"Nil Karaibrahimgil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nil Karaibrahimgil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nil Karaibrahimgil

Benim mutsuzluğum birilerini mutlu etti

Bir yaz günüydü. Rengarenk sayfalı dedikodu dergisini, laf olsun diye karıştırıyorduk.

Dört ‘ünlü’ kişiydik. Sayfaları çevirirken, ‘a!’ diyorduk, ‘bunlar beraber mi?!’, ‘bu buraya mı gitmiş?’, ‘bunlar ayrılmış mı?’, ‘bu bunu mu demiş?!’... Hepsine de inanıyorduk. Derken, bizimle ilgili haberler görmeye başladık ilerleyen sayfalarda. Kahkahalarla güldük! Hahah, kim uydurmuş bunları diyip geçtik. Hepsi palavraydı. Peki ya önceki sayfadaki arkadaşlar? Onlarınkine niye inanmıştık? Bizimki deli saçmasıydı da, onlar niye gerçeğin ta kendisiydi? Asıl gülünecek olan buydu. O dergilerin varoluş sebebi, hayatı renkli diye düşündüklerimizin hayat dramlarını paylaşarak, kendini kötü hissedenlere teselli olmaktı. Bir keresinde bana bir gazeteci, pat diye söyleyivermişti: Kötü haber, haberdir.
Bir fıkra var ya Papa’yla ilgili. Papa, uçaktan iner. İner inmez bir gazeteci sorar, “Şehrimizdeki geneleve gittiniz mi?”, Papa şaşkın sorar: “Yoo, burada genelev mi var?”. Ve alın size manşet: PAPA ŞEHRE İNER İNMEZ GENELEV VAR MI DİYE SORDU! Yalan  mı? Değil. Gerçek mi? Değil. İşte başlıklar diyarı, ne yazık ki, çoğu zaman böyle bir yer.
Kendimden örnek vereyim...
İki hafta önce, babamla beraber ilk defa bir röportaj yaptık. Güzel güzel sohbet ettik. Fakat, takdir edersiniz ki, pek sansasyonel değiliz. Sizin için sıkıcı sayılabiliriz yani. Her şeyin yolunda olduğu bir aile hayatı işte. Derken soru geldi: Kızınızın evlenmesini ister misiniz? Babam: “İsterim tabi ama Nil’e bu konuda baskı yapmayız. O ister evlenir, ister evlenmez kendine kalmış.” Parantez açayım, babam hayatında bir gün bile bana, ya da anneme, Nil evlense dememiş biridir. Beni kendine saklar, hepsini o hesaplar :) şaka bir yana, bu konu böyle geçti. Nurtopu gibi bir başlığımız oldu: NİL EVLENSİN İSTİYORUM! Okuyunca, babam ne diyecek bu başlığa diye düşündüm. Röportajı yapan tatlı bir insandı ve bize başlığı kendisinin atmadığını ve üzgün olduğunu belirten, çok düşünceli bir mesaj attı. Ama çok geçti. Çok geçmeden, bir tane daha geldi...
Hafta sonu, Numberone’da “Nil haftasonu”ydu. Güzel bir röportaj yaptık. Derken, şu soru geldi: Siz her zaman böyle mutlu musunuz?
Cevap verdim: Her zaman mutlu değilim. Herkes gibiyim. Hatta sakin ve hüzünlü bir yanım var, pek dışarıya çıkmayan. Alın size kırmızı başlıklı kızımız: MUTLU DEĞİLİM!
Arayanlar soranlar, nooldu diyenler... Bir de koymuşlar, loş bir resmimi. Tadından yenmiyor haber. Neyse canım, benim mutsuzluğum birilerini mutlu ediyorsa, feda olsun. Ben değil miydim, insanları mutlu etmeye ve ilham vermeye geldim diyen... Başlığa dikkat :)

X