara olanı biteni anlatırım ve adaletin tescil etmesini sağlarlar. Danimarkalı da olsa, Türk de olsa, bağımsız adalet, bağımsız ve tarafsız resmi makamlar hepimize gerekli.

    Ben her şeye rağmen dürüst savcıların hakimlerin var olduğuna inanıyor ve Türk adaletine güvenmek istiyorum. Danimarkalı dostlarıma da bunu kabul ettirmeye çalışıyorum.

    Hükümet, Türkiye'nin AB'nin bir parçası olmasını, halkını adaletli, huzurlu, demokratik, herkesin eşit haklara sahip olduğu bir ülkede yaşatmak istiyorsa bu konulara duyarlı olmak zorundadır. Umarım, Türkiye bir gün, katillerin, soyguncuların serbest bırakıldıkları, her yerde cirit attıkları bir ülke değil, gazetecilerin, milletvekillerinin, sendikacıların, demokrasi aşıklarının özgür olduğu bir ülke olur.

    Her şeye rağmen burası benim ülkem.     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı